ABD ile İran arasında yaklaşık bir aydır süren savaşın ardından diplomasi trafiği hız kazanırken, Trump yönetiminin savaşın sona ermesi için 15 maddelik bir planı Tahran'a ilettiğini bu sabah Reuters'a yansıyan haberlerden anlıyoruz. ABD yönetiminin Tahran'a ilettiği planda İran'ın nükleer faaliyetlerini tamamen durdurması ve denetime açması, bölgedeki milis gruplara desteğini kesmesi, Hürmüz Boğazı'nı yeniden uluslararası geçişe açması ve enerji akışını normalleştirmesi gibi kritik başlıkları içerdiği görülüyor. Buna karşılık ABD tarafının ise yaptırımların kademeli olarak gevşetilmesi, İran'ın enerji ihracatına sınırlı izin verilmesi ve ateşkes sürecinde güvenlik garantileri sunması gündemde. Ayrıca 1 aylık geçici ateşkesle bu maddelerin müzakere edilmesi hedefleniyor. Bu tablo, tarafların tam bir çözüm yerine önce tansiyonu düşürmeye odaklandığını gösteriyor.
En kritik başlık ise hâliyle enerji tarafı. İran'ın Hürmüz Boğazı üzerinden geçişlere yeniden izin verebileceğini fiyatlayan piyasalarda bu sabah iyimserliğin hâkim olduğunu görüyoruz. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık beşte birinin geçtiği bu önemli su hattının kapanması, son yılların en sert arz şoklarından birini yarattı. Planın başarılı olması durumunda sadece jeopolitik risk değil, enerji fiyatları üzerinden küresel enflasyon baskısının da hızlı şekilde gevşemesinin mümkün olacağını göz ardı etmemek gerekiyor. Elbette sahada çatışmaların sürmesi ve tarafların birbirine güvensizliği, sürecin ne kadar kırılgan olabileceğini de göstermeye devam ediyor.
Gelişmelere paralel dün günü 105 dolar seviyesine yakın tamamlayan Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı, bu sabah psikolojik 100 dolar seviyesinin altına geriledi. Savaş nedeniyle likidite ihtiyacının artması, bazı günler panik tarzına ne var ne yok sat eğilimine bürünen piyasalarda baş gösteren likidasyon eğilimi ile hafta başı 4,100 dolar ve 61 dolar seviyelerine kadar gerileyen altının ve gümüşün ons fiyatı, bu sabah iyimser haberler akışını fiyatlayarak sırasıyla 4,570 ve 73 dolar seviyelerine yükseldi. Özellikle gümüşte önemsediğimiz 71 dolar seviyesinin üzerinde gecelik kapanış ile teknik mânâda teyit de alırsak, uzun pozisyon denemek için kolları sıvayacağız. Altın cephesinde ise 200 günlük ortalamalardan gelen tepki hareketiyle en kötünün geride kaldığını düşünüyoruz. Kademeli alım denenebileceği görüşündeyiz.
Altın, doların zayıflaması ve enerji fiyatlarındaki geri çekilmenin etkisiyle dipten kuvvetli bir geri dönüş sergilerken, özellikle Orta Doğu'da ateşkes ihtimalinin petrol fiyatlarını aşağıya itmesi durumunda, enflasyon baskısının hafifleyebileceği beklentisini de fiyatlama başladığını düşünüyoruz. Piyasa faizlerinin daha fazla yükselmeyebileceği algısı şayet ön plana çıkarsa, faiz getirisi olmayan altın için daha destekleyici bir zemin oluşacağını iddia edebilecek noktada olacağız. Büyük resimde ise, dün de dile getirdiğimiz üzere, Hürmüz Boğazı'nda yaşanan düğümü dünyanın en büyük, en güçlü ve en ihtişamlı savaş gemisinin bile çözemeyerek çamaşır odasında çıkan yangın nedeniyle (!) evine dönmesi, görülmez uçak diye satılan çok pahalı F-35'in İran tarafından basit bir teknoloji ile vurulması, ABD hegemonyasının da sonuna gelindiği görüşünü kuvvetlendirmeye başladı! Cereyan eden tüm bu gelişmeler elbette bir noktada öyle ya da böyle bitecektir. İşte o zaman geldiğinde, zayıf dolar temasının yerini bu sefer dolar varlıklardan koşar adım uzaklaşma stratejisinin alacağını düşünüyoruz! Altın ve gümüş gibi enstrümanların daha büyük bir taleple karşı karşıya kalacağını, doların ve ABD varlıklarının ise satış baskısına boyun eğeceğini düşünüyoruz.
