Nilden Bektaş Erhürman: Yangınlarda erken haber alma ve erken müdahale çok önemli

"Ülkemizdeki yangınlar ağırlıklı olarak insan kaynaklı"

Nilden Bektaş Erhürman: Yangınlarda erken haber alma ve erken müdahale çok önemli

Yaz aylarının sıcak ve kuru geçtiği ülkemizde hemen hemen her yıl ciğerlerimizi yakan büyük orman yangınları meydana geliyor. Bunun yanında küresel ısınmaya en az etki eden ülkelerden olsak da küresel ısınmadan en çok etkilenen ülkeler arasında yer alıyoruz.

Her yıl yaşanan büyük orman yangınlarının ciğerlerimizi yok etmesine daha fazla izin vermemiz için üzerimize düşen görevleri yerine getirmemiz gerekiyor. Yine yanan yerlerin, tekrar çevreye kazandırılması için de çalışmalarımızı aksatmamamız, yanan alanların başka alanlara dönüşmemesi için hızlı olmamız gerekiyor.

Ülkemizde son yaşanan büyük ormanı yangını, hepimizi derinden üzdü. Bu tarz yangınların yaşanmaması için neler yapmamız gerektiğini ve yangından sonra neler yapmamız gerektiğini Çevre Mühendisi Nilden Bektaş Erhürman ile konuştuk.

Ülkemizdeki yangınların çok büyük çoğunluğunun insan kaynaklı olduğuna dikkat çeken Erhürman, ülkemizin yaz aylarında sıcak ve kuru olduğunu işaret ederek, “ülkemizde ne kadar tedbir alınırsa alınsın yangın çıkacaktır, önemli olan erken haber alma ve erken müdahalenin yapılmasıdır” diyor.

Nilden Bektaş Erhürman, Polis Basın Subaylığı verilerine göre 2021 yılı mayıs ayından itibaren son 16 ayda yaşanan 1053 yangının 646’sının ihmalden çıktığının görüldüğünü ifade etti.

Erhürman: Ülkemizdeki yangınlar ağırlıklı olarak insan kaynaklı

Gazetemiz NORTH CYPRUS UK’in sorularını yanıtlayan Çevre Mühendisi Nilden Bektaş Erhürman, son yaşadığımız büyük orman yangınını işaret ederek, tüm ülkeye geçmiş olsun dileğinde bulunarak sözlerine başladı.

Dönümlerce ormanımız yanarken içerisindeki tüm flora-fauna zarar gördüğünü, geriye dev bir enkaz kaldığını ifade eden Erhürman, şöyle devam etti:

“Bu yangının sebebi kayıtlara muhtemelen kaza olarak geçecektir ama hem orman alanı içerisindeki konutun varlığı hem de yangın çıktıktan sonra günlerce söndürülememesinin nedenleri birlikte değerlendirilmeli, yaşadığımız facianın esas nedenleri sorgulanmalıdır. Ülkemizde çıkan yangınların nedenleri ağırlıklı olarak insan kaynaklıdır. Her yangın sonrası Polis Basın Subaylığı tarafından yapılan açıklamaları baz alırsak kaza, ihmal, sabotaj, kuru otların temizlenmemesi, vahşi çöp depolama alanlarında çıkan/çıkarılan yangınlar, anız yangınları gibi insan kaynaklı yangınlar olduğunu görürüz”.

Önemli olan yangını erken haber alıp, erken müdahale etmek

Nilden Bektaş Erhürman, ülkemizin konumu nedeni ile yazlarımızın sıcak ve kuru geçtiğini söyledi. Yağışın olmadığı, sıcaklıkların 40 °C’leri geçtiği bir iklimde yaşadığımızı, bunun da ne yazık ki orman ve arazi yangını riskini artırdığını kaydeden Erhürman, “ne kadar tedbir alınırsa alınsın yangın çıkacaktır, önemli olan erken haber alma ve erken müdahalenin yapılmasıdır”dedi.

Nilden Bektaş Erhürman, bunun için yangın gözetleme kulelerinin donatılması, yangın söndürme araç ve gereçlerle donatılmış hazır yangın ilk müdahale ekiplerinin oluşturulması gerektiğini açıkladı.

“Küresel ısınmaya adapte olmalıyız”

Çevre Mühendisi Nilden Bektaş Erhürman, küresel ısınmanın tüm dünyayı olduğu gibi ülkemizi de etkileyen bir iklim değişikliği olduğunu anlattı. Yaşadığımız son yangının sebebinin küresel ısınma olmadığını fakat “olabilirdi” dedi.

