İsviçre Büyükelçisi Christoph Burgener ve İki Toplumlu Barış İnisiyatifi’nin ev sahipliğinde düzenlenen toplantıda konuşan Asım Akansoy, Kıbrıs’ta statükoyu yıkacak rasyonel bir çözüm vizyonu ortaya koymak gerektiğini belirtti. Efesli Herakleitos’un “Aynı derede iki kez yıkanılmaz” felsefesiyle geçmişin miyadını doldurmuş şablonlarına meydan okuyan Akansoy; federal anayasal mimari, hukuki öngörülebilirlik kalkanı ve Doğu Akdeniz enerji jeopolitiği ekseninde "herkesin kazanacağı" yeni bir küresel ortaklık modelini vurguladı

Akansoy: "Geçmişin Statik Ezberleri ile Gelecek İnşa Edilemez"

Konuşmasına küresel sistemin ve coğrafyanın kaçınılmaz bir kabuk değişimi içinde olduğunu vurgulayarak başlayan Asım Akansoy, statik siyasi kalıpların adayı bir yere taşımayacağını belirtti. Akansoy, çözümün ancak tüm tarafların rasyonel çıkarlarını gözeten bütünsel bir "kazan-kazan" vizyonuyla mümkün olabileceğini ifade ederek şu çarpıcı vurguyu yaptı:

“Bugünün dünyasında hiç kimse tek başına kazanamaz; ama ortak akılla inşa edilecek bir gelecekte herkes kazanabilir. Düzeni kuracak olan güç bir 'üst akıl' değil, demokrasinin özü olan 'ortak akıl' olmalıdır.”

"İsviçre Modeli" ile İçsel Denge: Güvenlik, Eşitlik ve İşlevsellik

Siyaset biliminin "Uzlaşmacı Demokrasi" modelini Kıbrıs şartlarına uyarlayan Akansoy, İsviçre modelinin iki toplumun da varoluşsal korkularını aynı anda dindirebilecek bir kurumsal tasarım olduğunu söyledi ve tarafların kazançlarını şöyle sıraladı:

Kıbrıslı Türkler İçin Güven ve Eşitlik: Aşağıdan yukarıya inşa edilecek bir federasyonda kurucu devlet yapısı anayasal güvenceye kavuşacak. Yerel yönetimde tam yetki ve federal yürütmede “Dönüşümlü Başkanlık” sistemiyle Kıbrıslı Türklerin siyasi eşitliği sarsılmaz bir güvenceye bağlanacak.

Kıbrıslı Rumlar İçin İşlevsellik ve Bütünlük: Devletlerin yetkilerinin net bir şekilde ayrılması, Kıbrıslı Rum siyaset yapıcıların en büyük endişesi olan merkezin tıkanması ve işlevsellik riskini ortadan kaldıracaktır.

Ortaya çıkacak "Tek Uluslararası Kimlik, Tek Egemenlik ve Tek Vatandaşlık" yapısı, ve toprak bütünlüğü hepimizin hassasiyetlerini tam anlamıyla karşılayacak.

En Büyük Koz: Gri Alanı Bitirecek "Hukuki Öngörülebilirlik Kalkanı"

Arhun: “Kamu maaşlarına müdahale edilememesi tüm alanları olumsuz etkiliyor”
Arhun: “Kamu maaşlarına müdahale edilememesi tüm alanları olumsuz etkiliyor”
İçeriği Görüntüle

Yarım asırlık statükonun adanın etrafında ördüğü "gri hukuk duvarının" yarattığı ağır finansal ve operasyonel risk maliyetine dikkat çeken Akansoy, uluslararası hukuka uyumlu federal bir ortaklığın muazzam bir koruma kalkanı sağlayacağını belirtti:

Mülkiyet Patlaması: Milyarlarca dolarlık mülkiyet uyuşmazlıkları tarafsız komisyonların hukuki çerçevesiyle çözülecek. Toprak ve mülk üzerindeki belirsizlik bittiğinde, adanın her iki tarafında gayrimenkul ve altyapı değerlerinde "rasyonel bir patlama" yaşanacak.

Deniz Hukuku ve Tescilli Sınırlar: Doğu Akdeniz’deki Münhasır Ekonomik Bölge (MEB) sınırları netleşerek tescilli hukuki sınırlara dönüşecek, kıyıdaş devletler arasındaki egemenlik ihtilafları tamamen son bulacak.

Küresel Entegrasyon: Kıbrıslı Türklerin ekonomik yapısı legal zemine kavuşarak küresel finans sistemine entegre olurken, Kıbrıslı Rumların önündeki liman ve hava sahası engelleri kalkacak. Hukukun üstünlüğü, adayı spekülatif sermayenin değil, nitelikli küresel yatırımların çekim merkezi yapacak.

