Araştırmacı yazar Mete Hatay, Kıbrıs sorununa ilişkin son temasların ardından yaptığı değerlendirmede, üst düzey açıklamalar ile sahadaki uygulamalar arasındaki çelişkiye dikkat çekti.

Hatay, basına kapalı gerçekleşen son görüşmenin ardından Birleşmiş Milletler tarafından yapılan açıklamaların “oldukça iyimser” olduğunu belirtirken, Rum basınında ise sürecin Antonio Guterres gölgesinde yeni bir çözüm planına zemin hazırladığı yönünde yorumlar yapıldığını aktardı.

Ancak bu iyimser tabloya rağmen sahadaki gerçekliğin farklı olduğuna işaret eden Hatay, özellikle ibadet hakları konusunda yaşanan kısıtlamalara dikkat çekti.

“İbadet hakkı siyasi araca dönüştü”

Hatay, Hala Sultan Tekkesi ziyareti sürecinde yaşanan tartışmaların ardından Rumlar ve Maronitler tarafından yapılan başvuruların hâlâ yanıtlanmadığını ve bazı ibadet taleplerinin askıya alındığını vurguladı. Paskalya dönemini de kapsayan yaklaşık 15 başvurunun beklemede olduğunu ifade eden Hatay, ibadet hakkının teknik bir mesele olmaktan çıkıp siyasi bir enstrümana dönüştüğünü dile getirdi.

“Yakınlaşma küçük temaslarla olur”

Akansoy’dan yürüyüş çağrısı: “Halkın iradesi teslim edilene kadar mücadele sürecek”
Akansoy’dan yürüyüş çağrısı: “Halkın iradesi teslim edilene kadar mücadele sürecek”
İçeriği Görüntüle

Kıbrıs’ta güven artırıcı adımların büyük söylemlerden değil, günlük hayattaki küçük temaslardan geçtiğini belirten Hatay, “bir kiliseye gitmek, bir mum yakmak” gibi basit eylemlerin bile önem taşıdığını kaydetti.

Hatay, bu alanların daraltılmasının çözüm sürecine katkı sağlamayacağını belirterek, “yukarıda iyimserlik, aşağıda kısıtlama varsa ortada gerçek bir süreç değil, sadece onun görüntüsü vardır” değerlendirmesinde bulundu.