Yeteneklerini değerlermizle bütünleştirdiler…

Nazım ve Özgül Kızılduman, el emeği göz nuru süs ve hediyelik eşyalara, 1974 yılından önce Kıbrıs’ın kuzey sahillerinde muhteşem doğal güzellikleriyle bilinen Erenköy (Dillirga)’deki anılarını ve yaşamlarını yansıtıyorlar…Bir de Kıbrıs insanının öz değerlerini.

Yeteneklerini değerlermizle  bütünleştirdiler…
HABERİN GALERİSİ
kibris el isi

kibris el isi

Kıbrıs kültürüne el emeği göz nuru el işleriyle daha da değer katan Nazım ve Özgül Kızılboğa, zamanlarını Büyük Han’daki dükkanlarında bir birinden güzel sanat eserleri yaratarak ve insanlarla bu eserleri buluşturarak geçiriyorlar. 1974’ten sonra Erenköy (Dillirga) köyünde bıraktıkları anılarını, yaşam şekillerini, yok olmaya yüz tutmuş değerlerimizi bu günlere taşıyorlar. Özellikle de deniz kabuklarından büyük bir titizlik ve yaratıcılıkla yaptıkları panolar, takılar, süs eşyaları dikkat çekerken, su kabaklarından yaptıkları lamba ve abajurlar da büyük ilgi görüyor. Çift, Kobi Center’in düzenlediği El İşi Ürünleri Yarışması’nda da harup çekirdeğinden yaptıkları takılarla da ödül kazanmış...

Denize ilgimiz Erenköy’den…
Büyük Han’ın büyülü atmosferinde, buram buram Kıbrıs Adası kokan dükkanlarında ziyaret ettiğimiz Nazım ve Özgül Kızılboğa’yla güzel bir sohbet için bir araya geldik. Harup çekirdeğinden takılar yaparken rastladığımız Özgül hanım, “Bu günü de  harup çekirdeklerini takılar yapmaya ayırdım, o an içimden hangisi gelirse onu yaparım” diyor…
Sohbetimize başlarken, otantik dükkanlarında göze çarpan deniz kabuklarından yarattıkları eserleri anlatıyor Özgül Kızılboğa öncelikle…Bir zamanlar, ülkenin kuzey batısında bulunan sahil kasabası Erenköy’de yaşamlarını sürdürdüklerini anlatan Özgül hanım, denizle iç içe oluşlarının onların deniz kabuklarına olan ilgisini daha fazla artırdığını söylüyor. “Çok fakirdik. O nedenle de o zamanlar dekorlarımızı, tanıdıklarımıza vereceğimiz hediyeleri kendimiz yapardık” diyor. Yıllar sonra, bu yetenek ve ilgilerini geçim kaynağı haline getirmeye karar vermişler…2002 yılında da bu dükkanı açtıklarını anlatıyorlar. Kullandıkları malzemelerin hepsi tamamen doğal ve Kıbrıs’tan…Deniz kabuklarının da %90’ını kendileri topluyorlar.

Panolarda daha çok Osmanlı motifi kullanıyorlar
Minicik minicik, ve renk renk deniz kabuklarını teker teker kendi elleriyle panoya işliyor Özgül hanım. Ve bu sanat eserlerini satmaya kıyamıyor…Aynı zamanlarda, turistler ve yurt dışında yaşayanların hediyelik olarak tercih ettiği deniz kabuklarından Kıbrıs haritası saatler de bu dükkanda en çok ilgi gören hediyelik eşyalar arasında yer alıyor. Özgül hanıma buradaki eşyaların fiyatları hakkında sorular soruyoruz, “Fiyatlarım çok düşüktür. Gayem birşeyler yapmak. Beğeni çok yüksek ancak çok satıyor musunuz diye sorarsanız, hayır.” diyor. Bu panolarda, daha çok Osmanlı motiflerini kullandığını söylüyor Özgül hanım. Ve 1968 yılında Erenköy’de yapmış olduğu panoyu da dükkanının en baş köşesinde koruyor.

Dükkanın en ilgi çeken eşyalarından biri de su kabakları…
Üzerleri işlenen ve rengarenk ışıklar saçan su kabakları da bu dükkanın en ilgi çeken eşyalarından. Kendi yetiştirdikleri su kabaklarının üzerilerini işleyerek yaptıkları bu şaheserleri 50 TL’den 70 TL’ye değişen fiyatlarla satıyorlar. Aynı zamanda, eskiden tuzluk olarak kullanılan su kabakları, su ve şarap kapları olarak burada değişik motiflerle de satışa sunuluyor. Bu işleri, Nazım Bey’le birlikte, bir birlerinin eksiklerini tamamlayarak ve bir birlerini destekleyerek yarattıklarını anlatıyor Özgül hanım. Sohbetimiz ilerlerken eski dönemlere ait anılar da canlanıyor gözlerinde…Nazım bey, “Eskiden babam elime bu kabı verir beni diğer köye şarap doldurmaua gönderirirdi.” diyor. Bu su ve şarap kabaklarının üzerindeki motifler bıçağın tersiyle kazılarak büyük bir zahmetle yapılıyor.

Minyatür kerpiç ev yakın geçmişi ve tatlı anıları anımsatıyor…
Bir dönemler Kıbrıslılar’ın yaşadığı kerpiç evlerin minyatürü, dükkanın odalarının birinde ortaya yerleştirilmiş… Bu küçük kerpiç ev orjinaliyle bire bir hayret edilecek derecede detayları üzerinde barındırıyor….Özgül hanım dükkanlarını ziyaret eden misafirlerine ve özellikle de çocuklara, bu güzel örnek üzerinden eski yaşamlardan kesitler anlatıyor. Kerpiç evlerin bazılarında hayvanlar ve insanların birlikte yaşadıklarını söylüyor Özgül hanım. Ve bu evlerin damlarında her evin et ihtiyacını karşılayacak güvercin yuvaları bulunduğunu söylüyor. Her sonbahar girişinde, deniz suyundan su taşıyarak, evlerinin damlarını çamur ve saman karışımı malzemeyle yenilediklerini, ve silindirle düzelttiklerini anlatıyor…Ve bu zor ancak keyifli yaşamın özlemi okunuyor gözlerinde…Özgül hanımla sohbetimize Nazım bey de katılıyor… O da dağarcık yapımını anlatıyor bize. 250 TL’ye satışa sundukları dağarcıkların yapımı ve eskiden nasıl kullanıldığını da ondan dinliyoruz.



Onlar, zamanlarını bu güzel eserleri yaratarak geçiriyorlar. Anılarını, yaşamlarını, kültürlerini ve en önemlisi de değerlerini yansıttıkları bu eserler gerçek yaşamın izlerini barındırıyor…

 

 

Güncelleme Tarihi: 03 Haziran 2012, 15:35
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER