Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu, son gelişmelerle ilgili olarak Türk Ajansı Kıbrıs’a (TAK) değerlendirmelerde bulundu.

Ülkede kaçak yaşayan 4 kişi tutuklandı Ülkede kaçak yaşayan 4 kişi tutuklandı

Ertuğruloğlu, yeni atanan Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kişisel Temsilcisi’nin yapacağı altı aylık görev süresinin, adadaki iki taraf arasında ortak zemin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi için yeterli olduğunu da vurguladı.

"CRANS MONTANA SÜRECİYLE BİRLİKTE FEDERASYON MODELİNDE BİR ANLAŞMAYA VARMA İHTİMALİ DE SON BULDU"

Ertuğruloğlu, “Devletimiz, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri tarafından bir Kişisel Temsilci atanmasına rızasını vermiştir. Kısa bir süre içinde görevine başlayacak olan BM Genel Sekreteri’nin Kişisel Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar’ın Ada’daki iki taraf arasında ortak bir zemin bulunup bulunmadığıyla ilgili 6 ayı aşmayacak bir süre içinde görevini ifa etmesi yönündeki beklentimiz de kayda geçirilmiştir” dedi.

“Herkesin bildiği üzere, adadaki iki taraf arasında ortak bir zemin bulunmamaktadır” diyen Ertuğruloğlu, Kıbrıs Rum tarafının, son 50 yıldan bu yana, sözde ‘federasyon’ modeli temelinde bir anlaşmaya varmak istediği yalanı ile dünyayı oyalamaya çalıştığını söyledi.

2017 yılında İsviçre’de Crans-Montana’da sonuçlanan Kıbrıs Konferansı'nın, tüm ilgili taraflarca bir ‘son çaba’ olarak görüldüğünü anımsatan Ertuğruloğlu, “Sözkonusu konferansta Kıbrıs Rum tarafı bir kez daha Kıbrıs Türk tarafıyla güç ve refah paylaşımına dayalı bir ortaklık kurmayı reddetmiştir. Böylelikle, iki-kesimli iki-toplumlu federasyon modelinde bir anlaşmaya varma ihtimali, anılan Konferans’ın başarısızlıkla sonuçlanmasıyla son bulmuştur” şeklinde konuştu.

“İKİ BAĞIMSIZ VE EGEMEN DEVLETİN VARLIĞI TEMELİNDE BİR İŞ BİRLİĞİ MODELİ YAPILMASI GEREKTİĞİNİ SAVUNUYORUZ”

Ertuğruloğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“BM Genel Sekreteri bu başarısızlığın ardından taraflara ‘kalıpların dışında düşünmesi’ yönünde çağrıda bulunmuştur. Kıbrıs Türk tarafı bu çağrıya cevaben yeni bir vizyon geliştirmiş ve 27-29 Nisan 2021 tarihlerinde Cenevre’de gerçekleştirilen 5+BM gayri resmi konferansında, yeni önerisini dünyaya duyurmuştur. Biz, adadaki mevcut gerçekler ışığında, yani iki bağımsız ve egemen devletin varlığı temelinde bir işbirliği modeli yapılması gerektiğini savunmaktayız.”

"KKTC’nin yeni vizyonu esasen Kıbrıs Türk halkının özden gelen hakkı olan ‘egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünün teyidini’ içermektedir” diyen Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, bu yeni vizyonun resmi müzakerelere başlanabilmesi yönünde, iki tarafın da kabul edebileceği, iyi komşuluk ilişkileri içinde işbirliğine dayalı yeni bir temel ortaya koyduğunun altını çizdi.

 "ALTI AYLIK SÜRE YETERLİ, MÜZAKERELER KALDIĞI YERDEN DEVAM EDEMEZ"

“KKTC’nin yeni vizyonu, olası yeni bir müzakere sürecinin ‘kaldığı yerden devam etmesi’ ihtimalini ortadan kaldırmakta, iki taraf arasındaki statü eşitsizliğinin giderilmesi halinde yeni bir sürece başlanması gerektiğini vurgulamaktadır” ifadelerini kullanan Ertuğruloğlu, değerlendirmesine şöyle devam etti:

“Bu nedenle, altı aylık bir sürenin, BM Genel Sekreteri Kişisel Temsilcisi tarafından adadaki iki taraf arasında ortak zemin bulunup bulunmadığının tespit edilmesi için yeterli  olduğu kanaatindeyiz. Anılan sürenin sonunda, Kişisel Temsilci’den beklentimiz, adadaki gerçeklerle ilgili vardığı sonuçları ve ortak zemin bulunup bulunmadığına ilişkin tespitini sarih bir şekilde kayda geçiren, tarafsız ve gelecekte atılabilecek adımlarla ilgili gerçekçi öneriler içeren bir rapor yayınlamasıdır.  BM Genel Sekreteri tarafından Kişisel Temsilci atanmasına verdiğimiz onay, hiçbir şekilde Kıbrıs konusundaki yeni devlet politikamızda bir değişiklik yaptığımız anlamına gelmemektedir.”

BM Genel Kurulu’nda, son iki yıldan bu yana Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tüm dünyaya yaptığı ‘KKTC’yi tanıyın’ çağrısının da bu net ve kararlı tutumun ispatı olduğunu söyleyen Dışişleri Bakanı Ertuğruloğlu, Kişisel Temsilci atanmasının, KKTC’nin Kıbrıs meselesindeki yeni vizyonunu bir kez daha kayda geçirmek açısından bir fırsat olduğunu düşündüklerini de belirtti.