Bilimsel araştırmalar, evcil hayvanların özellikle de kedilerin kanser tedavisi gören hastalar üzerinde önemli psikolojik ve fizyolojik destek sağladığını ortaya koyuyor. Uzmanlara göre kediler, doğrudan kanseri tedavi etmese de hastaların moralini yükselterek tedavi sürecine olumlu katkı sunuyor.
Onkoloji alanında yapılan birçok çalışmada, evcil hayvanlarla vakit geçirmenin stres seviyesini düşürdüğü ve mutluluk hormonlarını artırdığı tespit edildi. Özellikle kediyle temas kurmanın, kortizol olarak bilinen stres hormonunu azaltırken serotonin ve dopamin seviyelerini yükselttiği, bunun da hastaların ruhsal durumunu güçlendirdiği belirtiliyor.
Uzmanlar, kanser tedavisinde psikolojik dayanıklılığın en az fiziksel tedavi kadar önemli olduğuna dikkat çekiyor. Kedisi olan hastaların tedavi süreçlerine daha motive olduğu, yalnızlık hissinin azaldığı ve yaşam kalitesinin yükseldiği vurgulanıyor. Uzun ve zorlu kemoterapi ya da radyoterapi süreçlerinde evcil hayvanların sağladığı duygusal bağın hastalar için güçlü bir destek olduğu ifade ediliyor.
Avrupa ve ABD’deki bazı hastane ve kanser merkezlerinde “terapi hayvanları” uygulaması kapsamında kediler ve köpekler kontrollü şekilde hastalarla buluşturuluyor. Bu uygulamanın özellikle çocuk onkoloji servislerinde ve palyatif bakım ünitelerinde olumlu sonuçlar verdiği, hastaların kaygı düzeyinde belirgin azalma sağladığı gözlemleniyor.
Öte yandan uzmanlar, bağışıklık sistemi zayıflayan hastaların evcil hayvanlarla temasında hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini hatırlatıyor. Özellikle kemoterapi sürecinde kedi bakımının düzenli yapılması, veteriner kontrollerinin aksatılmaması ve temizlik kurallarına uyulması öneriliyor.
Bilim dünyasının ortak görüşü ise net: Kediler kanseri tedavi etmiyor ancak hastaların moralini, yaşam enerjisini ve psikolojik dayanıklılığını artırarak tedavi sürecine önemli katkı sağlıyor. Sevgi, bağlılık ve umut duygusunun iyileşme sürecindeki rolü her geçen gün daha fazla kabul görüyor.






