AKEL Genel Sekreteri Stefanos Stefanu “Haravgi” gazetesinde yayınlanan röportajda, okulların içinde bile faşizanlaşma belirtileri gözlemlendiğine, bu durumun toplumsal açıdan neyi gösterdiği ve nasıl karşı koyulması gerektiğine ilişkin soruya yanıtında, faşizanlaşmanın artışının sadece okullarla sınırlı olmadığını, bu durumun genel olarak toplumun içinde yaşanmakta olduğunu söyledi.
Bunun otoriter, antidemokratik ve nefret düşüncelerinin ve pratiklerinin sanki normalmiş gibi gösterildiği adım, adım sürdürülen bir toplumsal ve siyasal süreç olduğunu ifade eden Stefanu; Böylesi bir atmosfer içerisinde şiddetin, “gerekli bir kötülük” olarak gösterildiğini, şiddete yönelik bir hayranlık geliştirildiğini ve hakların çiğnenmesi pahasına da olsa “düzen ve güvenliğin olması” gerektiği algısının giderek oldukça popüler hale geldiğini belirtti.
Hatta bu algının, Meclis’te gösterilerin bastırılmasına yönelik hükümetin otoriter yasa tasarısının görüşülüp çoğunlukla kabul edilmesi sırasında da hâkim olduğunu hatırlatan Stefanos Stefanu bu atmosferin sadece aşırı sağ tarafından değil, diğer siyasi çevreler ve siyasetçilerden de aşırı sağcı davranışların ortaya koyulması açısından son derece elverişli olduğunu kaydetti.
Kısa bir süre önce ressam Yorgos Gavriil’in eserleriyle ilgili olarak yaşananları hatırlatan Stefanu bu konuyu aşırı sağın gündeme getirdiğini, ancak topluma taşıyıp tehlikeli bir kargaşaya yol açanın DİSİ Genel Başkan Yardımcısı olduğuna işaret etti. Diğer partilerin de peşinden gitmesiyle fanatizm ve nefret ikliminin daha da güçlendirildiğini söyleyen Stefanos Stefanu “AKEL, tüm bu aşırı gerginliğe karşı durdu. Toplumun faşizanlaşmasına, Yorgos Gavriil’in evine yapılan bombalı saldırıya ya da okullardaki Nazi selamları gibi olgulara ve bunları üreten sürece karşı durduk. Bu konu hafife alınmamalıdır; tehlikelidir ve biz aşırı sağa olduğu kadar aşırı sağcı söylem ve davranışlara da karşı durmaya devam edeceğiz” diye konuştu.





