Basın-Sen, Türk Ajansı Kıbrıs'ın Avrupa Parlamenteri Sn. Niyazi Kızılyürek’in "YANIT HAKKI"na saygı göstermediğini kınadı.

Basın-Sen'in yaptığı açıklamada, YANIT HAKKI'nın basın özgürlüğünün, medya etiğinin ve gazeteciliğin en temel değerlerinden biri olduğu vurgulandı. Bu hak, aynı zamanda Anayasa'nın güvencesi altında bulunmaktadır.

Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu’nun Türk Ajansı Kıbrıs’a verdiği demeç ve Niyazi Kızılyürek’e yönelik suçlamalar karşısında talep edilen yanıt hakkı son derece demokratik bir tavır olarak nitelendirildi. Ancak bu talebin karşılıksız bırakılmasının, çok sesliliğe saygısızlık olduğu belirtildi ve otoriter yönetimlerin alışıldık bir davranışı olarak tanımlandı.

Açıklamada ayrıca, Ertuğruloğlu’nun söz konusu açıklamalarının sadece Niyazi Kızılyürek’e değil Avrupa Birliği üyesi tüm Kıbrıslı Türklere saygısızlık olduğu ifade edildi. Avrupa Birliği vatandaşlarının sahip olduğu hakların temel olduğu ve buna saygı duyulması gerektiği vurgulandı.

Avrupa’da Kıbrıslı Türklerin hakları için mücadele eden bir Avrupa Parlamenteri’nin yanıt hakkının görmezden gelinmesinin kabul edilemez olduğu dile getirildi. Ayrıca Avrupa Medya Özgürlüğü Yasası'nın yayınlanması ve Kıbrıslı Türk toplumunda uygulanması için en fazla mücadele eden isimlerden biri olan Niyazi Kızılyürek’in bu hakların savunucusu olduğu belirtildi.

Tatar: “Kültürel değerlerimiz, çok büyük bir zenginlik” Tatar: “Kültürel değerlerimiz, çok büyük bir zenginlik”

Son 5 yılda birçok meslektaşının Tahsin Ertuğruloğlu’nun değil Niyazi Kızılyürek’in davetlisi olarak Avrupa Birliği kurumlarına gittiği ve Avrupa Parlamentosu’nda gözlem imkanı bulduğu ifade edildi.

Açıklamada ayrıca, Türk Ajansı Kıbrıs’ta gazetecilik disiplinlerinin, evrensel etik değerlerin ve çok sesliliğin demokrasi dışı güçler tarafından baskı altında tutulduğu belirtildi. Basın özgürlüğünü tehdit eden bu çevrelere karşı Basın İş Yasası’ndaki “editoryal bağımsızlık” hakkının önemine dikkat çekildi.

Türk Ajansı Kıbrıs yönetim kurulunda temsil edilen, etik değerlere ve basın özgürlüğüne bağlılığına inanılan örgütlerin bu tehlikeli gelişme karşısında gerekli tepkiyi ortaya koyacağına inanıldığı vurgulandı.