Özgür Özel’in Ankara Bölge Adliye Mahkemesince verilen, “mutlak butlan” kararından sonra gerçekleştireceği ilk Grup Toplantısı için TBMM Grup Toplantısı salonu sabahın erken saatlerinde doldu.

Çok sayıda CHP milletvekilinin katıldığı grup toplantısına ziyaretçi yoğunluğu da dikkati çekti.

Grup Toplantısı salonunda toplanan CHP’liler, “Kurtuluş yok tek başına, ya hep beraber ya hiçbirimiz” sloganları attı. Sloganlara, CHP milletvekilleri de eşlik etti. Salonda, mahkeme kararıyla CHP Genel Başkanlığına getirilen Kılıçdaroğlu’na yönelik tepki sloganları da atıldı.

ÖZGÜR ÖZEL: GÖREVİMİZ ÖFKE DEĞİL, UMUT SESİNİ TAŞIMAK

Özgür Özel, “Özgür başkan” sloganlarıyla kürsüye çıkarak konuşmasına başladı.

Toplantıya katılanlara teşekkür ederek konuşmasına başlayan Özgür Özel, “Meclis çok grup toplantıları gördü, çok kalabalık grup toplantıları da gördü ama bugün buradaki tablo, Dikmen kapısında sırada bekleyen 3 bin 200 arkadaşımıza yürükten teşekkür ediyorum. Bu bir sahip çıkma, tarihin doğru tarafında durma, tarih yazma, partinin ve ülkenin geleceğine yapılan saldırılara karşı göğüs germe, direnme ve yürüyüşe geçme ziyaretidir” dedi.

Mücadelelerinin “tarihin doğru tarafında durma” mücadelesi olduğunu söyleyen Özel, üç hafta aranın ardından olmaları gereken kürsüde bulunduklarını vurguladı. Özel, “Dostu düşmanı birbirinden ayırmakta ustalaştık” dedi.

“Hain Kemal” sloganları atılan salona seslenen Özel, “Siz sokağı bilen, sokaktaki öfkeyi görenlersiniz. Ama bizim görevimiz öfke ve tepki seslerini bu çatı altına taşımak değil, bizim görevimiz büyük kumpasa karşı mücadele, birlik ve umut seslerini bu çatı altına taşımaktır” dedi.

“Son grup toplantımızdan sonra hem 19 Mayıs bayramımızı, hem Kurban Bayramımızı, hem de bayramlarımızı zehir eden birtakım gelişmeleri hep birlikte yaşadık” diyen Özgür Özel, Gezi davası tutuklularının da serbest bırakılmasını isteyerek şöyle konuştu:

“Büyük bir mücadelenin, Cumhuriyet tarihinin en büyük demokratik itirazlarından olan Gezi eylemlerinde hayatlarını kaybeden kardeşlerimiz; Ali İsmail Korkmaz’ı, Ethem Sarısülük’ü, Abdullah Cömert’i, Mehmet Ayvalıtaş’ı, Ahmet Atakan’ı, Medeni Yıldırım’ı, Hasan Ferit Gedik’i ve evladımız Berkin Elvan’ı rahmetle anıyorum, hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum. Ayrıca o günlerde hepimizin yerine orada olan, çatışmayı değil, çatışmayı değil barışı, kardeşliği savunan, kimsenin burnu kanamasın diye yüreklerini ortaya koyan, ağaçları savunan, İstanbul’u savunan İstanbul Dayanışması, Taksim Dayanışması’ndan yıllar sonra bir darbe kumpası çıkardılar. Halen daha AİHM ve AYM kararlarına rağmen içeride tutulan Tayfun Kahraman kardeşime, Sayın Osman Kavala’ya, Can Atalay’a, Mine Özerden’e, Çiğdem Mater’e selam olsun. Çok yakında kavuşacağız.

"Buradan Meclis’in Meclis Başkanı başkanlığındaki komisyonda ortaklaştığı, altına hep beraber imza attığı “Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulmalıdır, AİHM kararlarına uyulmalıdır diyen 6. maddeyi bir kez daha hatırlatıyorum. Önümüzdeki günlerde tüm AİHM ve AYM kararlarının zaman geçirilmeden uygulanacağı bir süreç için Meclis’teki tüm milletvekillerini attıkları imzaya, namuslarına sahip çıkmaya davet ediyorum.”

Başbakan Üstel, Ankara’da Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanı Güler ile görüştü
Başbakan Üstel, Ankara’da Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanı Güler ile görüştü
İçeriği Görüntüle

“Her ne yaşarsak yaşayalım milletin gündeminden kopamayız” diyen Özgür Özel, “Bugün halkımızın ağır bir ekonomik kriz altında ezildiğini hepimiz biliyoruz” dedi.

Özel konuşmasına şöyle devam etti:

“Bu açlık ve sefalete çözüm bulamayanlar, bu kötü yönetimi artık milletin istemediğini bilenler, artık seçim kazanamayacağından emin olanlar gerekirse bir dönem kaybederek ders almak yerine demokratik düzenden vazgeçiyorlar Partiyi lidersiz, seçimi alternatifsiz, kendileri açısından rakipsiz, seçimleri şekli hale getirmek istiyorlar. Ne yaşıyorsak hepsi kulakta çınlayan, zihinden gitmeyen ve asla kabul edilmeyen bir gerçekliğe direnilmesinden kaynaklıdır. Yapılan iş bir sonraki cumhurbaşkanına bir sonraki iktidara yapılan darbedir.

CHP’liler ‘Bir daha kaybetmemeliyiz, CHP değişirse ülke kurtulur’ diyen bir anlayışla bu ülkede hep beraber bir değişime inandılar ve gerçekleştirdiler. CHP’nin kazananıyla kaybedenleriyle hepsinin boynunda bir şeref madalyası, demokrasi madalyası var. Bendeki madalya ne kadar büyükse o gün o seçimde görevi bırakan da bırakmayı bilseydi madalyası daha büyük olacaktı."

Özel’in bu sözlerinin ardından salondan bir kez daha “hain Kemal” sloganları yükseldi. Özel, “İhanet yüksek sesle başkalarından duyulduğunda değil, yalnız kaldığında içinde hissedildiğinde cezadır. O yüzde bu salonda bu öfke cümle yerine geleceğe yönelik umut sloganları atalım” dedi. Salonda bunun üzerine “iktidar” sloganları atıldı.

“Kendi adaylığımın peşinde koşmadığımızı, milletin istediği ismi adaylaştırdığımızı görenler, onun hapse atılmasından sonra da kararlılığımızı görenler işte bugünlere giriştiler. Süreci ailelere, eşlere yaşatarak küçüldüler. Ben ‘makbul muhalefet’ olmayı reddettikçe Ekrem Başkanın sürecinde önde koşanlar, yaptığımız kurultaya katılıp ayakta alkışlayanlar ‘eğer partiyi bize verirseniz biz istediğiniz gibi oluruz, alıştık kaybetmeye yine kaybeder partinin başında otururuz’ dediler”.

Bu sözler üzerine ise salondan “Kurultay” sloganları duyuldu.

Özel konuşmasına şöyle devam etti:

“Bir mahkeme kararı ile genel merkezin önüne TOMA’larla, gazlarla, belinde kamasutalarla direkt gençlik kollarının karşısına gelince biz o kapıları kapattırdık. Biz o kapıyı kapatarak evlatlarımızı koruduk, onlar o kapıya dayanarak bu partiye en büyük ayıbı yaşattılar. En hızlı şekilde çözmek için emek vereceğiz. Maalesef şu anda 2 tane CHP görüntüsü var. Bir tarafta polis ile dışarı atılanlar, bir tarafta partisine ve ülkesine sahip çıkmaya çalışanlar. Bugün burada oturanların meziyeti kaybetse de demokrasiye sahiop çıkmak, haklının, ezilenin yanında olmak, karıncanın kardeşi olmak, kazanmak için sadece kendine güvenmek. Diğer tarafta bugünkü iktidarla yürümeyi tercih eden ve bir mahkeme kararıyla baba ocağına oturanlar var. Genel merkezdeki basın danışmanı bu partinin evladı değil, TGRT’den 1,5 yıldır maaş alan, her türlü haksızlıkla arkadaşlarımızla uğraşan biri gelmiş basın danışmanı olmuş, sizin aidatlarınızda alınmış arabalara ‘haram mal’ diyenler oturuyor orada.

Her gün mahkeme mahkeme butlan kovalayan, geçmişte bu partinin kanını emenler partinin avukatı olmuşlar, haklı başvurumuzu geri çekmeye çalışıyor. Bu partinin evladı değil onlar. İtirafçı alçaklar partinin çatısında oturuyor. Bu bahsi burada kapatmam. Bu partide biz partiden atıldıktan sonra çikolata dağıtan Ferdi’nin canıyla uğraştığı o gün Akit gazetesinde ‘çarpıldı’ diye dalga geçen karikatürü çizen o kadın şimdi partide çikolata dağıtıyor. Ölüm döşeğinde Gülşah’ın namusuna laf edenler şimdi o partide göbek atıyor. Ama sizler bu oyunu bozdunuz. Genel Merkezden atılıp bu çatı altına gelişimiz bir milattır. Biz o yürüyüşle kara düzeni ve o kara düzenle işbirliği yapanları arkamızda bıraktık ve iktidar yürüyüşüne başladık.

