Avukat Aslı Murat, KAYAD'ın başlattığı "Sana İnanıyorum" kampanyasının ardından kamuoyuyla paylaştığı açıklamada, cinsel şiddet vakalarında mağdurların desteklenmesinin önemine dikkat çekerek, çocukların korunmasına yönelik yapısal reformların gecikmeden hayata geçirilmesi gerektiğini vurguladı.
Murat, kampanyanın ardından N.B.'ye yönelik cinsel istismar iddialarıyla ilgili başka çocukların da benzer iddialarla başvurmasının, mağdurların kendilerine inanılacağını hissettiklerinde konuşabildiklerini gösterdiğini ifade etti.
Cinsel şiddetin istisnai değil, yapısal bir insan hakları ihlali olduğunu belirten Murat, en büyük sorunun çoğu zaman yalnızca suçun işlenmesi değil, suçun görünmez kalması olduğunu söyledi. Dünya genelindeki verilerin de cinsel şiddetin en az bildirilen suç türlerinden biri olduğunu ortaya koyduğunu hatırlatan Murat, mağdurların korku, damgalanma endişesi ve kendilerine inanılmayacağı düşüncesi nedeniyle çoğu zaman sessiz kaldığını kaydetti.
"Sana inanıyorum" ifadesinin peşinen birini suçlu ilan etmek anlamına gelmediğini vurgulayan Murat, bunun mağdurun beyanını ciddiye almak, güven içinde dinlemek ve iddiaların bağımsız, etkili ve adil biçimde soruşturulmasını sağlamak anlamına geldiğini belirtti. Hukukun temel görevinin de bu olduğunu dile getirdi.
"ÇOCUK İKİNCİ KEZ TRAVMATİZE EDİLMEMELİ"
Çocuklara yönelik cinsel istismar vakalarında sorumluluğun daha da büyük olduğuna işaret eden Murat, istismara uğrayan bir çocuğun adalet sistemi tarafından yeniden travmatize edilmemesi gerektiğini söyledi.
Çocuğun defalarca ifade vermek zorunda bırakılmaması, aynı olayı farklı kurumlarda tekrar tekrar anlatmaması ve suçlanan kişinin çocuk olmaması gerektiğini belirten Murat, çocuğu koruması gereken sistemin ikinci bir travmaya neden olmaması gerektiğini ifade etti.
"ÇİM ARTIK HAYATA GEÇİRİLMELİ"
Bu nedenle Çocuk İzlem Merkezi'nin (ÇİM) vakit kaybedilmeden kurulması gerektiğini belirten Murat, bunun yanında polis, savcılık ve mahkemelerin çocuk dostu bir yapıya kavuşturulmasının, sosyal hizmetlerin güçlendirilmesinin ve çocuk haklarına ilişkin derslerin eğitim müfredatına dahil edilmesinin artık bir tercih değil, devletin temel yükümlülüğü olduğunu kaydetti.
"ÇOCUK POLİSİ BİRİMİ OLUŞTURULMALI"
Açıklamasında bölge polisinde yaşandığı öne sürülen bazı sorunlara da değinen Murat, bunun tüm polis teşkilatını zan altında bırakmak anlamına gelmediğini, görevini büyük hassasiyetle yerine getiren çok sayıda polis mensubu bulunduğunu ifade etti.
Ancak her çocuğun bulunduğu yerden bağımsız olarak aynı standartta, hak temelli ve çocuk dostu bir yaklaşımla korunması gerektiğini belirten Murat, bunun uzmanlaşmış bir Çocuk Polisi birimiyle daha etkin şekilde sağlanabileceğini söyledi.
"ADANIN HİÇBİR TARAFI ADALETTEN KAÇIŞ NOKTASI OLMAMALI"
Murat, hakkında ciddi iddialar bulunan kişinin adanın güneyine geçtiği yönündeki bilgilerle birlikte iki toplum arasındaki adli iş birliği konusunun yeniden önem kazandığını ifade etti.
Murat, sözlerini şu şekilde tamamladı:
“Bu nedenle Cumhurbaşkanlığı Müsteşarlığı'nın ve İki Toplumlu Suç ve Suçlara İlişkin Teknik Komite'nin devreye girmesi önemlidir. Adanın hiçbir tarafı, suç işledikten sonra adaletten kaçılabilecek güvenli bir alan haline gelmemelidir.
Çocuklara karşı işlenen suçlarda etkin iş birliği ve adli süreçlerin kesintisiz işlemesi, hem mağdurların adalete erişimi hem de toplumun adalet duygusu açısından hayati önem taşımaktadır.”