Güneşin altında hoş bir esmerlik

Güneşin altında hoş bir esmerlik

Cey Cey & NT Beauty Science Direktörü, Cilt Bakım Uzmanı Taydemir, güneş ışınlarına direkt maruz kalmamak ve cildin yıpranmasını önlemek için mutlaka güneş koruyucu kullanılması gerektiğini vurguladı.

CİLDİNİZ KIZARMADAN BRONZLAŞMANIN YOLU... Cilt Bakım Uzmanı Nevruz Taydemir, cildinin kızarmadan hoş bir esmerlik almasını isteyenlere ipuçları verdi. Taydemir, “Kakao, kayısı ve havuç yağ özlerini 3’er damladan güneş koruyucunuz içerisine katın. Güneş koruyucu ürününüzü güneşe çıkmadan 30 dakika önce uygulayın ve özellikle suyla temas edilirse gün içerisinde 2-3 saatte bir tekrar uygulayın. Aşırı sıcakların da katkısıyla cildimiz kurumuş, nem dengesi bozulmuş, su kaybına uğramış bir hal alıyor. Bu nedenle bol bol su tüketin” dedi.

“CİLT TESTİ YAPTIRMADAN SOLARYUMA GİRMEYİN”… Nevruz Taydemir, solaryuma girmeye karar verildiyse de sağlıklı bir bronzluk elde etmek için dikkat edilmesi gerekenleri olduğunu vurguladı. Taydemir, solaryum seanslarına başlamadan önce mutlaka cilt testi yaptırılması gerektiğine işaret ederek ten tipine uygun makine ve kullanım süresine dikkat edilmesi gerektiğini söyledi. Taydemir, lazer veya epilasyon, ağda, cilt bakımı ve kalıcı makyaj uygulamalarından sonra solaryuma girilmemesi önerisinde bulundu.

Kuzey Kıbrıs’ın başkenti Lefkoşa’da bulunan Cey Cey & NT Beauty Science, hem kadınlara hem de erkeklere güzellikten bakıma her türlü hizmeti veriyor.

Merkezin Direktörlüğünü yapan Cilt Bakım Uzmanı Nevruz Taydemir, cilt bakımının hiçbir zaman aksatılmaması gerektiğini belirterek özellikle yaz aylarında direkt güneşe maruz kalınmamasına dikkat edilmesi gerektiğini vurguladı.

Cildimizi zararlı güneş ışınlarından koruyacak güneş koruyucu ürünlerin (GKF veya SPF) önemine dikkat çeken Taydemir, yanlış ürün seçiminin ya hiç koruyucu etki göstermeyeceğini ya da cilt yüzeyinde irritasyona neden olacağını belirtti.

Taydemir, cildinin kızarmadan hoş bir esmerlik almasını isteyenlere de birkaç tiyo verdi:

“Aktarlardan rahatlıkla bulabileceğiniz kakao, kayısı ve havuç yağ özlerini 3’er damladan güneş koruyucunuz içerisine katabilirsiniz. Güneş koruyucu ürününüzü güneşe çıkmadan 30 dakika önce uygulayın ve özellikle suyla temas edilirse gün içerisinde 2-3 saatte bir tekrar uygulama yapın ve günün sonunda güneşin etkisiyle, aşırı sıcakların da katkısıyla cildimiz kurumuş, nem dengesi bozulmuş, su kaybına uğramış bir hal alıyor.

Bizi en iyi taşıyan giysimiz cildimiz olduğuna göre onu sakın ihmal etmeyin. Günlük su tüketiminizi azaltmayın. Cildinize maksimum nem sağlayacak ve güneşten oluşan irritasyon ve hassasiyeti giderecek papatya özleri veya aloe vera özlerinden yaralanın.

Ayrıca günümüzde gelişen teknoloji ve kozmetik akımın bizlere sunmuş olduğu yapay bronzlaştırıcılar var. Bronzlaşma sevdanız da sizlere hiç zahmet vermeyerek şipşak hoş bir ton sağlayabilecek fakat cilt sağlığınız için ne kadar doğru olduğu soru işaretleriyle dolu solaryum ve selftaning (otobronz)”.

“Güneşin faydası kadar zararı da var”

Güneşin, mikroplarla mücadele ettiğini, kan dolaşımını hızlandırdığını, aldığımız besinlerin emilmesini ve D vitamini sentezini sağladığını belirten Taydemir, ışık yoksunluğunun, bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve sağlığın bozulmasına yol açtığını söyledi.

Taydemir, seratonin, dopamin ve endorfin hormonlarının salgılanımını aktivite ederek, insana yaşama sevinci ve mutluluk veren güneşin, neşeyi ve canlılığı da beraberinde getirdiğini ifade etti.