Küresel ısınmaya önemli bir katkımız olmamasına rağmen en çok etkilenecek ülkeler arasında yer aldığımızı ifade eden Erhürman, şöyle devam etti:

“Bu nedenle bizim bir an önce bu gerçekle yüzleşmemiz, adaptasyon politikalarımızı oluşturmamız gerek, yani iklim değişikliğinin sonuçları karşısında biz nasıl önlemler alabiliriz nasıl kendimizi ve adamızı koruyabiliriz bu konuda hazırlık yapmak zorundayız. İklim değişikliği demek meteorolojik olaylardaki dengesizlik demek! Aşırı sıcaklar, yağışlardaki dengesizlik, alışık olmadığımız fırtınalar... Yarın bu nedenle yangınlar da artabilir, kuraklık da olabilir, taşkınlar da yaşanabilir. Son yıllara baktığımızda da ne yazık ki tüm bu felaketleri ağır bir şekilde yaşadığımızı görüyoruz. Biz bir an önce önlemlerimizi almak zorundayız, hep söylüyoruz çok acil olarak bir strateji planı oluşturalım; Tarımda, sanayide, şehirlerimizi planlamada ve hatta evlerimizi tasarlamada bu plan yol göstericimiz olsun”.

Dünyaya bakıldığında ise verilen sözlerin tutulmadığının görüldüğünü söyleyen Nilden Bektaş Erhürman, hükümetler arası İklim değişikliği paneli (IPCC) raporuna göre, iklim değişikliği etkilerinin her geçen gün dünya üzerindeki tüm canlılar için daha kötüye gittiği, tahribata neden olmadığı bölge kalmadığı vurgulanırken sera etkisi yapan gaz salınımlarının acil olarak azaltılması , iklim değişikliği etkilerine karşı uyum önlemlerinin alınması ve en kırılgan grupların korunması çağrısı yapıldığını kaydetti.

Erhürman şöyle devam etti:

“Biliyorsunuz ki küresel ısınmayı 1,5 derecede sınırlamak hedefiyle yola çıkıldı, 2050 yılına kadar sıfır emisyon hedefine ulaşabilmesi için ise 2030 yılına kadar %45 bir başarı sağlanması gerekiyor. Ancak bu rapora baktığımızda ise son on yılda sadece %14’lük bir azaltım görüyoruz. Bu da küresel ısınmayı 1, 5 derecede tutma şansını ortadan kaldırıyor. Ne yapmalı noktası nettir! Ulusal iklim planlarını 1,5 derece ile uyumlu hale gelene kadar her yıl güçlendirmeyi hedefleyen taahhütlerini yerine getirmelidir. Aksi takdirde daha da ağır bedeller ödeyeceğiz ve ne yazık ki önemli katkımız olmasa da bu ağır bedelleri biz de ödeyeceğiz. Dediğim gibi bir an önce plan ve tedbir!”

1053 yangının 646’si ihmalden

Ülkemizde son yıllarda yaşanan büyük yangınlarda ülke olarak sorumluluğumuzun büyük olduğuna vurgu yapan Nilden Bektaş Erhürman şu şekilde bunu açıkladı:

“Çok basit bir aramayla ülkemizdeki yangınların nedenlerini bulabiliyoruz. Örneğin, Mayıs 2021 tarihinde son 16 ayın yangın sayısı ve sebepleri açıklanmış. Polis Basın Subaylığı verilerine göre; 1053 yangının 646’sı ihmalden, 180’i elektrikten, 110’u dikkatsizlikten, 41’i yüksek gerilim hatlarından, 34’ü kasıttan, 19’u sirayetten, 13’ü tedbirsizlikten, 8’i kaza sonucu, 2’si ise yıldırım düşmesinden kaynaklandığını görüyoruz. Yangın çıkan yerlerin başını ise kuru ot ve çöp çekiyor. Buna benzer verileri birkaç aramayla daha bulabiliyoruz. Yangınlar konusunda sorumluluğumuz çok ama benim dikkat çekmek istediğim konu, sayısı kâğıt üzerinde 52 olan fakat çok daha fazla olduğunu düşündüğümüz vahşi çöp depolama alanlarımız. Bu alanlar yangına adeta davetiye çıkarır nitelikte. Ülkenin katı atık sorununda kanayan yarası olan bu çöplükler, köylerimizde yerleşim yerlerinden uzak olsun diye zaman zaman bir tepe ardı, bir vadi, eski bir taş ocağı veya bir dere kenarında yer alıyor. Bazen de orman alanlarımıza sınır olan bu çöplüklerde çıkan ama genellikle çıkarılan yangınlar kontrolsüz bir şekilde orman alanlarına sirayet edebiliyor ve orman yangınlarına neden olabiliyor. Çevre yasasında ağır yaptırımları olmasına rağmen bu çöplerin yakılmasıyla bir taraftan havamız kirleniyor, sağlığımız büyük tehlike altına giriyor bir taraftan da civardaki arazi ve orman yangınlarına sebebiyet verebiliyor. Bir arpa boyu yol kastedemesek de hep söylüyoruz; bu vahşi çöp depolama alanlarının bir an önce belirlenmiş yöntemlerle kapatılıp rehabilite edilmesi ve yapılacak transfer istasyonları ile tüm çöplerin Güngör düzenli depolama sahasına getirilmesi sağlanmalıdır”.

Anız yapmak toprağı verimsizleştirir

Bir başka dikkat çekmek istediği konunun ise anız yangınları olduğunu aktaran Erhürman, anız yakmanın toprağı verimsizleştiren bir uygulama olduğunun altını çizdi.

Anız yakmanın topraktaki organik madde miktarını azaltırken, karbon-azot dengesini bozduğunu ifade eden Nilden Bektaş Erhürman, “daha birçok olumsuz sonucu olmasına rağmen ne yazık ki kontrolsüz bir şekilde yakılan bu alanlar dönem dönem başka yangınlara da sebebiyet verebiliyor” dedi.

Birçok örneğini acı bir şekilde yaşadığımız bu yangınların önlenmesi için ama en fazla da daha iyi bir tarım yapabilmek için anız yakma uygulamasından bir an önce vazgeçmemiz gerektiğini söyleyen Erhürman, bu konuda dünyada ve Türkiye’de çok güzel örneklerini görebildiğimizi, örneğin, hasat yaptıktan hemen sonra hasat zamanının arasına mısır ekimi yapılabildiğini, böylece hem toprağın nemi kaçmamış olduğunu, hem de topraktaki o materyaller toprağa karışarak, türeyip organik madde halini aldığını kaydetti.

Ne yapılmalı

Mersinlik ve bölgesine yayılan yangının ardından bölgedeki çevreyi yeniden kazanabilmek için Orman Mühendisi ve Biyologlarla sürekli temas halinde olduklarını ifade eden Nilden Bektaş Erhürman, şu şekilde devam etti:

“En doğru uygulamayı bulma noktasında fikir alışverişi yapıyoruz. Doğal olarak hepimizde ortak bir kaygı var; Yanan alanların başka alanlara dönüşmemesi için hızlı hareket etmeliyiz. Bunun için akla gelen ilk şey hemen yeni fidanların ekimi olsa da en doğru uygulamayı bulma ve doğaya toparlanması için yardım etme noktasında etraflıca değerlendirmesi gerekliliği üzerinde hem fikiriz. Onlardan aldığım bilgiler doğrultusunda , ilk olarak yanan bölgelerdeki ağır enkazın kaldırılması, gerekli tohum desteğinin yapılması, bu tohum desteğini yaparken yanmamış ağaçlardan toplanması, bir müddet kendi haline bırakarak doğal çimlenmenin beklenmesi ve gerekli sürenin sonunda eğer ihtiyaç varsa yanan alanların yanmamış halindeki doğal bitki örtüsüne uygun fidan desteğinin yapılması ,bu fidan desteğinin de yerel fidanlardan sağlanması ve gelişim sürecinde bu alanlara keçilerin girmesinin engellenmesi gerekliliğidir. Tabi tüm süreç yetkililer tarafından etraflıca ele alınmalı çizilecek plan ışığında ilerlenmelidir. Orman Dairesinde çok değerli orman mühendisi arkadaşlarımız var, sahaları iyi tanıyan, kıt kaynaklara rağmen canla başla çalışan deneyim sahibi mühendisler. Biyologlar, Çevre Mühendisleri, Peyzaj Mimarları ve ilgili birimlerin dahil olacağı, bilimin konuşacağı ortak bir akılla, en uygun yönetimin belirlenmesi ve en önemlisi uygulanması bu aşamada büyük önem arz ediyor”.

Oksijen üreten ormanlarımıza gözümüz gibi bakmalıyız

Çevre Mühendisi Nilden Bektaş Erhürman, “ciğerlerimiz yandı” derken çok doğru bir noktaya temas ettiğimizi, bizler için tonlarca oksijen üreten ormanlarımıza gözümüz gibi bakmamız gerektiğini belirtti.

Ormanlarla ilgili yürürlükteki Fasıl 60 Orman Yasası günümüz koşullarına uygun bir şekilde yeni bir orman yasası ile değiştirilmesi gerektiğini bildiren Erhürman, 59/89 sayılı Orman Dairesi Yasası eksiklikleri giderilmeli, ihmal edilmiş bu çok önemli daireye her türlü destek sağlanmalı, alet-teçhizat noktasında bilinenin aksine yeterli donanıma sahip olsa da personel ve kaynak sıkıntısının bir an önce giderilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Erhürman sözlerine şu şekilde son verdi:

“Çoğu zaman suiistimal edilen 19/2003 sayılı Alçak Orman Arazilerinin devri ve icarı yasası kaldırılmalı, Orman müdürü onayıyla yüzlerce dönüm arazinin kiralanabilmesinin önü kapanmalıdır. Bunlar ormanlarımızı koruyabilmek için yapmamız gerekenlerin sadece bir kısmı... Yaşadığımız yangından sonra yapılan hataları, özellikle yaşanan koordinasyon sıkıntıları çok konuştuk. Umarım hatalarımızdan ders çıkarırız. Bir an önce acil müdahale planlarımızı oluşturmalı, yol temizliklerini düzenli yapmalı, riskli bölgelerin saptanarak sıkı önlemlerin alınması, gözetleme kulelerinin donatılması, milyonlarca Euro harcanan âtıl olan projelerin hayata geçmesi için eksikliklerin giderilmesi, gereklidir. Ormanlarımızı biraz daha çok sevelim, koruyalım!”

Güncelleme Tarihi: 12 Temmuz 2022, 10:31
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER