Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, gündeme dair değerlendirmelerde bulundu.

Tufan Erhürman, Kıbrıs Türk Elektrik Kurumu’nda (Kıb-Tek) 500 milyon TL açıktan bahsedildiğini hatırlattı ve kurumun ne kadar zarara uğratıldığını anlattı. Adına hükümet diyen yapının mahkemede, “İhalesiz akaryakıt alımı dolayısıyla kurumu 21 milyon dolar zarara uğrattık” dediğine vurgu yapan Erhürman, “Bu savunmayı mahkemelere kendileri verdi. Kıb-Tek’i 21 milyon dolar zarara uğrattıkları itirafını Meclis’te gündem yaptık. 9 milyon doları ise Güney Kıbrıs Rum Yönetimi elektrik kurumuna ödediler. Bununla ilgili mahkemeye başvurumuz var. Ercan’da da 59 milyon Euro bağışlandı. 59 milyon Euro’yu 21 milyon dolarla toplayın, sadece bu alanlarda memleketi, milyonlarca lira zarara uğrattılar” dedi.

 "HEM EKONOMİK HEM HUKUKSAL PROBLEM”

Son dönemde ilginç şeyler yaşandığının altını çizen Erhürman, Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği Cafer Gürcafer’in açıklamalarına değindi. Gürcafer’in, “Şu anda ülkemizde 5-10 bin kişi çalışma yasasına aykırı bir şekilde komisyon karşılığında işçi getiriyor” ifadelerine işaret eden Erhürman, söz konusu açıklamanın bazı bölümlerini “kan dondurucu” olarak niteledi. Kıbrıs’ın kuzeyine işçi getiren kişilerin bin ile 3 bin Euro arasında, kişi başına komisyon geliri elde ettiği iddialarıyla ilgili de konuşan Erhürman, Güneyde Purnara mülteci kampındaki insanların çoğunun kuzeye işçi olarak getirildiği ifadelerini hatırlattı. Erhürman, “Birlik Başkanı Gürcafer, bir insan ticareti var ve güneydeki mülteci kampındadır bu insanlar diyor. Bu söylenenler sadece, bu memlekette uzun bir süredir, nüfus politikası, kayıt dışılık patladı, dediğimiz şeylerin somut olarak tam da bu alanla iştigal eden bir sektörün birlik başkanı tarafından ifade edilenler” dedi. “İnsan ticareti” olayının başlı başına, geriye kalan her şeyin üstüne geçen bir olay olduğuna dikkat çeken Erhürman, “Diğerlerinin çok daha önünde hem ekonomik hem hukuksal bir problem. Varsa da yoksa da bu meselenin bir bütün olarak polis tarafından ele alınması gerekiyor” diye konuştu.

“POLİSİN BU İDDİALAR ÜZERİNE HEMEN HAREKETE GEÇMESİ GEREKİYOR”

Haberler bazında bakıldığında, genelde olayların değil, kişilerin ön plana çıktığına işaret eden Erhürman, inşaat sektörü çalışanlarının büyük çoğunluğunun yabancı işçi olduğunu belirtti. “Bütün bunları yan yana koyduğunuzda, bu büyük bir problem. Polise intikal eden olaylar dışında esas itibariyle yoğunlaşmamız gereken yer burası” diye konuşan Erhürman, gelinen noktada polisin bu iddialar üzerine hemen harekete geçmesi gerektiğine vurgu yaptı. Tufan Erhürman, “Bu mesele, herkesin zannettiğinden büyük işler açıyor bu memleketin başına” ifadelerini kullandı. Söz konusu sorunun, inşaat sektöründeki kaliteyle ilgili ister istemez soru işareti de yarattığına vurgu yapan Erhürman, üniversitede verilen eğitimin niteliğinin de soru işareti olduğunu kaydetti. Tufan Erhürman, “Ölçek diye bir şey var. 23 tane faal üniversiteye sahipsin, 36 ön izin veriyorsun. 39 eğitim kurumu var. Onlarca kamu okulu, özel okulu var. Sen hepsini denetleyebilecek kapasitede olduğunu mu düşünüyorsun?” diye sordu. Bu kadar üniversitenin ve eğitim kurumunun denetlenemeyeceğinin bilindiğini ve bilerek bu izinlerin verildiğini ifade eden Erhürman, adına hükümet denen yapının, memlekete geri döndürülemez zararlar verdiğinin altını çizdi.

“BU ÖLÇEKTE BAŞ EDEBİLECEĞİNİZ SORUN SAYISI BELLİDİR”

Erhürman, “Yabancılara mülk satışında da abartıyorsunuz demişlerdi, ortaya çıkanları gördük. Üniversitelerde de böyle oldu” ifadelerini kullandı. “Şu andaki vurdum duymazlığı meşrulaştırmak amacıyla bir eleştiri modeli geliştirilirse, bunu toplumun geleceği için yanlış bulurum” diye konuşan Erhürman, sorunların altında ezilirken, bu sorunları yaratanların görmezden gelinemeyeceğini belirtti. Yükseköğretimdeki tartışmanın, nitelik tartışmasına dönmesi gerektiğine dikkat çeken Erhürman, “Yükseköğretimdeki tartışma nitelik tartışmasına dönmezse, biz bununla başa çıkamayız” dedi. “Bu ölçekte baş edebileceğiniz sorun sayısı bellidir” diyen Erhürman, karşılarındaki zihniyetin memlekete geri döndürülemez boyutlarda zarar verdiğini söyledi. “Toplumsal hafızayı diri tutmayı beceremezsek, başımıza daha çok şey gelecek” diyen Erhürman, Kıb-Tek’te 500 milyon TL açıktan bahsedildiğini söyledi ve kurumun ne kadar zarara uğratıldığını anlattı. Adına hükümet diyen yapının mahkemede, “İhalesiz akaryakıt alımı dolayısıyla kurumu 21 milyon dolar zarara uğrattık” dediğine vurgu yapan Erhürman, “Bu savunmayı mahkemelere kendileri verdi. Kıb-Tek’i 21 milyon dolar zarara uğrattıkları itirafını Meclis’te gündem yaptık. 9 milyon doları ise Güney Kıbrıs Rum Yönetimi elektrik kurumuna ödediler. Bununla ilgili mahkemeye başvurumuz var. Ercan’da da 59 milyon Euro bağışlandı. 59 milyon Euro’yu 21 milyon dolarla toplayın, sadece bu alanlarda memleketi bu kadar zarara uğrattılar” dedi.

“KIB-TEK’İN HALİ DEĞİL, BU ÜLKEYİ YÖNETTİĞİNİ İDDİA EDENLERİN HALİ NE OLACAK?”

Tufan Erhürman, “Bu sadece havaya uçan para. Onlarca sınavsız, münhalsiz personel gideri de ayrı. Makinelerin bakım onarımı bilinçli olarak yaptırılmadı. Ne olacak Kıb-Tek’in hali değil, bu ülkeyi yönettiğini iddia edenlerin hali ne olacak?” diye sordu. KTOEÖS’ün okullarda sözde tam gün eğitimle ilgili öğrencilere yönelik yaptığı anketin sonuçlarından da örnekler veren Erhürman, özel okullar için aylık ödenmesi gereken miktarın, asgari ücretten fazla olduğunun altını çizdi. KTOEÖS’ün yaptığı anket sonucunda öğrencilerin yüzde 86’sının sözde tam gün eğitimden memnun olmadığına dikkat çeken Erhürman, bazı öğrencilerin verdiği cevapları dile getirdi. Öğrencilerin, kol faaliyetleri, güvenlik gibi unsurları sıraladığına değinen Erhürman, bazı çocukların öğle arası sandviç dahi alamadığına işaret etti. Erhürman, “Sandviç alamayan çocuklar meselesi şu an gündemimiz dahi olamıyor” diye konuştu.