Güneşin haklı itibarını sarsmadan bir de negatif yönüyle madalyonun diğer yüzü de olduğuna işaret Taydemir, “Güneş ışınlarının spekturumu, iyonize edici (x, gamma kozmik ışınlar) mor ötesi veya ultraviyole (UVA, UVB, UVC) ışınları, gözle görünen ışınlardan, infrared (kızılötesi) ve mikro, radyofrekans dalgalarına kadar uzanan geniş bir yelpaze oluşturuyor” dedi.
Taydemir, bu geniş yelpazeden bizi en çok etkileyenin mor ötesi yani ultraviyole (UVA, UVB, UVC) ışınları olduğunu söyledi. Bu ışınların cilt sağlığımız üzerinde etkileri olduğunu anlatan Taydemir, UVA ışınının cilt tarafından en hızlı emilen ışın olduğunu ve derinin bütünlüğünü sıklığını sağlayan fibroblast dokusuna (kolojen ve elastin proteinlerine) zarar verip cilt üzerinde elastikiyet ve ton kaybına neden olduğunu belirtti.

Taydemir, bunun sonucunda ciltte derin kırışıklıklar, renk düzensizliği, mat ve cansız bir görünüm oluştuğunu söyledi.

Taydemir, “Kısaca söylemek gerekirse UVA ışını hiçbir şekilde dostumuz değildir, tam aksine bizi yaşlandırıyor. UVB ise insan ve yaşam formları için zararlı olandır. Dıştan bakıldığında harika bir bronzluk veren UVB ışını iyi huylu ve kötü huylu tümörlerin gelişiminde, cilt-deri kanserinin baş faktörlerindendir. UVC ışını ise en kısa dalga boyuna sahiptir ve atmosfer tarafından filtre edildiği için yeryüzüne ulaşamıyordu” dedi.

Temmuz ayının ise cildimizin en tehlikede olduğu ve korumanın maksimuma çıkarılması gereken zaman olduğunun altını çizen Taydemir, şöyle dedi:

“Plajda sere serpe güneşlenirken ışınlara maruz kalmak önemli zararlara da neden oluyor.

Öncelikle cilt kanseri riski en kötü getirisi, deri dejenerasyonuna bağlı yaşlanma, gevşeme ve salkma kaçınılmaz bir sonuç. Derin kırışıklıkların oluşması, deride kalınlaşma, su kaybı, düzensiz pigmentasyon (lekelenme), kılcal damar çatlaması (telenjektazi) da bu durumun bir diğer getirileri”.

Cilt testi yaptırmadan solaryuma girmeyin”
Nevruz Taydemir, solaryuma girmeye karar verildiyse de sağlıklı bir bronzluk elde etmek için dikkat edilmesi gerekenleri sıraladı:

“Solaryum seanslarına başlamadan önce mutlaka cilt testi yaptırın. Böylelikle, teninizin rengine ve cildinizin hassasiyetine göre solaryuma gireceğiniz uygun süre ve seansları belirleyebilirsiniz. Ten tipine uygun makine ve kullanım süresi belirlenmelidir. Herkesin aynı makineye aynı seans süresiyle girdiği dönemler çoktan tarih oldu.
Lazer veya epilasyon, ağda, cilt bakımı ve kalıcı makyaj uygulamalarından sonra solaryuma girilmemelidir. Cildiniz hassaslaştığı için bir süre ara vermeniz teninize iyi gelecektir.
Solaryuma girmeden önce yapılan duş ve solaryuma özel peeling jelleri kullanımı bronzlaşma öncesi iyi birer hazırlıktırlar. Ölü deri hücreleri atılır, gözenekler açılır. Seanstan sonra duş yapmak da tavsiye edilir.
Alerjik reaksiyonlar oluşabileceği için dövmeli bölgelerin korunması gerekir.
Bazı ilaçlar deriyi UV ışınlarına karşı hassaslaştırırlar. Bu ilaçlar fototoksik efekte sahip olan içeriğe sahiptirler. Bu yüzden solaryuma girmeden önce ilaç kullanımı söz konusuysa ilacın prospektüsünü okumak ve şüpheli durumlarda doktora danışmak gerekmektedir. Herhangi bir etki 48 saat içinde belirir.
Doğal bir bronzluğa ulaşmak için 6-7 seans yeterli olmaktadır. Çabuk bronzlaşmak için seanslar sık sık tekrar edilmemelidir. Bir hafta içinde 3 kereden fazla veya aynı gün içerisinde 2 kez solaryuma girmek tehlikelidir.
Solaryumda kalacağınız süre, ilk seans için 8-10 dakika arasında olmalı, daha sonraki seanslar ise aşamalı olarak artırılarak maksimum 20 dakikaya çıkarılmalıdır.
Solaryuma girmeden önce cildin bütün kozmetik ürünlerden tamamen arındırılmış olması gerekir. Ayrıca, solaryum için üretilen özel ürünler olmadıkça hiçbir güneş ürünü kullanılmamalıdır.
Seans esnasında gözler kapalı tutulmalı ve koruyucu gözlük takılmalıdır. Lens kullanan kişilerin, solaryuma girmeden önce lenslerini çıkarmaları gerekmektedir.
Alkol alındıktan sonra solaryuma girilmemelidir. Ayrıca 16 yaşından küçükler solaryuma girmemelidir.


 

Zorlu Cezaroğlu

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER