Haravgi “Olgular Holguin’in Kıbrıs’a Dönüşünden Sonra Ortaya Çıkacak… Guterres Çerçevesi Crans Montana’nın Parçası” başlığıyla manşete çektiği haberinde, edindiği bilgilere dayanarak, Rum tarafının “Holguin’in atanmasını, misyonunu başaracağının garantisi olarak gördüğünü”, bunu, "Holguin’in olgulara yaklaşım tarzından anladığını” yazdı.

Haberde Holguin’in müdahil tarafların uzlaşılmış çözüm zeminine yani iki bölgeli iki toplumlu siyasi eşitliği olan federasyona ortak yaklaşımları olup olmadığını araştırdığı Kıbrıs-Yunanistan-Ankara üçgenindeki ve Brüksel’le ilk temasından, şu ana kadar Türkiye haricindeki bütün müdahillerin bu çözüm zeminine katıldığı sonucu çıktığı belirtildi.

Gazeteye göre Rum tarafı, “Türkiye’nin ilk aşamada esnekliğe fazla bir olanak bırakmayacağı, iki devlet tezini de dogmatik ve kesin şekilde ortaya koymayacağı” kanaatinde. BM de Rum yönetimi de "Türkiye’nin, herhangi bir hareketlilik olmazsa Kıbrıslı Türklerin boşlukta kalmamasını hedeflediğini" değerlendiriyor. Türkiye’nin, muhtemelen bu çabanın takvimi konusundaki tezinde ısrar edeceği ya da Holguin’in misyonunun başarısız olması halinde, böyle bir gelişmeden faydalanabilmek için çatlak oluşturarak BM’den çözüm zeminini değiştirmesini isteyeceği değerlendiriliyor.

Gazete, BM’nin Türkiye’nin Holguin’in misyonuna 6 aylık takvim getirilmesi talebini kabul etmediğini ve Türkiye’nin, “ne egemen eşitlik ne de takvim taleplerinin kabul edilemeyeceğini susarak kabul ettiğini” çünkü BM, Genel Sekreter, Güvenlik Konseyi, herkes tarafından verilen resmî teyitlerde çözüm için bir çerçeve, yani iki bölgeli iki toplumlu BM tarafından belirlenen siyasi eşitliği olan federasyonu ortaya koyduğunu öne sürdü.

Edindiği bilgilerin “Güvenlik Konseyi’ne federasyonla ilgili her türlü çabanın son bulduğu ve başka çözümler aranması gerektiğini söylemesi için BM Genel Sekreteri’ne çok baskı yapan Türk tarafının taleplerinin geçerli olmadığını net şekilde ortaya koyduğu” gerekçesiyle gerek ABD’nin gerekse İngiltere’nin iki devlete karşı olması, federasyonu desteklemesine büyük önem atfedildiğini yazdı.

Gazete bu tezlerin, müdahil taraf ve Rum yönetiminin müttefiki olarak Yunanistan’ın tezleriyle ve prosedürün uzlaşılmış çerçevede yeniden başlaması için yardıma hazır olduğu ilanı ile BM çerçevesi dışında çözüm savunan Türkiye’yi tek başına bıraktığını savundu.

Habere göre Türkiye haricindeki müdahil tarafların Guterres Çerçevesi konusundaki tutumu, çerçevenin 6 müzakere maddesinden oluştuğu şeklindedir. Genel Sekreter, Guterres Çerçevesi’nin olduğu gibi kabul edilerek, bütün taraflarca imzalanacağını düşünmüyor. Müzakere sırasında Kıbrıs sorununun altı yönünde yakınlaşma olursa Kıbrıs sorununun çözümü için stratejik anlaşma menzili içerisinde olunacağını düşünüyor.

Gazete bunun, gerek Türkiye’nin gerek Kıbrıs Rum tarafında Guterres Çerçevesi’ni kabul etmeyen veya reddetmek için bahane arayanların, Çerçeve’nin bundan sonraki adımlarda büyük rol oynayacağını çünkü Crans Montana’nın bir parçası olduğunu dikkate alması gerekeceği görüşünü ortaya koydu. “Müzakereler Crans Montana’da koptuğu yerden başlamalı dediğimizde, bu ifade Guterres Çerçevesi’ni de içeriyor.

Gazete Rum yönetiminin BM Genel Sekreteri’ne ilettiği resmî tezinde Çerçeve’nin altı maddesinin, olduğu gibi kabul etmek için değil, müzakere etmek için yer aldığı bilgisini de edindiğini haberine ekledi.

Öte yandan Politis Rum Yönetimi Başkanı Nikos Hristodulidis’in Maronit cemaatinin Ayiu Marona yortusu için Lefkoşa’nın Rum kesimindeki “Panayias ton Hariton” (Meryem Ana) katedralinde düzenlenen ayinin ardından gazetecilerin sorularını cevaplarken “uzlaşılmış çerçevenin tartışılması söz konusu değildir” dediğini yazdı.

Türk tarafının iki devlet çözümü tezini destekliyor olmasını değerlendirirken BM Genel Sekreteri’nin Maria Angela Holguin Cuellar’ı kişisel temsilci atanmasının, “müzakerelerin yeniden başlayabileceği ve Kıbrıs sorununun uzlaşılmış çerçeve temelinde çözüme gidilebileceğini gösterdiğini söyleyen Hristodulidis “ancak uzlaşılmış çerçevenin tartışması söz konusu değildir” dedi.

Hristodulidis bunun, (müzakere çerçevesinin değişemeyeceği) “Türkiye ve Kıbrıs Türk tarafına, yalnız Rum tarafının değil uluslararası toplumun da mesajı olduğunu” savundu “durum kolay değil, zorluklar ve meydan okumalar var” ifadesini kullandı.

“SİDDİQ’IN AÇIKLAMALARI MÜZAKERELERİ YENİDEN BAŞLATMA ÇABALARINA YARDIMCI OLMUYOR”

İngiltere’nin Kıbrıs Yüksek Komiseri Irfan Siddiq’ın Kathimerini’ye verdiği röportajda söylediklerinin Kıbrıslı Türklerin egemen eşitliği konusunda Ankara’nın işini kolaylaştırıp kolaylaştırmadığı sorulan Hristodulidis “Kıbrıs Cumhuriyeti’nin ve mevcut konjonktürde uluslararası toplumun ve Kıbrıs sorununa ilgi gösterenlerin de pozisyonu, Yüksek Komiserin sözlerinin müzakereleri yenden başlatma çabalarına hiçbir şekilde yardımcı olmadığıdır” ifadesini kullandı. “Bu tür açıklamalar kabul edilmez, bu nedenle Siddiq’ın açıklamalarının özüne girmek istemiyorum” diye ekledi.

Nikos Hristodulidis, AB’nin Kıbrıs temsilcisi ataması meselesinin başarısızlığa mı uğradığı sorulduğunda “Türkiye tarafından olumsuz bir eğilim var ancak bu, AB temsilcisi atanması çabasına son verildiği anlamına gelmiyor” dedi.

“HOLGUİN MART’IN İKİNCİ YARISINDA DÖNECEK”

Hristodulidis Kıbrıs Sorunu Grubu’nun oluşumunun tamamlandığını ve grubu Rum Başkanlık Sarayı’na davet edeceğini, Kişisel Temsilci Maria Angela Holguin Cuellar’ın da Mart ayının ikinci yarısında Ada’ya döneceğini açıkladı.

Tufan Erhürman'dan Sert Eleştiri Tufan Erhürman'dan Sert Eleştiri

Hristodulidis, Holguin’in önemli bir çaba harcamakta olduğunu söyledi ve "atanmasının, özlü müzakerelerin yeniden başlamasına olanak tanıyacak şartların oluşmasına bir fırsat penceresi açması ümidini” dile getirdi. Hristodulidis “Biz Rum tarafı olarak Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik müzakerelerin yeniden başlaması için elimizden geleni yapacağız” dedi.