Halkçı Parti Genel Başkanı Kudret Özersay, İran’a yönelik saldırılar sonrasında Orta Doğu’da tırmanan gerilimin Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti açısından da doğrudan ve dolaylı riskler içerdiğini belirterek, “Tam anlamıyla güvende olduğumuz söylenemez” dedi.
Yazılı açıklama yapan Özersay, kamuoyuna yapılan resmi açıklamaların “büyük devlet adamı edasıyla” servis edilmesini eleştirerek, mevcut güvenlik ortamının ciddiyetle değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı. İran’a dönük saldırı sonrasında şiddet sarmalının neredeyse tüm Orta Doğu’yu içine aldığını kaydeden Özersay, dünyada hiçbir yerin artık tamamen güvenli sayılamayacağını ancak Kıbrıs’ın durumunun daha özel bir konumda bulunduğunu ifade etti.
Geçmiş örnekleri hatırlattı
Özersay, 2019 yılında Suriye’den fırlatılan bir hava savunma füzesinin yanlışlıkla KKTC’de Beşparmak Dağları’na düştüğünü, şans eseri patlamadığını ve can kaybı yaşanmadığını hatırlattı.
2023 Ekim saldırıları sonrasında artan gerginliklere işaret eden Özersay, 2024 yılında Hamas’ın Güney Kıbrıs’a yönelik tehditlerini ve yine aynı yıl Lübnan-İsrail gerilimi sırasında Hizbullah’ın Kıbrıs Rum yönetimine dönük açıklamalarını anımsattı.
İran’ın yalnızca İsrail’e değil, ABD üslerine yönelik olarak da farklı ülkelerde misillemeler gerçekleştirdiğini belirten Özersay, Kıbrıs’taki İngiliz üsleri ile ABD’nin Baf ve diğer bölgelerde kullandığı tesislerin potansiyel hedefler arasında olabileceğini savundu. Birleşik Krallık’ın operasyonlara “aktif” ya da “savunma maksatlı” katılımının sonucu değiştirmeyeceğini ifade eden Özersay, İran’dan fırlatılabilecek füzeler ve insansız hava araçlarının yanı sıra vekil güçlerin de tehdit oluşturmaya devam ettiğini söyledi.
“Hedef şaşabilir, risk alanındayız”
Lübnan ya da Yemen’den gelebilecek benzeri saldırıların ihtimal dışı olmadığını kaydeden Özersay, bu tür durumlarda hedefin şaşması ya da hata sonucu KKTC’nin de ciddi bir risk alanı içinde sayılabileceğini dile getirdi.
Geçmişte İran gibi ülkelerin veya radikal örgütlerin kullandığı intihar bombacısı yöntemlerinin yeniden gündeme gelebileceği ihtimaline de dikkat çeken Özersay, İran ile İsrail arasındaki önceki çatışma döneminde Güney Kıbrıs’taki havalimanlarının güvenliği için İsrail güvenlik birimlerinin devreye sokulduğunu hatırlattı.
“Rum liderliğinin politikaları riski artırıyor”
Özersay, Kıbrıs’ın genelinin risk altında olmasının nedenlerinden birinin de Kıbrıs Rum siyasi liderliğinin izlediği politikalar olduğunu savundu. İsrail ve ABD ile kurulan askeri ve stratejik ilişkiler, yeni askeri üsler ve silahlanma politikalarının adayı daha kırılgan hale getirdiğini ifade etti. Bununla birlikte İngiliz üslerinin 1960 bağımsızlık sürecinden ve öncesinden kalan bir statüye sahip olduğunu da hatırlattı.
İran’a yönelik saldırılar sonrasında İsrail toprakları ve Körfez’deki ABD üslerinin füze saldırılarına uğramasının önemli bir gösterge olduğunu belirten Özersay, İran’daki bazı askeri, siyasi ya da dini liderlerin öldürülmesinin kısa vadede rejim değişikliğine yol açmayacağını ve karşılıklı misillemelerin kısa sürede sona ermeyeceğini savundu.
Ekonomik ve bölgesel etkiler
Petrol tesislerinin hedef alınması ve deniz yoluyla taşımacılığın aksaması halinde petrol fiyatlarında ciddi dalgalanmalar yaşanabileceğini belirten Özersay, bunun turizm ve ticaret başta olmak üzere bölge ekonomilerini olumsuz etkileyebileceğini söyledi.
Uluslararası ilişkilerde öngörülebilirliğin azaldığı, güvenlik ve barış kavramlarının daha “göreceli” hale geldiği bir dönemin içinde olunduğunu ifade eden Özersay, savaşların ve risklerin nitelik değiştirdiğine dikkat çekti.
Özersay, açıklamasında mevcut küresel ortamın artık istikrarsız bir döneme girildiğini değil, tam anlamıyla böyle bir dönemin içinde bulunulduğunu gösterdiğini sözlerine ekledi.





