Cumhuriyet Meclisinde, Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesi Genel Kurulu ve toplantılarına katılan UBP Milletvekili Oğuzhan Hasipoğlu, milletvekillerini, toplantıyla ilgili bilgilendirdi.

Ülkemizi temsilen  Avrupa Konseyi Parlamenterler Asamblesinde (AKPA) iki sandalye ve konuşma haklarının olduğunu ve düzenli olarak toplantılarına katıldıklarını ifade eden Hasipoğlu, toplantıda Kosova’nın üyeliğinin ele alındığını, buradaki tartışmaların Kıbrıs sorunu ile benzer yanlarının olduğunu bu yüzden özellikle mecliste raporlarını özetlemek gerektiğini ifade etti. 

Kosova’nın KKTC ile benzerliğine dikkat çeken Hasipoğlu, Kosova hakkında bilgiler verdi.

Hasipoğlu, 2/3 oy oranlık eşiğin geçilerek Kosova’nın üyeliği ile ilgili görüşün Avrupa Konseyi Asamblesi tarafından kabul edildiğini ifade ederek, BM’nin tanımadığı bir ülkenin Avrupa Konseyi’nin kendi kuralları çerçevesinde kabul edilmesinin önemine işaret etti.

Erhürman: Bildik soğuk savaş taktikleri yine sahnede! Erhürman: Bildik soğuk savaş taktikleri yine sahnede!


Hasipoğlu,  Konseyde yaşanan tartışmalarda, olumlu oy kullanan ülkelerin argümanlarını şu şekilde özetledi:     "Kosova aleyhine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararının, Avrupa Konseyin ilke ve kararlarının üstünde olmadığı, Konsey için önemli olan kriterin kendi kendini yönetme hakkı (Self Determination) talebinin şartlarının oluşup oluşmadığı olması; Kosovalıların kendi hükümetleri olmasını, kendi nüfusu ve kendi toprakları üzerinde egemen olmasını önemli bir kriter olarak görmeleri; Kosova halkının insan haklarına saygı gösterilmesi gerektiği ve Avrupa İnsan Hakları Konvansiyonundan ve yargı güvencesinden yararlanmaları gerektiği üzerinde durulması."

Hasipoğlu açıklamasının devamında şöyle konuştu:

Bu görüşlerin daha fazla bağımsızlık hareketlerini etkilemesi söz konusu olabileceği nedeniyle,  Sırbistan, İsrail ve Güney Kıbrıs Rum vekilleri bu konuda konuşma yaparak oy doğrultularının red olduğunu belirtmişlerdir. GKRY ve İsrail”in en büyük endişesi bu üyeliğin 'İki Devletli' çözüm modellerine örnek teşkil etmesiydi. Avrupa Konseyi, ayrılıkçı yapıları teşvik edeceği argümanı yerine halkların kendi kendisini yönetmesi ve bağımsızlık taleplerini dikkate alarak çoğunluk görüş Kosova”nın yanında yer aldılar. Ancak önemli benzerlik Kıbrıs”ta olduğu gibi Kosova”da da, bir BM sürecinin olması ve sonunda BM”nin bir rapor yazarak kadife ayrılığın gerçekleştirilmesidir. Bu ayrılıktan sonra da Uluslararası Adalet Divanı bu durumu uluslararası hukuka uygun bulmuştur. Zira yukarıda ifade edildiği gibi, meselenin ciddi anlamda, kendi kendini yönetme, siyaset ve güç politikalarıyla da ilişkili olduğu akıllardan çıkartılmamalıdır. Tıpkı Kıbrıs meselesinde olduğu gibi, Kosova Sırp sorununda da federasyon çözüm modeli görüşülmüş, o dönemde BM Genel Sekreterinin görevlendirmiş olduğu Finlandiya eski Başbakanı Martti Ahtisaari, iki halkın federasyon modelinde anlaşamayacakları tespitini yaparak sürecin çöktüğünü ilan etmiş ve 2008 yılında Kosova bağımsızlığını ilan etmişti. Onlar iki yıl görüştü, biz 40 yıldır federasyonu görüştük. şahsi temsilci Bayan Olguin”de “eğer iki taraf arasında ortak bir zemin bulamıyor ise, bu sürecin çöktüğünü ilan edebilmelidir. Tıpkı 15 yıl önceki BM temsilcisi Martti Ahtisaari”nin cesurca yapabildiği gibi."