Piyasalar açısından bakıldığında, olası bir ateşkes ve boğazın yeniden açılması petrol fiyatlarında hızlı bir geri çekilmeye neden olurken, diğer taraftan askerî yığınağın sürmesi enerji fiyatlarında yüksek oynaklığın devam edebileceğine işaret ediyor. ABD'de savaşın ekonomik etkileri ve yükselen yakıt fiyatları, Başkan Trump'ın kamuoyu desteğini aşağı çekerken, bunun da Trump'ı ateşkes için zemin hazırlamaya ittiğini düşünüyoruz. Eğer ilk paragrafta belirttiğimiz iyimserlik yine İran tarafından yalanlanır ya da kabul edilmezse, Hürmüz Boğazı'nda aksamanın uzaması durumunda petrol fiyatlarının 150 dolar seviyelerine kadar yükselme ihtimali piyasa kulislerinde konuşulduğunu da not etmemiz gerekiyor. Bunun da hâliyle küresel enflasyon ve büyüme üzerinde yeni bir baskı dalgası anlamına geldiğini göz ardı etmemek gerekiyor.
ABD borsaları, Orta Doğu'daki savaşın yarattığı jeopolitik riskler ve yükselen faiz beklentilerinin baskısıyla geceyi düşüşle tamamladı. Petrol fiyatlarında son günlerde görülen sert yükseliş ile ABD tahvil faizlerindeki artışın aynı anda devreye girmesi, hisse senetleri üzerinde adeta çifte baskı yaratırken, özellikle faiz hassasiyeti yüksek teknoloji hisselerinde satışlar belirginleşti. Enerji maliyetlerinin yükselmesi enflasyon baskısını canlı tutarken, faizlerin yukarı yönlü seyri finansman koşullarını zorlaştırarak büyüme görünümünü zayıflatıyor. Bu iki dinamiğin birlikte kalıcı hâle gelmesi, piyasaların en çok çekindiği senaryolardan biri olan stagflasyon riskini yeniden gündeme taşıyor. Fed'in daha uzun süre yüksek faiz politikasında kalabileceği beklentisi artarken, yıl içinde faiz indirimi beklentileri büyük ölçüde ortadan kalktığını not etmek gerekiyor.
Yeni gün başlangıcında ise, Orta Doğu'da ateşkes ihtimalinin gündeme gelmesiyle piyasalarda âdeta rahatlama rallisinin görüldüğünü not etmemiz gerekiyor. ABD'nin İran’a sunduğu 15 maddelik plan ve 1 aylık ateşkes arayışı, özellikle enerji arzına yönelik endişeleri geçici olarak azalttı. Bu gelişmeyle birlikte, ABD'de gösterge 10 yıllık tahvil faizi dün %4,40 seviyesinin üzerine yükselerek son sekiz ayın en yükseğini test etmesinin ardından bu sabah %4,34 seviyesine gerilerken, Brent cinsi ham petrolün varil fiyatı da psikolojik 100 dolar seviyesinin hemen altına indi. ABD ve Avrupa borsalarının vadeli işlemlerinde alım iştahının da arttığını görüyoruz. Pasifik'in diğer ucunda bu sabah hâkim rengin topyekûn yeşil olduğunu not edelim. Gösterge endeks Tokyo borsası %3 yükselirken, son dönemlerde dikkatleri üzerine çeken Güney Kore borsası Kospi ise %2 yükseliş kaydetti.
