Eski Maliye Bakanı ve iş insanı Birikim Özgür, Kuzey Kıbrıs Türk toplumunun kurucu lideri Rauf Denktaş’ın ölüm yıldönümü dolayısıyla kaleme aldığı yazısında, anmanın yalnızca bir saygı ritüeli değil, aynı zamanda siyasal ve toplumsal bir yüzleşme sorumluluğu olduğuna dikkat çekti.
Özgür, Denktaş’ın Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin en zor yıllarının simge isimlerinden biri olduğunu vurgularken, bu mücadelenin miras bıraktığı siyasal kültürün, alışkanlıkların ve sınırların da dürüstçe hatırlanması gerektiğini ifade etti.
2011’deki Karşılaşma ve “Bu Ülke Akılla Ayakta Kalır” Sözü
Yazının merkezinde, 2011 yılında Denktaş ile gerçekleşen bir görüşme yer aldı. O dönemde Kıbrıs Türk toplumunun derin bir mali ve yönetsel kriz içinde olduğunu hatırlatan Özgür, 2008 küresel finans krizinin ardından kamusal yapının yeni koşullara uyum sağlayamadığını ve bunun toplumda ciddi bir gerilim yarattığını aktardı.
Bu süreçte farklı toplumsal reflekslerin ortaya çıktığını belirten Özgür, kendilerinin ise bağırarak ya da tehdit ederek değil, ortak akıl üreterek çözüm bulunabileceğine inandıklarını kaydetti. Bu inançla kurulan Toplumsal Diyalog ve Değişim İnisiyatifi (TDDİ)’nin, farklı dünya görüşlerinden sivil toplum örgütlerini bir araya getiren bir platform olduğunu vurguladı.
Özgür, Denktaş’la yapılan görüşmede ülkenin ekonomik ve yönetsel tablosunun kendisine aktarıldığını ve Denktaş’ın uzun bir sessizliğin ardından “Bu ülke akılla ayakta kalır” sözünü söylediğini aktardı. Bu cümlenin, geçmiş çatışmaların ardından gelen sessiz ama önemli bir kabul anlamı taşıdığını ifade etti.
Özker Özgür Vurgusu ve “Babalar Davası”
Yazıda, Denktaş döneminde bedel ödeyen muhalif isimlerin unutulmaması gerektiği özellikle vurgulandı. Özgür, Denktaş’ın en tutarlı muhaliflerinden biri olan Özker Özgür’ün yokluğunun yalnızca bir siyasi figürün kaybı değil, bedel ödemeyi göze alan ahlaki bir duruşun eksilmesi anlamına geldiğini belirtti.
Özker Özgür’ün adıyla anılan “Babalar Davası”na da değinen Birikim Özgür, bu sürecin yalnızca iki siyasetçi arasındaki bir hukuk meselesi olmadığını; ifade özgürlüğünün, siyasal eleştirinin ve muhalefetin bedelini gösteren tarihsel bir eşik olduğunu ifade etti. Bir babanın torunlarına bıraktığı asıl mirasın tapular değil, uğruna bedel ödediği mücadele olduğunun altını çizdi.
Sağ ve Solun Ortak Akıl Denemesi
TDDİ sürecinin önemine değinen Özgür, bu girişimin sağ ve solun ortak bir gelecek için akıl yoluyla bir araya gelebileceğini gösteren tarihsel bir irade denemesi olduğunu vurguladı. Bu çerçevede, uzun yıllar Denktaş’ın müsteşarlığını yapmış olan Ergün Olgun’un da bu çalışmada yer almasının, farklı siyasal geleneklerin ortak akılda buluşabileceğinin güçlü bir göstergesi olduğunu ifade etti.
“Gerçek Anma, Geçmişin Yükleriyle Yüzleşmektir”
Yazının sonunda Birikim Özgür, Denktaş’ı anmanın geçmişi yumuşatmak değil, bugüne taşınan yükleri ve artık geride bırakılması gereken alışkanlıkları görmek anlamına geldiğini belirtti. 2011’de TDDİ ile yakalanan ruhun, bugün de Kıbrıs Türk toplumunun geleceğini kurtarabilecek tek yol olduğunu vurguladı.
Özgür, Denktaş’ı “bu ülke akılla ayakta kalır” sözüyle andığını belirterek, toplumu akılla ayakta tutma sorumluluğunu üstlenmenin, Denktaş’ı gerçekten anmanın en sahici yolu olduğunu ifade etti.





