Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, Serhat İncirli'nin Kanal SİM'de hazırlayıp sunduğu "Günaydın Kıbrıs" programına konuk oldu.
"ÇÖZÜM İSİMLER VEYA TANIMLAR ÜZERİNDEN DEĞİL, İÇERİK ÜZERİNDEN DEĞERLENDİRİLMELİ"
Programda ilk olarak İncirli'nin, Türkiye'nin Kıbrıs sorununda ortaya koyduğu "iki devletli çözüm" tezine ilişkin sorusunu yanıtlayan Erhürman, Crans Montana sürecinin ardından ortaya konan egemen eşitliğe ve eşit uluslararası statüye dayalı çerçevenin yeterince tartışılmadığını savundu. Türkiye'nin ortaya koyduğu pozisyonun kavramsal bir çerçeve olduğunu belirten Erhürman, "Bu çerçevenin içi ne kadar dolduruldu, ne kadar tartışıldı? Bana sorarsanız çok da içi doldurulmuş ve tartışılmış bir şey değil" dedi.
Hem seçim döneminde hem de sonrasında aynı noktada durduğunu ifade eden Erhürman, kavramlardan ziyade içeriğin konuşulması gerektiğini vurguladı. Çözümün isimler veya tanımlar üzerinden değil, içerik üzerinden değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Erhürman, "En beğendiğiniz kavramı isim olarak koyabilirsiniz. Altına baktığınızda bunun sizin arzu ettiğiniz şeyi karşılamadığını görebilirsiniz" ifadelerini kullandı. Bu nedenle ortaya koyduğu dört maddelik metodolojinin öncelikle ele alınması gerektiğini belirtti.
"KIBRIS ADASININ GÜVENLİĞİYLE İLGİLİ OLARAK KIBRISLI RUMLAR NE KADAR EGEMENSE KIBRISLI TÜRKLER DE O KADAR EGEMENDİR"
Doğal gaz bağlantıları, elektrik bağlantıları, hidrokarbonlar, enerji, ticaret yolları ve deniz yetki alanları olmak üzere altı ana başlıkta Kıbrıslı Türklerin de Kıbrıslı Rumlar kadar egemen olduğunu vurgulayan Erhürman, Kıbrıs'ın güvenliğini ilgilendiren tüm konularda Kıbrıslı Türklerin de hak sahibi olduğunu söyledi. Kıbrıs'ın güvenliğiyle ilgili alınacak kararların tüm Kıbrıs halkını ilgilendirdiğini belirten Erhürman, bu nedenle Kıbrıslı Türklerin de eşit söz hakkına sahip olması gerektiğini ifade etti.
Türkiye Cumhuriyeti ile tam koordinasyon içerisinde hareket ettiklerini kaydeden Erhürman, "Müzakereye oturmak istiyoruz çünkü çözüm istiyoruz. Ancak içeriğe gelmeden önce dört maddelik metodolojiyi konuşmamız gerekiyor. Bu, içerikten kaçmak anlamına gelmez" ifadelerini kullandı.
"KARMA EVLİLİK MAĞDURLARI BUGÜNDEN İTİBAREN KİMLİK ALABİLMELİ"
İncirli'nin vatandaşlık ve karma evliliklerle ilgili sorusu üzerine Erhürman, herhangi bir çözüme gerek kalmaksızın karma evlilik mağdurlarının bugünden itibaren kimlik alabilmesi gerektiğini söyledi. Karma evliliklerden doğan çocukların Avrupa Birliği vatandaşlığı alma hakkının açık olduğunu savunan Erhürman, Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği ve Avrupa Parlamentosu raporlarında bu kişilere yönelik uygulamanın ayrımcılık olarak değerlendirildiğini belirtti.
Güney Kıbrıs'ın konuyla ilgili tutumunu eleştiren Erhürman, Karpaz'da ziyaret ettiği bir Rum okulunda, annesi Kıbrıslı Rum olmasına rağmen babası Türkiye kökenli olduğu için vatandaşlık alamayan ve Kıbrıs'ta doğup büyüyen çocuklarla karşılaştığını anlattı.
Son dönemde yıllardır bekledikten sonra vatandaşlık alan kişiler bulunduğunu belirten Erhürman, "13 yıldır bekliyordum, bir anda vatandaşlığımı aldım diyen insanlarla karşılaşıyorum. Ama bu beni asla tatmin etmiyor" dedi.
Vatandaşlık verilmemesine ilişkin resmi raporlarda yer alan gerekçeler ile kamuoyuna yapılan açıklamalar arasında çelişkiler bulunduğunu savunan Erhürman, "Rapora girenle söylenen farklı" ifadelerini kullandı. Avrupa Birliği raporlarında gerekçe olarak "yasadışı limandan giriş" gösterildiğini belirten Erhürman, kamuoyunda ise sorunun KKTC'de kıyılan evliliklerin tanınmaması üzerinden açıklanmaya çalışıldığını söyledi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına da işaret eden Erhürman, özel hukuk işlemlerinin tanınma meselesinden bağımsız olarak geçerli kabul edildiğini belirterek, karma evliliklerden doğan çocukların yaşadığı mağduriyetin giderilmesi gerektiğini vurguladı.
ULUSLARARASI TEMASLAR
Uluslararası temaslarında, büyükelçilerle görüşmelerinde ve konunun muhataplarıyla yaptığı temaslarda karma evlilikler meselesini sürekli gündeme getirdiğini belirten Erhürman, uluslararası toplumla konuşurken tezlerde tutarlılık ve istikrarın önemine dikkat çekti. Eski Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıslı Türkler üzerindeki izolasyonların kaldırılmasına ilişkin raporlarını hatırlatan Erhürman, Kıbrıs Türk tarafının uluslararası alandaki tezlerinin önemli ölçüde bu raporlara ve izolasyonların haksızlığına dayandığını ifade etti. İslam İşbirliği Teşkilatı'ndaki gözlemci üyelik statüsünün de bu çerçevede şekillendiğini kaydetti.
Brüksel'e henüz bir ziyaret gerçekleştirmediğini belirten Erhürman, Güney Kıbrıs'ın Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı'nın sona ermesini beklediklerini, karşılaşılabilecek olası engellerin farkında olduklarını söyledi.
"ÇÖZÜME İHTİYACIMIZ VAR, NEYSE Kİ HRİSTODULİDİS DE BU DURUMUN SÜRDÜRÜLEBİLİR OLMADIĞINI SÖYLEDİ"
"Çözüme ihtiyacımız var. Neyse ki Kathimerini de, Rum Lider Nikos Hristodulidis de bu durumun sürdürülebilir olmadığını söyledi. Bunu çok takdir ettim" diyen Erhürman, Güney Kıbrıs'taki mevcut durumun da sürdürülebilir olmadığını ve çözümün yalnızca Kıbrıslı Türklerin değil, Kıbrıslı Rumların da ihtiyacı olduğunu ifade etti.
"Müzakere olsun diye değil, çözüm olsun diye müzakere" anlayışını yineleyen Erhürman, Türkiye ile yürüttüğü temaslarda da aynı yaklaşımı sürdürdüğünü belirtti. Türkiye Cumhuriyeti yetkilileriyle karşılıklı anlayış temelinde istişareler yürüttüklerini söyleyen Erhürman, çözüm odaklı bir yaklaşım benimsediklerini kaydetti.
"TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERDE HERHANGİ BİR HUZURSUZLUK HİSSETMİYORUM"
Gazeteci İncirli'nin, "Türkiye size destek veriyor mu? Mutlular mı seçildiğiniz için?" sorusunu da yanıtlayan Erhürman, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve KKTC'yi ziyaret eden bakanlarla düzenli temas halinde olduğunu söyledi.
"Bir mutsuzluk, huzursuzluk, birbirimizi anlamamak gibi bir şey hissetmiyorum" diyen Erhürman, seçim öncesinde de ifade ettiği gibi Kıbrıs sorununa ilişkin attığı her adımı Türkiye Cumhuriyeti ile koordinasyon ve istişare içerisinde yürüttüğünü belirtti. Kimin mutlu ya da mutsuz olduğuna ilişkin değerlendirmelerin ise son derece subjektif olduğunu ifade etti.
ERHÜRMAN BİR KEZ DAHA İKİ SEÇİMİN BİRARADA YAPILMA İHTİMALİNİN SAĞLIKSIZ OLACAĞINI İFADE ETTİ
Programın sonunda Başbakan Ünal Üstel ile gerçekleştirdiği görüşmeyi ve genel seçimlerle yerel seçimlerin aynı gün yapılması ihtimalini de değerlendiren Erhürman, Cumhurbaşkanı olarak bunun uygun olmadığını düşündüğünü söyledi.
Yaklaşık iki ay önce de aynı konuda açıklama yaptığını hatırlatan Erhürman, iki seçimin aynı gün yapılmasının oy verme ve sayım süreçlerini olumsuz etkileyebileceğini belirtti. Yüksek Seçim Kurulu'nun böyle bir yükün altından kalkmasının zor olacağını ifade eden Erhürman, sayım süresi uzadıkça seçim güvenliğine ilişkin tartışmaların artabileceğini ve bunun Kıbrıs Türk demokrasisine zarar verebileceğini söyledi.
"Bu konuda daha fazla konuşmam" diyen Erhürman, Cumhurbaşkanı olarak ne karar alma ne de alınacak kararı veto etme yetkisine sahip olduğunu hatırlattı. Anayasa'yı ve demokrasiyi koruma görevi gereği görüşlerini kamuoyuyla paylaştığını belirten Erhürman, uyarılarının siyasi değil tamamen teknik ve demokratik kaygılara dayandığını vurgulayarak genel ve yerel seçimlerin aynı gün yapılmasının sağlıklı bir yöntem olmayacağını yineledi.





