Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili ve Dış ilişkiler Sekreteri Fikri Toros, Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun bugün yaptığı açıklamalara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toros, Bakan Ertuğruloğlu’nun Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman’a ve çözüm vizyonuna yönelik ifadelerini dikkatle takip ettiğini belirterek, çözüm iradesinin “KKTC’yi ortadan kaldırmak” şeklinde tanımlanmasının gerçekliği yansıtmadığını vurguladı.
“Halk çözüm istiyor”
Toros açıklamasında, Kıbrıs Türk halkının Ada’daki siyasi sorunun çözümlenmesini istediğini belirterek, Cumhurbaşkanı’nın uluslararası hukuk zemininde ve Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri himayesinde müzakere yürütme iradesinin çarpıtıldığını ifade etti. Bu yaklaşımın halk iradesine saygısızlık anlamı taşıdığını dile getirdi.
Kıbrıs sorununun bugüne kadar Birleşmiş Milletler parametreleri çerçevesinde toplumlararası müzakereler temelinde ele alındığını hatırlatan Toros, bu çerçevenin siyasi eşitliğe dayalı iki toplumlu ve iki bölgeli federal çözümü tarif ettiğini kaydetti.
“Dört maddelik metodoloji akademik tez değil”
Toros, geçmiş süreçlerde yaşanan başarısızlıkların tekrarlanmaması ve karşılıklı kabul edilebilir bir siyasi anlaşmaya varılabilmesi amacıyla ortaya konan dört maddelik müzakere metodolojisi önerilerinin bir “akademik tez” olmadığını belirtti.
Bu önerilerin, Crans-Montana Konferansı’na kadar yürütülen müzakere birikiminin, elde edilen yakınlaşmaların ve BM Genel Sekreteri’nin özümsediği uluslararası barış tesisi yöntemlerinin bir örneği olduğunu ifade etti. Metodoloji tartışmalarını küçümsemenin, geçmiş süreçlerin neden kesintiye uğradığını görmezden gelmek anlamına geleceğini söyledi.
“Diplomasi sloganla yapılmaz”
Toros açıklamasında, diplomasinin uluslararası hukukta karşılığı olmayan sloganlarla yürütülemeyeceğini vurgulayarak, Kıbrıs sorununun durağan olmadığını ve mevcut statükonun sürdürülebilir olmadığını kaydetti.
Kapsamlı çözüm müzakerelerinin yeni bir başarısızlığa fırsat vermeyecek şekilde kurgulanması gerektiğini belirten Toros, önümüzdeki sürecin aciliyet, sonuç odaklılık ve stratejik akıl prensiplerine bağlı yöntemlerle yürütülmesinin halkın çözüm iradesine karşı siyasal bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
“Uluslararası zemini terk etmek müzakere alanını ortadan kaldırır”
Uluslararası hukukta karşılığı olmayan bir siyasi pozisyonun Kıbrıslı Türkleri daha da yalnızlaştıracağını savunan Toros, dönüşümlü başkanlık ve federal devletin karar mekanizmalarında en az bir olumlu oyla etkili katılımın önceden güvence altına alınmasının sonuç odaklı bir sürecin anahtarı olduğunu belirtti.
Toplumlararası müzakere yerine “devletler arası müzakere” söyleminin mevcut uluslararası statü gerçeğiyle uyumlu olmadığını dile getiren Toros, Kıbrıs Türk tarafının masadaki statüsünün halk iradesine ve BM çerçevesine dayandığını kaydetti. Bu zeminin terk edilmesinin müzakere alanını genişletmeyeceğini, aksine ortadan kaldıracağını ifade etti.
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde halkın ortaya koyduğu güçlü iradenin çözüm vizyonundan ayrı yorumlanamayacağını vurgulayan Toros, Kıbrıslı Türklerin geleceğinin siyasi eşitlik temelinde haklarını güvence altına alacak ve halkı dünyayla bütünleştirecek sürdürülebilir bir çözümde olduğunu belirtti.
Toros, statükoyu sonlandıracak kapsamlı çözüme yönelik siyasi iradeyi savunmaya devam edeceklerini kaydetti.






