Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, krizi yönetmenin bir numaralı faktörünün güven olduğuna dikkat çekti. Kanal T’de Damla Dabis Özel’in sorularını yanıtlayan Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, geçtiğimiz günlerde Meclis’te yaşananları da değerlendirdi. Cumhurbaşkanlığı makamının yol gösterme, diyalog kurma makamı olduğuna dikkat çeken Erhürman, “Herkes devlet ciddiyeti denilen şeyin ne anlama geldiğini bilsin” ifadelerini kullandı.
“YASA GÜCÜNDE KARARNAME İHTİMALİ DE BANA DİLLENDİRİLMEDİ”
Geçtiğimiz günlerde gerçekleştirilen eylemlerle ilgili konuşan Cumhurbaşkanı Erhürman, eylemlerde çok ciddi olaylar yaşandığını anımsattı, birçok kişinin yaralandığını kaydetti. “Bizim anayasal düzenimizde Cumhurbaşkanı sadece Kıbrıs sorununun müzakerecisi değildir, içeride de görevleri vardır” diyen Erhürman, bu tip olaylarda, Anayasa’nın Cumhurbaşkanına ciddi yükümlülükler verdiğini belirtti. Tufan Erhürman, “Cumhurbaşkanının tüm taraflarla diyalog ortamını yaratma yükümlülüğü vardır” dedi. Söz konusu günde, Başbakan Ünal Üstel ile, ardından da sendika temsilcileriyle görüştüğünü vurgulayan Erhürman, “Görevimin ne olduğunun farkındayım” ifadelerini kullandı. Yaptığı görüşmelerde, sendikalarla görüşme masası kurulacağı ve uzlaşmaya uzak olunmadığını gördüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erhürman, “Sayın Ünal Üstel’den aldığım izlenimi de sendikaya aktardım. Bu iş uzlaşıyla biterse iyi olur diye konuştuk. Durduğum nokta buydu. Sayın Üstel’e süreç içerisinde yapabileceğimiz bir şey olursa buradayım dedim. Sayın Ünal Üstel ile görüşmemde yasa gücünde kararname ihtimali de bana dillendirilmedi” dedi.
“KRİZİ YÖNETMENİN BİR NUMARALI FAKTÖRÜ GÜVENDİR”
Ertesi gün sabah, diyalog için Meclis’e ara verildiğini öğrendiğini kaydeden Erhürman, ardından ise Resmi Gazete kararını öğrendiklerini vurguladı. Söz konusu durumun ardından yaptığı açıklamada, yasa gücünde kararnamenin, güvene zarar veren bir yasa gücünde kararname olduğunu söylediğini anımsatan Erhürman, bu kararnamenin güvene de zarar verdiğini söylediğini belirtti. Cumhurbaşkanı Tufan Erhürman, göreve geldiği ilk günden itibaren Başbakan ile iki haftada bir görüşme yaptığını da hatırlattı ve söz konusu durumun bir devlet geleneği olduğunun altını çizdi. Asıl olanın, güven duygusunu zedelememek ve kurumlar arası iletişimin kopmamasını sağlamak olduğuna dikkat çeken Erhürman, “Krizi yönetmenin bir numaralı faktörü güvendir” diye konuştu. “Ben yol gösterme, diyalog kurma makamıyım. Benim burada rahatsız olduğum şeyin uzantısı şu; bundan sonrasında Meclis açıkken sorun olacağı, yasa tasarısının geçmeyebileceği endişesini taşıyan her hükümet, bunu yasa gücünde kararnameyle mi yapabilecek?” diye soran Erhürman, Anayasal düzen ve yasama-yürütme ilişkilerine dikkat çekti.
“HERKES DEVLET CİDDİYETİ DENİLEN ŞEYİN NE ANLAMA GELDİĞİNİ BİLSİN”
“Ne Ünal Üstel sonsuza kadar başbakan ne ben sonsuza kadar Cumhurbaşkanı olacağım. Mesele, kurumlar arası ilişkileri doğru zemine oturtabilmektir” diyen Erhürman, kendisine yasa gücünde kararname yolunun seçileceği bilgisinin verilmediği gibi, böyle bir düşüncenin olduğu bilgisinin de verilmediğini hatırlattı. Devletin içerisinde doğru koordinasyon mekanizması olmasının önemine işaret eden Erhürman, Siyasi Partiler Konseyi’ni de bunun için oluşturup topladığını kaydetti. Diyalog mekanizmasının önemini yineleyen Erhürman, Kıbrıs sorunuyla ilgili her şeyi, Siyasi Partiler Konseyi’nin bilgisinde getirdiğini vurguladı. Bugüne kadar ne yaptıysa, aynılarını yapmaya devam edeceğinin altını çizen Erhürman, “Devlet küsmez, kimse zannetmesin ki Anayasal düzenin bozulduğu ortamda susup oturacak. Herkes devlet ciddiyeti denilen şeyin ne anlama geldiğini bilsin. Devlet, birilerinin özverisi üzerinden sürpriz yapan bir yer değildir” dedi. Metehan Geçiş Noktası ile ilgili son dönemde belli bir rahatlamanın olduğunu vurgulayan Erhürman, Bostancı’da seyrüsefer çıkarmanın başladığını, Derinya’da ise sorunun giderilmesini beklediklerini belirtti. Sorumluluktan hiçbir zaman kaçmayacağının altını çizen Tufan Erhürman, “Bazen beklentiler yetkimiz olmayan alanlara kayıyor. Yetkili olmadığınız yerde de sorumlu hissedebilirsiniz. Anayasa yetki verdiyse onu yapmak zorundasınız ama yetkiniz olmayan yerde de toplumsal sorumluluk duygunuz olabilir. Bu da hukuki değil, toplumsal sorumluluk gereğidir” diye ekledi.