Enerji Jeopolitiğinde Akansoy Vurgusu: "Türkiye Enerji Denkleminde Merkez Üs Olacak”

Akansoy, Doğu Akdeniz’deki doğal gaz kaynaklarının mevcut haliyle donanmaların karşı karşıya geldiği askeri ve finansal bir risk unsuru olduğunu, ancak netleşen hukuk zemininde devasa bir ekonomik kaldıraca dönüşebileceğini hatırlattı. Doğu Akdeniz gazının küresel pazarlara ulaşması için en kısa ve en düşük maliyetli rotanın Kıbrıs ve Türkiye üzerinden geçtiğinin altını çizen Akansoy, bölgesel aktörlerin kazancını şu sözlerle özetledi:

“Kıbrıs’ta bu modeli hayata geçirdiğimiz an, yatırımcılar için askeri risklerden uzak güvenli bir liman doğacak. Kıbrıslı Türklerin haklarının federal anayasayla tescillendiği bu çözümle Türkiye, enerji denkleminden dışlanmak yerine Doğu Akdeniz gazını dünya piyasalarına taşıyan hayati bir bölgesel enerji üssü (hub) haline gelecektir. Bu istikrar, Ankara-AB ilişkilerindeki kurumsal tıkanıklıkları da hızla aşacaktır. Yunanistan ise devasa savunma bütçesi yüklerinden kurtularak istikrarlı ticaret hatlarının lojistik ortağı olacaktır.”

AB Şemsiyesi ve Sinerji: "Çözüm Bir Mali Yük Değil, Dev Bir Kalkınma Projesidir”

Birleşik Kıbrıs’ın zaten bir Avrupa Birliği üyesi olacağının altını çizen Akansoy, İsviçre modelinin kurumsal gücünü AB Müktesebatı ile birleştirerek benzersiz bir sinerji yaratacaklarını ifade etti:

Varoluşsal Korkulara Karşı Derogasyonlar: Bireysel haklar ve mülkiyet güvenliği AB Adalet Divanı güvencesine alınırken, Kıbrıslı Türklerin nüfus dengesini ve devlet yapısını koruyacak özel istisnalar (derogasyonlar) AB hukukuyla tescillenecek.

İzolasyonların Sonu: Kuzeyde AB müktesebatının askıdan indirilmesiyle ve yol boyunca alınacak kararlarla, Kıbrıslı Türkler izolasyonlardan tamamen kurtulacak; Avrupa pazarlarına ve serbest ticarete doğrudan erişecek.

Küresel Finansman ve Yapısal Fonlar: AB’nin Yapısal Uyum Fonları devreye sokularak kuzeyin ekonomik seviyesi güney seviyesine çekilecek. Akansoy'a göre bu destek, çözümü toplumlara mali yük bindiren bir süreç olmaktan çıkarıp, küresel olarak finanse edilen dev bir kalkınma projesine dönüştürecek.

Barışın Toplumsallaşması: "Katılımcı Demokrasi ile Kilitleri Halk Açacak”

Sadece liderlerin imzaladığı barışların kalıcı olamayacağını vurgulayan Akansoy, çözümün kök salması için halkın bizzat oyun kurucu olması gerektiğini belirterek İsviçre modelinin "Doğrudan Demokrasi" araçlarını Kıbrıs için bir kilit açıcı olarak önerdi:

Vatandaş Meclisleri ve Dijital Katılım: Örneğin, İsviçre modeli çerçevesinde sadece sandıktan sandığa işleyen bir yapı yerine; çevre, dijital dönüşüm ve yerel kalkınma gibi ortak sorunlarda iki toplumun gençleri ve sivil toplum örgütleri dijital demokrasi araçlarıyla federal yasa tasarılarına doğrudan katkı koyabilir.

Referandum Kültürü ile Kilitleri Açmak: Siyasetçilerin uzlaşamadığı ve federal meclisin tıkandığı anlarda, halkın belirli bir imza sayısıyla önerebileceği referandum mekanizması devreye girebilir. Akansoy, "2004 yılındaki travmatik referandum deneyimini, İsviçre’nin yaşayan, dinamik ve yapıcı referandum kültürüyle dönüştürmek zorundayız" diyerek kararlılığını ortaya koydu.

Akansoy’dan Tarihi Çağrı

Konuşmasının sonunda; adadaki iki topluma, Ankara’ya, Atina’ya, Londra’ya, Brüksel’e ve Washington’a açık bir çağrıda bulunan Akansoy, vizyonunu şu sözlerle mühürledi:

“Gelin, Kıbrıs’ta federal çözümü bir dayatma olarak değil, yeni yüzyılın en büyük jeopolitik ve ekonomik fırsatı olarak görelim. Siyasi eşitlik ekseninde kurgulanmış, adil ve örnek bir ortak yaşam alanına dönüştürelim. 'Az olsun benim olsun' değil, 'Çok olsun hepimizin olsun' diyelim. Gelecek nesillere coğrafyasının zenginliğini çatışmayla heba etmiş bir Kıbrıs değil; enerjisini, coğrafyasını ve adaletini tüm tarafların kazandığı küresel bir refah projesine dönüştürmüş federal, güçlü ve barışçıl bir Kıbrıs bırakalım.”