İdeallerinin arkasında koşan adam; İLKER KILIÇ

İdeallerinin arkasında koşan adam; İLKER KILIÇ

EN BÜYÜK HAYALİ KIBRIS’IN FEDERAL BİR ÇATI ALTINDA BİRLEŞMESİYDİ… “Yıllardır Londra’da yaşıyor olması onu hiç Kıbrıs’tan koparmadı. Son dönemlerinde Kıbrıs sorunu ile ilgili yaptığı politik yorum ve analizler birer ders niteliğindedir. 90’lı yılların sonundan itibaren üzerinde en çok durduğu konulardan biri; ‘Kıbrıslı Türklerin mutlaka uluslararası hukuk içerinde yer alacak bir çözümün parçası olmasıydı’. En büyük hayali Kıbrıs’ın federal bir çatı altında birleşmesini görmekti. Hayatı buna ulaşmak için mücadeleyle geçti”

Barış UZUNAHMET

Londra’ya ilk ayak bastığımda 20’li yaşlarda genç bir delikanlıydım.

‘Sol’ adına heyecanlarımız vardı. Londra’ya gelmeye karar verdiğimde Kıbrıs’taki arkadaşlardan edindiğim üç önemli isim vardı. Birincisi Hasan Raif, ikincisi Ahmet Sadi ve üçüncüsü de İlker Kılıç’tı.

Her üçü de şu anda aramızda değil artık…

Kıbrıs Türk sendikal hareketin en önemli isimlerinden Ahmet Sadi’yi, Londra’ya geldiğim 1997 Ekim’inden birkaç ay sonra kaybettik. Kendisiyle tanışma ve konuşma şansı bulanlardanım. Keşke daha fazla zaman geçirebilme şansım olsa ve 1940-58 arasındaki sendikal hareketi birinci ağızdan daha uzun süre dinleyebilseydim.

Londra’ya geldiği 1958’den ancak 36 yıl sonra Kıbrıs’a dönebildiği yılları dinlemek isterdim.

Hasan Raif ile Londra’da bulunduğum 1997-2006 yıllar arasında abi-kardeş gibi olduk. Neredeyse her gün görüşüyorduk. Demokrasi Derneği çatısı altında birçok işe birlikte imza attık. O da yılmaz bir barış ve demokrasi savaşçısıydı. Onu da 2017’nin son gününde kaybetmiştik.

En büyük hayali Kıbrıs’ın federal bir çatı altında birleşmesini görmekti. Hayatı buna ulaşmak için mücadeleyle geçti. Olmadı beceremedik.

***

Ve İlker Kılıç…

Onu da yoldaşı Hasan Raif’in yanına, sonsuzluğa gönderdik. Muhteşem bir ikiliydiler. Hasan Raif daha heyecanlı ve mücadeleci görünürdü. İlker Kılıç ise daha sakin ve fırtınaları kendi içinde yaşardı.

İlker Kılıç’ın engin siyasi bilgisi ve analiz ustalığı hayranlık bırakacak cinstendi. En büyük özelliklerinden biri, tartışma ortamında sakin kalabilmesiydi.

Herkesi dinler ve kendisi de konuştuğunda herkesin onu dinlemesini bir şekilde becerirdi. Üzerinde durduğu ve ısrarla savunduğu fikirleri, mutlaka hukuksal ve belgelerle desteklerdi. O konuştuğunda herkes susar ve pür dikkat ağzından çıkan kelimeleri dinlerdi. Tüm bu ciddiyetin arkasında inanılmaz bir de gülümseyen yüzü vardı. Kahkahası da meşhurdu.

Elbette İlker Kılıç ile aramızda kuşak farklı vardı. O 68 biz ise 88 kuşağıydık. O çok ileriye bakan bir kişi olduğu için aramızdaki kuşak farkını hiçbir dönemde hissetmedik. O Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Sinan Cemgil, Hüseyin İnan’a yoldaşlık eder. Mithat Berberoğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığı sırasında en yakınında olan kişilerden biriydi. Bu yüzden tehditler ve hapis cezası aldı, 1973’de Kıbrıs’tan ayrılmak zorunda kaldı.

İlker Kılıç tüm bu geçmişine rağmen bunlar ile övünmeyi pek sevmezdi. Sormasaydık söylemezdi. Mahir Çayan ve arkadaşlarını Kıbrıs plakalı Vosvos arabası ile Ankara’da nasıl kaçırdığını anlatırken ağzımız açık kalmıştı. O sadece Kıbrıs Türk sol hareketin önderlerinden değil, Türkiye sol hareketi içerisinde saygınlığı olan bir kişilikti.

Yıllardır Londra’da yaşıyor olması onu hiç Kıbrıs’tan koparmadı. Londra’daki yoğun iş temposuna rağmen Kıbrıs ile yattı, Kıbrıs ile kalktı. Son dönemlerinde Kıbrıs sorunu ile ilgili yaptığı politik yorum ve analizler birer ders niteliğindedir. Yeniden ve yeniden okumak gerekir. 90’lı yılların sonundan itibaren üzerinde en çok durduğu konulardan biri; “Kıbrıslı Türklerin mutlaka uluslararası hukuk içerinde yer alacak bir çözümün parçası olmasıydı”. Bunu ölene kadar da dillendirdi.

Yılmaz bir barış aktivistiydi. İngiliz İşçi Partisi içerisinde de saygın bir yeri vardı. Birçok kez İşçi Partisi’nin büyük kurultayında gerek CTP’yi temsilen gerekse kendi adına katıldığını biliyorum.

İlker Kılıç’ın yerinin dolması gerçekten çok zor. Kendine münhasır bir kişilikti. Sadece Kıbrıs Türk sol hareketi veya Türkiye sol hareketi değil, dünya sol hareketi önemli bir neferini kaybetti. Ancak önemli olan İlker Kılıç’in idealleri ve başarmak istediklerini daha ileriye taşımaktır. Bu hepimizin boynunun borcu olsun.

Zorlu Cezaroğlu

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER