6 Aralık'ta yapılacak yerel seçimlerde belediye başkanlarını seçerken sadece yolları, parkları ve projeleri değil; sokak hayvanlarına bakış açılarını da değerlendirin. Çünkü bu kentler yalnızca bize ait değil, onlarla birlikte paylaştığımız yaşam alanlarıdır.
6 Aralık'ta gerçekleştirilecek yerel seçimlerde belediye başkanlarını belirlerken, kentlerin geleceğini şekillendirecek projeler kadar vicdanı da sandığa taşımak gerekiyor.
Belediyeler; yolları yapan, parkları düzenleyen, çevreyi temizleyen kurumlar olduğu kadar, sokak hayvanlarının yaşam koşullarını iyileştirmekten de sorumlu yerel yönetimlerdir. Bu nedenle adayların seçim vaatleri arasında can dostlarımız için neler düşündüğü büyük önem taşıyor.
Sokak hayvanları için kısırlaştırma projeleri, modern bakım ve rehabilitasyon merkezleri, düzenli mama ve su noktaları, gönüllülerle iş birliği, acil veteriner hizmetleri ve hayvan dostu parklar artık bir lüks değil, çağdaş belediyeciliğin vazgeçilmez unsurlarıdır.
Unutulmamalıdır ki sokak hayvanları bu kentlerin misafiri değildir. Onlar da yıllardır aynı sokakları, aynı parkları ve aynı mahalleleri bizimle paylaşan sessiz komşularımızdır.
Seçim dönemlerinde adaylardan bu konuda somut projeler istemek ve seçim sonrasında verilen sözlerin takipçisi olmak da toplumun ortak sorumluluğudur. Çünkü hayvanlara gösterilen merhamet, bir kentin medeniyet seviyesinin en önemli göstergelerinden biridir.
6 Aralık'ta sandık başına gittiğinizde, oy vereceğiniz adayın sadece insanlar için değil, sesi duyulmayan canlar için de nasıl bir gelecek vadettiğini düşünün.
Bu kent sadece bizim değil… Onlarla birlikte paylaştığımız kentlerdir.
Sokak hayvanları için gerçekçi ve uygulanabilir projeler ortaya koyan, yaşam hakkını savunan ve hayvan dostu belediyecilik anlayışını benimseyen adaylar, yalnızca can dostlarımızın değil, daha vicdanlı ve yaşanabilir kentler isteyen herkesin desteğini hak ediyor. Bu seçimde sadece bir belediye başkanı seçmeyeceğiz; kentlerimizin nasıl bir vicdanla yönetileceğine de karar vereceğiz.