Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Erhan Arıklı, sosyal medya hesabından yaptığı uzun ve dikkat çekici paylaşımda, son günlerde milletvekili Emrah Yeşilırmak hakkında yürütülen tartışmalara sert tepki gösterdi. Arıklı, kamuoyunda oluşan atmosferi “linç kültürü” olarak nitelendirerek, masumiyet karinesinin hem KKTC Anayasası hem de uluslararası hukuk açısından vazgeçilmez bir ilke olduğunu vurguladı.
Arıklı paylaşımında, geçmişte Aytaç Çaluda ve Hüseyin Özgürgün için de dokunulmazlıkların kaldırılmasına karşı çıktığını hatırlatarak, ilkesel bir duruş sergilediğini ifade etti. Dokunulmazlığın tamamen kaldırılması yerine anayasal bir düzenlemeyle yalnızca “kürsü dokunulmazlığı” ile sınırlandırılması gerektiğini savundu.
“İtibarsızlaştırma, yargılamadan önce başlıyor”
Aytaç Çaluda örneğini hatırlatan Arıklı, hakkında çok sayıda iddia bulunan Çaluda’nın mahkemede büyük ölçüde beraat ettiğini, ancak buna rağmen yürütülen itibarsızlaştırma kampanyası nedeniyle siyasi bedel ödediğini belirtti. Arıklı, “Yargı sonucu beraat olsa bile, linç kampanyaları siyaseti ve kişileri geri dönülmez şekilde yaralıyor” ifadelerini kullandı.
Masumiyet karinesi vurgusu
Toplumda sosyal medya aracılığıyla hızla yayılan peşin hükümlere dikkat çeken Arıklı, masumiyet karinesinin:
Ceza hukukunun temel taşı olduğunu
Adil yargılanma hakkının ayrılmaz parçası sayıldığını
Devletin birey üzerindeki gücünü sınırlayan temel bir ilke olduğunu
hatırlattı.
Arıklı, KKTC Anayasası’nın 18/2. maddesine atıfta bulunarak, “Bir kimse, suçluluğu yetkili bir mahkeme tarafından kanıtlanıncaya kadar suçlu sayılamaz” hükmünün açık olduğunu belirtti. Aynı ilkenin İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Medeni ve Siyasi Haklar Uluslararası Sözleşmesi ile de güvence altına alındığını vurguladı.
“Devlet organları ve kamuoyu da bağlıdır”
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına da değinen Arıklı, masumiyet karinesinin yalnızca mahkemeleri değil; polis, savcılık, idare ve kamuoyuna açıklama yapan tüm makamları bağladığını ifade etti. Yargılama tamamlanmadan kişilerin “suçlu” gibi sunulmasının kabul edilemez olduğunu kaydetti.





