Almanya, Avusturya, Polonya, Hollanda ve Romanya başta olmak üzere birçok Avrupa ülkesinde yayına giren reklam filmi, kısa sürede sosyal medyada viral oldu. Görsel estetiği, sinematografik dili ve güçlü anlatımıyla dikkat çeken kampanya, Kuzey Kıbrıs’ın turizm potansiyelini uluslararası ölçekte görünür kılma açısından önemli bir fırsat sundu.
Reklamda, adanın tarihi dokusu, doğal güzellikleri ve yaşam tarzı öne çıkarılırken; Kuzey Kıbrıs’ın bir turizm markası olarak konumlandırılması hedeflendi. Ancak bu güçlü çerçevenin, temel içerik hatalarıyla zedelenmesi dikkat çekti.
Reklam filminde yer alan bazı tarihi mekanların isimlendirilmesinde yapılan hatalar, yalnızca bir prodüksiyon eksikliği olarak değil, aynı zamanda kamu sorumluluğu tartışmasını da beraberinde getirdi. Zira bu ölçekte ve bu hassasiyette bir tanıtım çalışmasının, ilgili kamu otoritelerinin bilgisi ve denetimi dışında hazırlanması düşünülemez.
Bu noktada, KKTC Turizm ve Çevre Bakanlığı’na bağlı ilgili birimlerin sürece ne ölçüde dahil olduğu ve içerik doğrulama mekanizmalarının neden işletilmediği soruları gündeme geldi. Uzman denetiminden geçmemiş bir tanıtım içeriğinin uluslararası dolaşıma sokulması, “kurumsal koordinasyon eksikliği” olarak değerlendiriliyor.
Sosyal medyada yükselen eleştiriler de bu yönde yoğunlaşıyor: Görsel kaliteye gösterilen hassasiyetin, içerik doğruluğunda gösterilmemesi kabul edilemez bulunuyor. Birçok değerlendirmede, bu tür stratejik tanıtım çalışmalarında ilgili bakanlık birimlerinin aktif rol almasının zorunlu olduğu vurgulanıyor.
Ortaya çıkan tablo, yalnızca bir reklam hatasından ibaret değil; aynı zamanda kurumsal sorumluluk zincirinin sorgulanmasına neden olan bir durum olarak öne çıkıyor. Uluslararası tanıtımda yapılan bu tür hatalar, yalnızca anlık eleştiri değil, uzun vadede güvenilirlik aşınmasına da yol açma riski taşıyor.