Murat Şenkul, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ile Türkiye arasında imzalanan ve internet ile elektronik haberleşme altyapısını kapsadığı belirtilen protokole sert tepki gösterdi. Şenkul, söz konusu anlaşmanın içeriğinin yeterince incelenmeden imzalandığını savunarak, hükümeti ağır ifadelerle eleştirdi.

“Ciddi Bir Gelişime İhtiyaç Var Ama…”

Şenkul, KKTC’de internet ve iletişim altyapısının geliştirilmesi gerektiğinin tartışmasız olduğunu belirtti. Ancak bu ihtiyacın, devletler arası bir protokol kapsamında verilen imtiyazın içeriğinin yeterince değerlendirilmeden karşılanmaya çalışıldığını öne sürdü.

Belediye Başkanı, protokolün hem KKTC hükümeti tarafından hem de Türkiye Cumhuriyeti tarafından onaylandığını hatırlatarak, anlaşmanın Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden (TBMM) geçtiğine dikkat çekti.

“Devletler Arası Anlaşma Ama İmtiyaz Şirkete”

Şenkul’un açıklamasında en dikkat çeken nokta ise protokolün niteliğine ilişkin değerlendirmesi oldu. Anlaşmanın devletler arası bir çerçevede sunulmasına rağmen, fiilen bir şirket lehine imtiyaz doğurduğunu savunan Şenkul, şu görüşü dile getirdi:

“Bu hak Türkiye’ye değil, Türk Telekom kimin ise ona veriliyor.”

Sendikalar, fiber optik protokolüne karşı Meclis önünde eylemde
Sendikalar, fiber optik protokolüne karşı Meclis önünde eylemde
İçeriği Görüntüle

Bu ifadeyle Şenkul, anlaşmanın kamu yararı yerine belirli bir şirket lehine sonuç doğurabileceği yönünde kaygı taşıdığını ortaya koydu.

Türk Telekom ve Varlık Fonu Vurgusu

Şenkul ayrıca Türk Telekom’un mevcut yapısına atıfta bulunarak, şirketin Türkiye Varlık Fonu bünyesinde bulunduğunu hatırlattı ve “Bugün Varlık Fonu’nda, peki yarın nerede olacak?” sorusunu yöneltti.

Bu sözlerle, ileride yaşanabilecek olası özelleştirme ya da hisse yapısındaki değişiklikler üzerinden, KKTC’de verildiği iddia edilen imtiyazın uzun vadeli sonuçlarına dikkat çekti.

Siyasi Partilere Çağrı

Şenkul, açıklamasının sonunda Ulusal Birlik Partisi (UBP), Yeniden Doğuş Partisi (YDP) ve Demokrat Parti (DP) mensuplarına çağrıda bulunarak, “devletin ve halkın malına sahip çıkma” çağrısı yaptı. Konunun Türkiye–KKTC ilişkilerinden ziyade, kamu malı ve gelecek nesillerin haklarıyla ilgili olduğunu savundu.