Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, yıllar öncesinden, "Orams", "Hurma", "Loizidou" gibi isimlerle anılan davalardan hatırlanan, hukukun ve mülkiyet sorununun Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nce Kıbrıs sorunu ekseninde siyasi enstrüman olarak kullanılması girişimlerine, Holguin Cuellar'ın adaya gelişinden kısa bir süre önce bir yenisinin daha eklendiğine dikkat çekti.

Erhürman, "Resmi evraka baktığımız zaman, göz altına alınan iş insanına yöneltilen suçlamaların kuzeyde aynı sektörde faaliyet gösteren pek çok kişiyle ilgili olarak da gündeme getirilebileceği çok açık biçimde görülüyor" dedi. 

"Bu girişimin önemsiz görünmesi mümkün değil"

Sosyal Medya hesabından paylaşımda bulunan Erhürman, bu yargısal işlemin aslında yalnızca bir kişinin yürüttüğü faaliyetlerle ya da onun fiilleriyle ilgili gibi görünse de, hedefinin kuzeyde aynı sektörde faaliyet gösteren çok geniş kesimler olduğuna işaret etti. Erhürman, "Daha önce de böyleydi, şimdi de böyle. Kaldı ki aylar önce Kıbrıs Rum resmi makamlarınca yapılan açıklamalar, kuzeyde "endişe yaratma" amacı güdüldüğünü açıkça ortaya koymuştu." ifadelerini kullandı. Resmi evraktan da anlaşıldığı gibi çok geniş kesimlerin "endişe"yle karşı karşıya bırakmaya yönelen böyle bir girişimin önemsiz görülmesinin mümkün olmadığını belirtti.

Erhürman açıklamasına şöyle devam etti:

Mesele, bir yandan Kıbrıs sorunu ile ilgili kalıcı çözüm çabalarını samimiyetle ve uluslararası hukuk zemininde sürdürmek, diğer yandan çözüme kadar geçecek süre içerisinde kuzeydeki sistemi (daha önce Taşınmaz Mal Komisyonu örneğinde olduğu gibi) mümkün olduğunca uluslararası hukukla uyumlu hale getirecek çalışmaları yapmak ve son olarak uluslararası toplumla diyalog kanallarını sonuna kadar açık tutma becerisini göstermektir.

Kıbrıs Rum Yönetimi'nin Kıbrıs sorunu konusunda siyasi avantaj elde etmek amacıyla tek tek bireyleri hedef almak suretiyle hukuku ve mülkiyet sorununu enstrüman olarak kullanmaya kalkması dün olduğu gibi bugün de kabul edilebilir değildir.

Ama aynı şekilde adadaki durumun sürdürülebilir olduğu yanılgısına kapılmak, son dönemde bütün uyarılarımıza karşın yabancılara mülk satışı konusunda gerekli hukuki düzenlemeleri yapmaktan ısrarla kaçınmak ve uluslararası toplumla diyalog kanallarını açmayı bırakın, adeta tıkamak için uğraşmak da işin ciddiyetinin farkına varmamaktır.

Özellikle yabancılara mülk satışı konusundaki pervasızlığın içeride de dışarıda da başımıza çok işler açacağını, her ortamda, defalarca söyledik. "Yanlış politikalar Sn. Hristodulidis'e hiç hak etmediği çözüm isteyen taraf statüsünü altın tepside sunuyor" diyoruz ya hani!

Tam da aynı şekilde yanlış politikalar hem içeride insanlarımızı mülksüzleştiriyor, hem de dışarıda Sn Hristodulidis'e kuzeydeki pek çok kişiye endişe salma ve ülke ekonomisini sarsıntıya uğratma fırsatı sunuyor.

Aymazlıksa aymazlık, umursamazlıksa umursamazlık, yanılgıysa yanılgı, yanılsama ise yanılsama, gailesizlikse gailesizlik... Her neyse ne! Ömrünüz karşı tarafın kötü niyetini anlatmakla geçiyor. Bir an için uyanın gafletten de, burada, kimseden iyi niyet beklemek zorunda kalmayacağımız bir politikayı üretebilecek ve hayata geçirebilecek beceriye ve birikime sahip bir halk olduğunu fark edin.

Rum Merkezi Cezaevine ara bölgeden cep telefonu fırlattılar Rum Merkezi Cezaevine ara bölgeden cep telefonu fırlattılar

Fark edebilir misiniz? Hiç sanmam. O zaman ne yapılması gerekiyorsa onu yapın! Yalnızca bugüne değil, bu halkın geleceğine de verdiğiniz zarar yetti!"

Editör: North Cyprus UK Yönetici2