ERDOĞAN’A YANIT: CELLADA TALİMATI SEN VERDİN

"Erdoğan dün bir açıklama yapmış, 10 gün sonraki ilk konuşmasında ‘biz bu işin hiçbir yerinde yokuz’ diyor. Bize FETÖ yakıştırması yapmaya çalıştıklarında o kumpaslarda nerede duruyorsan şimdi de tam orada duruyorsun. Önümüze 6 kez barikatlar çektiğin, önümüze dizdiğin TOMA’ların şoför koltuğunda oturuyorsun. Hepsini yapan sen ve senin ödüllendirdiğin, tapularının hesabını veremeyen Adalet Bakanın. Celladına talimatını sen verdi; ‘kes bunların boynunu’ diye. Bu mesele CHP içinde bir mesele değildir. Bu mesele rejimle, Erdoğan ile millet arasında bir meseledir. 15 Temmuz’da ‘seçilmiş Meclis’in yanındayız, darbenin karşısındayız’ dedik. O gün en büyük rakibimize darbe yapıldığında biz kabul etmedik. Şimdi Erdoğan’a sesleniyorum; bu işin bir tarafında yokum demekle olmaz, darbeye karşı durulur."

‘BİR SELAMINLA BİN İMZA YOLLAYANLARA SELAM OLSUN’

"Kurultayımızı iptal etmek için 2.5 yıldır her şeyi yaptılar. Delegelere telefon dağıtıldı dediler, KİPTAŞ’tan ev verildi dediler, para verildi dediler hiçbirini istap edemediler. Bu iftiralarla yürüyen bir süreçteyiz. 38. kurultayın delegeleri ayaktayken biz 15 gün sürede 552 delegeden imza toplamak için dün sabah harekete geçtik ve 12.15’te 600 sayısına delege sayısına ulaşıldı. Ve rakam bine doğru ilerlerken bir soruşturma haberi daha geldi. Diyorlar ki delegelerin ve yakınlarının hesaplarına bakılacakmış. Zaten kurultayı iptal ettiyseniz bir şeyleri biliyor olmanız lazımdı. Demek ki hiçbir şey yok elinizde daha yeni bakıyorsunuz. Bütün hesaplar ortada. Bir selamımla 1000 imza yollayanlara selam olsun, yolları açık olsun.

CHP’yi savunmak demokrasiyi savunmak, CHP’yi savunmak Türkiye’nin gelecek umudunu kurtarmaktır. Ülkeyi yönetenlerin arkasında milletin desteği yok. Onlar müesses nizamı korumak için bambaşka işlere giriştiler. Milletten meşruiyet alamayanlar Tom Barrac’ın, Trump Erdoğan’da olmayanı verip istediğini alıyor; meşruiyet. Ekim’e kadar ömrü var onun, Trump cürmü kadar yer yakar. Erdoğan ile telefon görüşmesinden sonra teşekkür ediyor Trump. Erdoğan Trump’a dünyanın beklediği gücün kendisi’ demiş.

Bir de bu yapılanlara ‘devlet aklı’ diyorlar. 3-5 kişinin çıkarı devlet aklı olamaz. Devleti devlet yapan millettir. Devletle milleti yarıştırırsan bu millet kazanır.

Bizi asıl yaralayan düşmanın attığı taş değil, bir zamanlar dost bildiklerimizin yaptıkları oldu. Bugüne kadar kötü söz söylemedim, cevap vermedim. Bugünden sonra da bu icraatlara karşı kurultay yapılırsa bu defter kapanır, iktidara yürünür.

Genel Başkan seçildiğinde 2 kişi dışında kimseyi işten çıkamadım, kimsenin ekmeğine elimi sürmedim. Bu partide 24 yıl emeği olanları tazminatsız çıkarmış, tepki olunca ‘inceleyeceğim’ diyor. Gün gelecek o partiye iftiracıları sokanları ben çok güzel bir şekilde inceleyeceğim.

Saflar nettir; otokratlarla demokratlar mücadele etmektedir. Bizimle dayanışma gösteren sivil topluma, sendikalara, barolara, muhalefet partilerine, tüm kurum ve kuruluşlara teşekkür ederim. teşekkür bir nokta değil virgüldür, dayanışma büyürse, biz kazanacağız, Türkiye kazanacak.

Bu Meclis’e bir yazı yazılmış; ‘grubumuz yoktur’ diye. Grubumuz buradadır, dimdik ayaktadır. Bu grup bir siyasi parti grubudur, adı CHP grubudur, bu grup iktidara yürüyüş grubudur.”