HABERLER

Sessizliğin lüks olduğu yer: Karpaz

Karpaz, modern dünyanın en çok kaybettiği değeri hâlâ elinde tutan nadir coğrafyalardan biri: sessizlik. Gürültünün, hızın ve kalabalığın hayatın doğal bir parçası hâline geldiği bir çağda, Karpaz insana durmayı, bakmayı ve dinlemeyi hatırlatır.

Bu yarımada, Kuzey Kıbrıs’ın en uç noktası olmasının ötesinde, adanın ruhunu en yalın hâliyle koruyan bölgesidir. Burada yollar aceleye gelmez, sahiller kalabalıkla tanımlanmaz, zaman ise saatlerle değil ışıkla ölçülür. Sabahın erken saatlerinde sahile inildiğinde duyulan tek ses, dalgaların kıyıya vuruşudur. Akşamüstleri ise rüzgâr, makiliklerin arasından geçerken adanın kendine özgü sessizliğini tamamlar.

Karpaz’da sessizlik bir eksiklik değil, bilinçli bir tercihtir. Büyük turizm merkezlerinde alışılan gürültü, burada yerini boşluğa bırakır. Bu boşluk, ilk bakışta alışılmadık gelebilir. Ancak birkaç saat sonra insan, bu sessizliğin aslında ne kadar doldurucu olduğunu fark eder. Düşünceler netleşir, zaman yavaşlar, dikkat ayrıntılara yönelir.

Karpaz’ı özel kılan yalnızca doğal güzellikleri değildir. Bölge, insan eliyle fazla şekillendirilmemiş bir yaşam anlayışını da temsil eder. Köyler, hâlâ üretimin ve dayanışmanın önemli olduğu yerlerdir. Kapılar kilitlenmeden bırakılır, tanışıklık yabancılığı azaltır. Bu durum, özellikle büyük şehirlerde yaşayanlar için neredeyse unutulmuş bir deneyimdir.

İngiltere’de yaşayan birçok Kıbrıslı Türk için Karpaz, “bir gün” diye başlayan hayallerin sembolik adreslerinden biridir. Burası çoğu zaman kesin bir dönüş planının değil, mümkün olma hâlinin mekânıdır. Sessizliğiyle çağırır ama zorlamaz. Ne gitmeni ister ne de kalmanı talep eder. Sadece olduğu gibi durur.

Karpaz sahilleri, Akdeniz’in en bakir kıyıları arasında yer alır. Betonlaşmadan büyük ölçüde korunmuş bu alanlar, denizle kurulan ilişkinin de daha sade olmasını sağlar. Burada denize girmek bir aktivite değil, bir alışkanlıktır. Sabah erken saatlerde ya da gün batımına yakın girilen deniz, beden kadar zihni de dinlendirir.

Bu yarımada, kalabalıktan kaçmak isteyenler için bir sığınak olduğu kadar, geçmişle bağ kurmak isteyenler için de güçlü bir hafıza alanıdır. Birçok kişi için Karpaz, çocukluk yazlarının, uzun yolculukların ve aile ziyaretlerinin bir parçasıdır. Bugün hâlâ aynı yolları, aynı kıyıları görmek, zamanın tamamen kaybolmadığını hissettirir.

Karpaz’da sessizlik, lüks hâline gelmiştir. Ancak bu lüks, satın alınan bir ayrıcalık değil; korunmuş bir değerdir. Belki de bu yüzden Karpaz, Kuzey Kıbrıs’ın en çok özlenen ama en az tüketilen yerlerinden biri olarak kalır.