Ulusal Birlik Partisi (UBP) içinde son dönemde muhalif tavrıyla öne çıkan milletvekili İzlem Gürçağ Altuğra, medya ve gazetecilere yönelik siber saldırıların faillerinin tahmin edilmesinin zor olmadığını belirtti. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğünü demokrasinin vazgeçilmez unsuru olarak kabul ettiğine dikkat çeken Altuğra, “Devlet varsa, gücü varsa, devlet ciddiyeti varsa bu saygısızlığın kimler tarafından yapıldığının belgelenmesi gerekir” dedi.
“Saldırıları kimin yaptığını tahmin etmek zor değil”
Kıbrıs Postası’nda Canan Onurer’in sorularını yanıtlayan Altuğra, medya kuruluşları ve gazetecilere yönelik siber saldırılara işaret ederek ifade özgürlüğünün kısıtlanmasını reddettiğini vurguladı. Bu saldırıların faillerinin toplum tarafından tahmin edildiğini belirten Altuğra, şunları söyledi:
“Sadece basın değil, siviller de ansızın ortaya çıkan troll ordularının hakaretlerine maruz kaldı. Kimler tarafından yapıldığını herkes tahmin ediyor. Önemli olan bunun ispatlanması ve belgelenmesidir. Devlet ciddiyeti varsa, devletin gücü de varsa, derhal bu saygısızlığın kimler tarafından yapıldığının ortaya çıkarılması gerekir.”
“Kimse yaşattığını yaşamadan bu ülkeden gitmeyecek”
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ifade özgürlüğünü demokrasinin temel unsuru olarak gördüğünü hatırlatan Altuğra, yaşananların daha ağır ifadeleri hak ettiğini belirtti:
“İnsanlar, hukuk güvencesine ve demokrasi kültürüne güvenerek ifade özgürlüğünü kullanır. Eğer hukuk güvencem yoksa, demokratik kültürüm canlı değilse, yazmışım ya da yazmamışım ne fark eder? Trollerin arkasındaki gerçek kişilere sesleniyorum; kimse yaşattığını yaşamadan bu ülkeden gitmeyecek.”
“Parti içinde dahi istişare yapılmadı”
Sendikaların genel grev eylemlerini de değerlendiren Altuğra, bir eylem varsa bunun nedenlerinin araştırılması ve diyalog kurulması gerektiğini ifade etti:
“Bırakın sendikaları ve paydaşları, parti içindeki vekillerle dahi istişare yapılmadı. Ne oldu da alelacele, yangından mal kaçırırcasına bu yasa yürürlüğe konulmak isteniyor? Bu yasa tasarıları yalnızca devletten maaş alanların geliri olarak değerlendirilmemelidir. Bu, toplumun tamamını ilgilendiren ekonomik bir meseledir.”
“Muhalefetim partime değil, yönetime”
Ülkede son dört yıldır bir yönetim zafiyeti olduğunu, bunun son bir yılda daha da derinleştiğini söyleyen Altuğra, şu ifadeleri kullandı:
“Benim muhalefetim partime değil, mevcut yönetime yöneliktir. Partimle ya da tabanımla bir sorunum yok. Ancak yönetememe nedeniyle halkın mağdur edilmesine itirazım var. Bu durum devam ettiği sürece halktan yana muhalefetim de sürecektir.”
“Hayat Pahalılığı yasa tasarısı geri çekilebilir”
Yerel seçimlerin Aralık ayında yapılacağını, genel seçimlerin ise takvime göre Ocak 2027’de olması gerektiğini hatırlatan Altuğra, iki seçimin kısa aralıkla yapılmasının zor olacağını belirtti:
“Genel seçimlerin Eylül-Ekim 2026’da yapılması gerekir. Hayat Pahalılığı yasa tasarısı ise büyük ihtimalle pazartesi günü komiteye geri çekilecek, paydaşların ve muhalefetin görüşleri alınarak yeniden düzenlenecek ve Genel Kurul’a sunulacaktır.”
“UBP hizmet üretmede zaafiyet içinde”
Son dönemde başka bir partiye geçip geçmeyeceği yönündeki sorularla sıkça karşılaştığını belirten Altuğra, esas meselenin halka sunulan hizmetler olduğunu söyledi:
“Şu anda üyesi olduğum UBP, halka hizmet götürme konusunda ciddi bir zaafiyet içindedir. Bu durum söylemlerden öteye geçmemektedir. İnsanların ihtiyacı olan söz değil, hizmettir.”
“Siyasi hayatıma hizmet odaklı devam edeceğim”
Altuğra, ülkedeki sosyal hizmet eksikliklerine dikkat çekerek şunları kaydetti:
“Devletin kreşleri var mı? Yok. Yaşlılar için huzurevleri var mı? Yok. Özel gereksinimli çocukların bırakılabileceği merkezler var mı? Yok. Kadın sığınma evi var mı? Yok. Bu ihtiyaçlara cevap verebiliyor muyuz? Hayır.”
Siyasi hayatına devam edeceğini belirten Altuğra, hizmet odaklı bir anlayışla hareket edeceğini vurguladı.
“Pozisyonumu yeniden değerlendirebilirim”
Başka bir partiye geçişin mevcut yasal düzenlemeler nedeniyle mümkün olmadığını hatırlatan Altuğra, sözlerini şöyle tamamladı:
“Halka hizmet etmeyen bir parti içinde benim de pozisyonumu yeniden değerlendirmem gerekir. ‘Benim adamımdır, yasaldır ya da değildir fark etmez’ anlayışının olduğu bir yerde bulunmam mümkün değildir. UBP, benim bildiğim UBP olmaktan çıkmış, adeta mutasyona uğramıştır. Bu partiyi kuranlara, atalarımıza üzülüyorum. Devletin varlığını sürdürme ve halka hizmet etme inancımla örtüşen bir siyasi çizgide yoluma devam edeceğim.”