Ulusal Birlik Partisi (UBP) Milletvekili Yasemin Öztürk, geçtiğimiz hafta Meclis’te görüşülen Fiber Optik Protokolü yasa teklifine ilişkin tartışmaların, teknik ve güvenlik boyutları üzerinden değil, Türkiye karşıtlığı üzerinden yürütüldüğünü belirterek muhalefeti eleştirdi.

Ataoğlu, yapımı devam eden Devlet Tiyatroları binasını ziyaret ederek incelemelerde bulundu
Ataoğlu, yapımı devam eden Devlet Tiyatroları binasını ziyaret ederek incelemelerde bulundu
İçeriği Görüntüle

Öztürk, Meclis’te internet altyapısının geliştirilmesi amacıyla hazırlanan protokolün ele alınması sırasında yaşanan gerginliklerin, “ülkede neredeyse genel greve neden olacak” bir boyuta taşındığını söyledi. Tartışmaların sürdüğü gün, internet altyapısı olmadan yüksek hızda bağlantı sağlayan “Beam” adlı yeni nesil kablosuz veri aktarım sistemine dair haberlerin yayınlandığını hatırlatan Öztürk, “Aslında Meclis’te bunu konuşabilirdik; fakat konuşmadık.” dedi.

CTP Milletvekili Doğuş Derya’nın, Türk Telekom’un Prime hizmeti ile Güney Kıbrıs’ta faaliyet gösteren Primetel şirketini karıştırarak yanlış bilgiye dayalı açıklamalar yaptığını ifade eden Öztürk, bu durumun basında geniş yer bulduğunu belirtti. Öztürk, Derya’nın açıklamalarının, “Türkiye ve Rum sermayesinin birlikte hareket ederek Kıbrıs Türk sermayesini devre dışı bıraktığı” yönünde bir algı oluşturacak şekilde manipüle edildiğini söyledi.

Bu tür örneklerin, ülkedeki tartışmaların ne kadar sığ bir zeminde yürütüldüğünü gösterdiğini kaydeden Öztürk, muhalefetin Kıbrıs’ta iki ayrı devlet bulunduğu gerçeğini göz ardı ederek protokolü Türkiye’nin KKTC üzerinde “emperyal baskı kurduğu” iddiasıyla ele aldığını ifade etti. Öztürk, “KKTC, Türkiye’nin sömürgesi değildir. Ortak dil, ortak değerler ve ortak tarihsel bağlarla şekillenen bir bütünün parçalarıyız.” dedi.

Öztürk, Kıbrıs Adası’nın güvenlik ve egemenlik bağlamında tarihsel süreçleri hatırlatarak, 1974’ten bu yana Kuzey Kıbrıs’ın varlığını Türkiye ile birlikte koruduğunu, buna karşın Güney Kıbrıs’ın ABD, İngiltere ve İsrail gibi güçlerin askeri ve istihbarat faaliyetlerinin odağında yer aldığını vurguladı. Güney Kıbrıs’taki sinyal istihbarat sistemleri ve denizaltı kablolarının, adanın uluslararası veri trafiğinde stratejik bir konuma sahip olduğunu belirten Öztürk, dijital altyapı konularının yalnızca teknik değil, aynı zamanda güvenlik boyutlu meseleler olduğunun altını çizdi.

Meclis’te yapılması gerekenin teknolojik gelişmeler, siber egemenlik ve güvenlik açısından sağduyulu bir değerlendirme yapmak olduğunu kaydeden Öztürk, Türkiye ile imzalanan protokolde eksiklikler olabileceğini, bunların tartışılmasının normal olduğunu ancak tartışmayı ideolojik zemine çekmenin ülkeye zarar verdiğini söyledi.

Öztürk son olarak, “Primetel ile Türk Telekom’un Prime hizmetini karıştırarak siyaset yapılırsa, KKTC’de hiçbir sorunu sağlıklı biçimde çözemeyiz; aksine daha da büyütürüz.” ifadelerini kullandı. Meclis’te yaşananların özünün, Fiber Optik Protokolü’nün teknoloji ve güvenlik perspektifi üzerinden değil, Türkiye karşıtlığı üzerinden tartışılması olduğunu vurguladı.