Petrolün savaş öncesine göre hâlen %30'dan fazla yukarıda olduğunu unutmasak da, en azından düne göre gerilmesini bile önemli bir gösterge olarak okuyoruz. Piyasalarda iyimserliğin temkinli düzeyde kalacağını düşünüyoruz. Sahada çatışmalar sürerken, ABD'nin bölgeye ek asker göndermeye hazırlanması sürecin kırılgan olduğunu ortaya koyuyor. Tahvil faizlerindeki geri çekilme ve doların (DXY) 100 seviyesinden 99 seviyesine doğru hafif de olsa zayıflaması, yatırımcıların bir miktar da olsa risk alma moduna geçtiğini gösterse de, merkez bankalarının yükselecek enflasyon nedeniyle faiz indirimlerini unutacağı gibi artırımları bile konuşmaya başlayacak olması, piyasaları huzursuz edecektir. Her ne kadar piyasalar şu an haber akışına hızlı tepki verse de, yönün tamamen değiştiğini iddia edecek noktada olmadığımızın altını çizmemiz gerekiyor. Kalıcı iyimserlik için kuşkusuz ateşkesin somutlaşması ve enerji arzının gerçekten normale dönmesi gerekiyor.
Türkiye cephesinde ise hafta başında altın fiyatlarında yaşanan sert düşüşün, TCMB rezervleri üzerinde etkisi oldukça dikkat çekici oldu. TCMB'nin rezerv yapısında sadece döviz değil, önemli miktarda altın da bulunduğunu unutmamak gerekiyor. Altının ons fiyatındaki gerileme doğrudan rezervlerin dolar karşılığını aşağı çekiyor. Bu çerçevede, pazartesi günü yaşanan panik satışları sonrası altın fiyatındaki düşüş, TCMB'nin net yabancı para pozisyonunun yalnızca bir günde yaklaşık 14,6 milyar dolar gerilediğini gösteriyor. Savaşın başladığı günden bu yana baktığımızda, net yabancı para pozisyonu 50 milyar dolar azalarak manşet rakamı da 20,4 milyar dolar seviyesine getirdi. 19 Mart sürecinde yaşanan siyasi türbülans döneminde de manşet rakam hem yurt içi hem de yurt dışı yerleşiklerin döviz talebiyle 60 milyar dolar seviyesinde 7,6 milyar dolar seviyesine kadar gerilediğini, TCMB'nin yurt içi yerleşiklerden gelen talebin de önünü kesmek adına faiz artırmak durumunda kaldığını hatırlatalım.
Dün Bloomberg haberlerinde TCMB'nin rezervlerden altın satışının değerlendirildiğini okuduk. TCMB'nin kriz yönetiminde ne kadar tecrübeli olduğunu bildiğimizden, biz bu noktada endişeli değiliz. USDTRY kuru bu sabah 44,30'lu seviyelerde salınırken, CDS risk priminin ise 300 baz puanın hemen altına gerilediğini görüyoruz. Net enerji ithalatçısı konumunda olan Türkiye'nin enflasyon ve cari açık kanalından olumsuz etkileneceği endişesiyle iki yıl vadeli gösterge tahvilin bileşik faizi %41-42 seviyelerine yükselirken, bankacılık hisselerinde ise satıcı havanın dün de korunduğunu gördük. Son 16 iş gününde XBANK endeksi değerinin dörtte birini sildiğini hatırlatalım.
Savaş uzadıkça hem kişisel hem de ABD açısından kayıpların büyüdüğünü fark eden Trump, son günlerde sergilediği çıkış arayışına paralel bu sabah Türk mali piyasalarının da yurt dışı iyimserliğe ayak uyduracağını düşünüyoruz. Altının dipten anlamlı bir şekilde dönmesinin de Türk insanını mutlu edeceğini, hisse senetlerinde kayıpların telafi edilmek isteneceğini, tahvil tarafına da kademeli de olsa alım geleceğini düşünüyoruz.