Hasan KARLITAŞ
Kuzey Kıbrıs’ta köy olmak, yalnızca bir yerleşim biçimi değildir; bir yaşam anlayışıdır. Köy, insanın kendini tanımlama biçimlerinden biridir. Burada adresler sokak isimleriyle değil, ilişkilerle tarif edilir; hayat takvimle değil, mevsimlerle akar.
Lefke, bu anlayışın en güçlü örneklerinden biridir. Portakal bahçeleri, dar yolları ve üniversiteyle iç içe geçmiş yapısıyla Lefke, hem geleneksel hem de yaşayan bir köy-kent kimliği taşır. Burada köy olmak, üretimle bağını koparmamış bir hayat sürmek anlamına gelir. Toprak hâlâ konuşur, ağaç hâlâ emek ister.
Dipkarpaz ise köy olmanın daha yalın hâlidir. Uzaklık, burada bir dezavantaj değil; koruyucu bir kalkan gibidir. Dipkarpaz’da hayat, merkezden uzak olmanın getirdiği sakinlikle şekillenir. Herkesin birbirini tanıdığı, yabancının hemen fark edildiği ama kısa sürede tanıdık hâline geldiği bir düzen vardır.
Kuzey Kıbrıs köylerinde zaman, büyük şehirlerdeki gibi parçalı değildir. Sabah, öğle ve akşam arasında keskin sınırlar yoktur. Gün, yapılan işe göre şekillenir. Tarlaya gidilen saat, hayvanların yemlendiği vakit, komşuya uğranan akşamüstü… Bunların hepsi hayatın doğal akışıdır. Planlanmaz; yaşanır.
Köy olmak aynı zamanda paylaşmaktır. Ürün fazlası komşuya gider, düğünler herkesindir, cenazeler ortaklaşa kaldırılır. Bu dayanışma, yazılı kurallarla değil, yıllar içinde oluşmuş bir sessiz mutabakatla sürer. Kuzey Kıbrıs’ta köy kültürü, bireyi yalnızlaştırmaz; aksine onu bir bütünün parçası hâline getirir.
İngiltere’de yaşayan birçok Kıbrıslı Türk için köy, çocukluğun en güçlü hafıza alanıdır. Yaz tatillerinde gidilen evler, sabah erken saatlerde uyanılan günler, akşamları serinlikte yapılan sohbetler… Bugün büyük şehirlerde yaşanan bireysel hayatın yanında bu anılar, daha kolektif bir yaşamın mümkün olduğunu hatırlatır.
Modernleşme köyleri elbette değiştirmiştir. Televizyon, internet, ulaşım imkânları hayatı dönüştürmüştür. Ancak köy olmanın özü, Kuzey Kıbrıs’ta tamamen kaybolmamıştır. Hâlâ kapılar birbirine yakındır, hâlâ “gel bir kahve içelim” cümlesi plansızca kurulur.
Kuzey Kıbrıs’ta köy olmak, geçmişte kalmış bir yaşam biçimi değildir. Bugün de mümkündür. Belki daha sade, belki daha yavaş ama daha temaslı bir hayatın işaretidir. Ve bu yüzden, uzakta yaşayanlar için köy fikri, geri dönme hayalinin en somut ve en sıcak hâllerinden biri olarak varlığını sürdürür.





