Bilim dünyası dışında, özellikle basında büyük bir ses getiren Nobel ödülleri geçtiğimiz ay sahiplerini buldu.  Nobel kimya ödülünün açıklanması dünya basını  yanı sıra Türk basınında da büyük yankı uyandırdı.  Bunun başılıca sebebi bu yılki nobel kimya ödülünü  paylaşan 3 kişiden birinin Prof. Dr. Aziz Sancar olması. ‘DNA onarımı’ konusundaki çalışmalarından dolayı Prof. Aziz Sancar ile birlikte Prof. Tomas Lindahl ve Prof. Paul Modrich bu ödüle layık görüldü.

Peki ‘DNA onarımı’ ile ilgili çalışmalar neden bu kadar önemli? DNA replikasyonu sırasında veya dıştan gelen etkilerle, örneğin  sigara dumanı  veya yüksek derecede UV ışınları veya çeşitli ilaçlar DNA’mızda zarara yol açmaktadır. Hücre içerisinde bu zararları düzeltmek için çeşitli mekanizmalar mevcuttur. İşte bu mekanizmalar bu yılki Nobel Kimya ödülünü  alan kişiler tarafından bulunmuştur. Kısacası bu ödül DNA’mızın sağlıklı bir şekilde kalması ve çoğalması açısından büyük önem arz etmektedir. Bu mekanizmanın keşfi ile birlikte başlayan çalışmaların,  özellikle kanser tedavisinde de kullanılması beklenmektedir.

Aslında bu ödül bizlere bir kez daha genetik bilimi ile ilgili çalışmaların önemini vurgulamaktadır. Bu ödül DNA ve RNA molekülleriyle ilgili yapılan çalışmalara verilen 8’inci Nobel. Sadece Tıp ve Fizyoloji alanında değil de, bu yıl olduğu gibi Kimya alanında da DNA ile ilgili araştırmalara nobel ödülleri verilmiştir.

İlk olarak 1962 yılında tıp alanında Francis Crick, James Watson ve Maurice Wilkins’e DNA molekülünün keşfine nobel odülü  verilmiştir. Bunu takiben 1980 yılında bu sefer Nobel kimya ödülü, nukleik asidlerin (ki DNA molekülü bir nukleik asid molekülüdür) biyokimyasal özellikleri ve rekombinant DNA konusundaki çalışmalara, 1989 yılındaki nobel ise DNA ile büyük benzerlikler taşıyan RNA molekülünün reaksiyonlardaki katalitik rolünün  bulunmasına verilmiştir. 2001 ve 2002 Nobel Tıp ödülü  sırasıyla hücre bölünmesinin mekanizması ve proglanlanmış hücre ölümünün genetik kontrolü  konularına verilmiştir. 2006 yılında RNA-interfarans teknolojisiyle gen-sessizleştirmenin mümkün olduğunu gösteren Andrew Z. Fire ve Craig C. Mello Nobel Tıp ödülüne layık görülmüştür. 2009 yılında ribosomların, DNA’da kodlanan genlerin RNA aracılığı ile, nasıl protein ürettiklerini açıklayan çalışmalara Nobel Kimya ödülü verilmiştir.

Bu yazıda adını veremediğim, kendini bilime adamış  veya sadece bilimdeki yeniliklerden ve ilerlemelerden etkilenen ve buna değer veren her bir kişiye katkılarından dolayı kendim adına teşekkürü borç bilirim.

 

Kaynakca: Nobelprize.org, Newscientist

 

[email protected]