Atai’nin anlatımıyla MAĞUSA

Tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yapan Mağusa, bu medeniyetlere ait birçok eseri barındırıyor

Atai’nin anlatımıyla MAĞUSA

Tarihte birçok medeniyete ev sahipliği yapan, adeta büyük bir açık hava müzesi olan Mağusa, gazeteci, fotoğrafçı Zorlu Cezaroğlu’nun objektifinden, tam bir Mağusa sevdalısı olan Serdar Atai’nin anlatımıyla sizlerle bu sayfada buluşuyor…

İşte Mağusa’nın tarihi ve muhteşem fotoğraf kareleri…

Mağusa, M.Ö 285 yıllarında Mısırlı Ptolemy Philadelphus’un küçük bir balıkçı köyü olarak yerleşim başlattığı, antik dönemde Arsinoe, sonrasındaysa Famagusta diye adlandırılan bir yerdir.

Yunanca’da Ammochostos yani “kuma gömülü” diye adlandırılan Mağusa, 324-1191 yılları arasında Bizans Dönemi’ni yaşadı. 1. Richard’ın (Aslan Yürekli Richard) nişanlısını kurtarmak için 1191 yılında Kıbrıs’a çıkmasının ardından 1 yıl süreyle Tapınak Şövalyeleri Dönemi’ne tanıklık etti.

1192’de başlayıp 1373’e kadar süren Fransız Lüzinyan Krallığı Dönemi, Mağusa’nın Latin asilzadeler, zengin tüccarlar, din adamları ve şövalyeleri ile müthiş bir kalkınma hamlesine ev sahipliği yaptığı en parlak dönemi oldu.  Bu dönem; kale, saray, katedral, kilise ve manastırların Gotik stilde en güzel örneklerinin inşa edildiği dönemdir.

1373 yılında Cenevizliler’in Mağusa’yı ele geçirmesiyle kent, bu kez de en karanlık dönemini yaşamaya mahkûm oldu. Cenevizliler’in yarattığı bütün güzelliği, zenginliği yok etmek için elinden geleni yaptı.

1464’te Lüzinyanlar Mağusa’yı nihayet geri aldı ama yıkım o denli büyük ki toparlamaya zamanları yetmedi.

1489’da Kıbrıs Venedik İdaresi’ne geçince, Mağusa biraz olsun toparlanma şansı yakaladı. Venedik o dönemdeki deniz ticaretinin hakim gücü olduğundan, Mağusa Limanı Venedik Donanması’nın Doğu Akdeniz’deki ana limanlarından biri haline geldi. Mağusa kalesi ve surları modernize edilerek, genişletildi ve güçlendirildi. Katedral, kilise ve manastırlar ile kraliyet sarayı tadilattan geçirildi.

Osmanlı Dönemi, Mağusa’da 1571 yılından itibaren başladı. Osmanlılar, Katolikler tarafından horlanan Ortodoks halka pek çok özgürlükler tanıdı. Adada kaldıkları 300 yılı aşkın sürede Pazar yeri, medrese, hamam ve çeşme gibi eserleri geride bıraktı.

1878’de ise Osmanlılar, Kıbrıs’ı İngiliz İdaresi’ne devretti. 1960 yılına kadar devam eden İngiliz Dönemi’nde, Mağusa-Lefkoşa-Güzelyurt arasında demiryolu hattı inşa edilip, Mağusa Limanı yeni yatırımlarla çağdaş limana dönüştürüldü. Eğitim, sağlık ve anlarında ciddi reformlar yapıldı.

1960 yılında Kıbrıs bağımsızlığını kazandı. Ancak kurulan ortaklık devleti 1963 yılında çöktü. Kıbrıslı Türkler 1958’den itibaren Mağusa’da 1963’ten 1974’e kadar adanın çoğu bölgesinde enklaveler halinde yaşadı. 1974’te çizilen yeşil hatla adanın kuzeyinde yaratılan etnik bölgede kalan Kıbrıslı Türkler, 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti’ni1983’te ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ilan ederek toplumsal varlığını sürdürme mücadelesi vermektedir. 1974 savaşı sonrasında Mağusa, Gazimağusa olarak yeniden isimlendirilmiş ancak resmi söylem dışında halk, çoğunlukla Mağusa ismini kullanmayı tercih etmektedir.

Kaynak: CEP MAĞUSA- Serdar Atai ve Zorlu Cezaroğlu

Fotoğraflar: Zorlu Cezaroğlu

Güncelleme Tarihi: 04 Ekim 2020, 13:07
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER