Cumhuriyetçi Türk Partisi (CTP) Genel Başkanı Tufan Erhürman, “Sahte Diploma” ve “Üniversitede Yolsuzluk” meseleleriyle ilgili açıklama yaptı.   

Üniversite enflasyonuna, eğitim kurumu enflasyonuna, öğretim üyesi enflasyonuna, öğrenci enflasyonuna ve mezun enflasyonuna işaret eden Erhürman, “Bu enflasyon değeri düşürecek, niteliği değil niceliği esas alan bu yaklaşım, bu ‘vizyon’ bir noktada patlayacaktı elbette” şeklinde konuştu.

Erhürman, “Şimdi şaşkınlıkla, adeta bir dizi izler gibi izliyoruz belki, oradan buradan dedikodu mahiyetinde duyduklarımız, hatta fazlası bir ‘üniversite sahibinin’ polise başvurusu üzerine ‘polis soruşturması’ olarak karşımıza çıktı” dedi.   

Erhürman’ın tam paylaşımı şöyle:

 “Üniversite enflasyonu, eğitim kurumu enflasyonu, öğretim üyesi enflasyonu, öğrenci enflasyonu, mezun enflasyonu...

(Gerçek üniversiteleri, gerçek eğitim kurumlarını, gerçek öğretim üyelerini, gerçek öğrencileri, gerçek mezunları tenzih ederek söylüyorum tabii ki)... Bu "enflasyon" değeri düşürecek, niteliği değil niceliği esas alan bu yaklaşım, bu "vizyon" bir noktada patlayacaktı elbette! Şimdi şaşkınlıkla, adeta bir dizi izler gibi izliyoruz belki... Oradan buradan dedikodu mahiyetinde duyduklarımız, hatta fazlası bir "üniversite sahibi"nin polise başvurusu üzerine "polis soruşturması" olarak karşımıza çıktı...

Üniversitelerde nitelik değil, nicelik odaklı bir yaklaşımın, "vizyon"un başımıza çok işler açacağını anlatmaktan dilimizde tüy bitti. İsteyen, ben dahil CTP milletvekillerinin bu olay ortaya çıkmadan önce Meclis'te ve televizyonlarda konuyla ilgili yaptıkları konuşmalara bakabilir... Ama hani derler ya, "bir musibet bin nasihatten evladır"... Trenin üzerinize geldiğini, duvara toslamak üzere olduğunuzu söyleyip nasihatte bulunanları, öneri yapanları dinlemezseniz, tren sizi ezdiğinde, duvara tosladığınızda, yani musibetle karşılaştığınızda aklınız başınıza gelir ancak! O da belki tabii!  

Şimdi hepimize düşen görevler şunlar:

1. Polisin, Savcılığın, yargının çalışmaları önüne engel çıkarılmaya çalışılırsa buna asla izin vermemek.

İsias Otel davasının ikinci duruşması cuma günü yapılıyor İsias Otel davasının ikinci duruşması cuma günü yapılıyor

2. Şu anda soruşturmanın yürüdüğü alanın dışının idari denetime tabi tutulabilmesi için gerekli teknik alt yapıyı oluşturarak, kapatılması gereken kurumlar, bölümler, iptal edilmesi gereken diplomalar vs. varsa bunlarla ilgili işlemleri hızla gerçekleştirmek ve yükseköğretim alanını temize çekmek.

3. Bu alan kullanılarak "insan kaçakçılığı", "insan ticareti" vb. suçlar işlenip işlenmediğinin tespiti için polis içinde özel bir çalışma başlatmak.

4. Yıllardır kendisinden beklenen işlevi yerine getiremediği bilinen ve şimdi açıkça ortaya çıkan YÖDAK'ı ciddi bir gündem yapmak. Bu alanda bakanlığın veya Cumhurbaşkanlığı'nca, Meclisçe atanan üyelerin denetimde ortaya çıkan açığının giderilmesine, KTMMOB, Barolar Birliği gibi kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları örneği dikkate alınarak yasayla kurulacak bir "Öğretim Üyeleri Birliği"nin katkı yapıp yapamayacağını ciddiyetle tartışmak. Elbette bu "Birlik"i, yeni bölüm açılması, bölümlerin denetlenmesi, öğretim üyelerinin göreve başlamaları, hakları, sorumlulukları, yükselmeleri gibi alanlarda da yetkilendirmek.

5. KKTC yurttaşı öğrencilerin üniversitelere girişte bir merkezi sınava tabi tutulmasını yeniden tartışmaya açmak... Pazartesi Meclis'te, CTP'nin diğer önerilerini ve hükumete geldiğinde, "birlikte yöneteceğiz" ilkesi çerçevesinde, ilgili tüm taraflarla istişare içinde ortaya koymayı planladığı alternatifleri gündeme getireceğiz. "Bir müsibet bin nasihatten evladır"... Ve "demir tavında dövülür"... Hepimizi dehşete düşüren bu olaylar, bu ülkede yükseköğretimi kalite odaklı bir vizyonla şekillendirmek için bir alan açıyor önümüzde. Polis, Savcılık, yargı suçla mücadele edecek ve gerekeni yapacak. O konuda bize düşen herhangi bir müdahaleye izin vermemektir. Ama mesele bunun çok ötesindedir. Demir tavında dövülecek, yapılması gerekeler şimdi yapılacak, yarın çok geç kalmış olacağımızın bilinciyle hareket edilecektir. Bu "kriz", bu alanı düzenlemek için bir "fırsat"tır... En hızlı şekilde hareket etmez ve olan biteni bir dizi izler gibi izlemekle yetinirsek, bu ülkede yüksek öğretimi kaybetme riskiyle karşı karşıyayız ve böyle bir lüksümüz asla yok! Hepimiz, gerçek üniversitelerimize, gerçek eğitim kurumlarımıza, gerçek öğretim üyelerimize, gerçek öğrencilerimize, gerçek mezunlarımıza sahip çıkmak ve onların hak ettiği bir yükseköğretim düzenini oluşturma sorumluluğuyla hareket etmek zorunluluğu altındayız.”