Araştırmacı-yazar Mete Hatay, sosyal medya hesabından yaptığı dikkat çekici değerlendirmede Türkiye’de son yıllarda oluşan siyasal ve toplumsal atmosferi ele aldı. Hatay, ülkede giderek artan “öngörülemezlik” duygusunun, klasik otoriter rejim korkusundan farklı bir tedirginlik yarattığını ifade etti.
Paylaşımında, geçmişte Türkiye’nin “istikrar”, “bölgesel güç” ve hatta “model ülke” olarak sunulduğunu hatırlatan Hatay, bugün ise birçok kişi için ülkenin bir belirsizlik kaynağına dönüştüğünü savundu. Hatay’a göre bu dönüşümün temelinde, hukukun keyfileştiği ve kurumların kişilere bağlı hale geldiği bir yönetim anlayışı bulunuyor.
“Eskiden otoriter rejimlerden korkulurdu çünkü sınırları belliydi” diyen Hatay, günümüzde ise neyin suç, neyin sadakat ya da ihanet sayılacağının öngörülemez hale geldiğini belirtti. Bu durumun toplumda daha derin bir kaygı yarattığını vurguladı.
Hatay, son dönemde yaşanan bazı örnekleri de bu çerçevede değerlendirdi. Bir mizahçının ülkeye alınmaması, akademisyenlerin sınırda geri çevrilmesi ve gazetecilerin “istenmeyen kişi” ilan edilmesi gibi olayların tek başına küçük görünebileceğini, ancak birlikte düşünüldüğünde farklı bir tablo ortaya koyduğunu ifade etti.
Bu tür uygulamaların, devletin yalnızca bireylerin eylemlerini değil, potansiyel düşüncelerini de denetlemek istediği yönünde bir algı yarattığını dile getiren Hatay, bunun dışarıdan bakıldığında bir güç göstergesi değil, aksine kırılganlık işareti olduğunu savundu.
Paylaşımının sonunda güçlü ve kırılgan devlet ayrımına dikkat çeken Hatay, “Güçlü devlet eleştiriden korkmaz; mizahı tolere eder. Kırılgan devlet ise şakayı tehdit olarak görür” ifadelerini kullandı.