Biyolojik saatimiz

Çok insan  sabah uyanırken saat kurmadığı halde hep aynı saatte uyanır. Herhangi bir nedenle uykumuz bölünürse ertesi gece aynı saatte uyanırız. Acıkma saatimiz genellikle hep aynı saatte olur. İşte bunlar Biyolojik Saatimizin kolayca farkedebildiğimiz örnekleridir. Bir de biyolojik saatimiz  farkında olmadan hormonlarımızı, duygularımızı ve sağlığımızı direkt olarak etkilemektedir. Bu saatimizin doğru bir şekilde çalışması sağlıklı bir şekilde yaşamamız için son derece önemli ve gerekli bir unsurdur.

Biyolojik saatimizin doğru şekilde ilerlemesi için gün içinde düzenli aralıklarla aydınlık ve karanlık ortamları kullanmamız gerekmektedir. Bir başka deyişle gündüz güneş ışığından faydalanırken geceleyin ise biyolojik saatimizin karanlık modunda olması gerekmektedir. Karanlıkta ise sağlıklı bir uyku uyumamızın birçok faydası vardır. Çeşitli sebeplerden dolayı bu saat mükemmel olarak işlemeyebilir. Örneğin gece vardiya işçileri, uzun saat çalışan kişiler ve öğrenciler, gece seyahat eden kişilerin kısa süreliğine de olsa biyolojik saatleri bozulmuş durumdadır. Peki içimizde bulunan bu saatin daha uzun süre bozulmasının ne gibi etkileri olabilir?

Bu soruyu cevaplamak çin Hollanda’da bulunan Leiden Üniversitesi Tıp Merkezi’nde Johanna Meijer önderliğinde yürütülen çalışmada 134 fare 6 ay boyunca ışık ortamında tutulmuştur. Bir başka deyişle bu farelerin biyolojik saati hep gündüzü göstermiştir ve 6 ay boyunca  bu farelerin yaşadığı ortamda karanlık veya bir başka deyişle gece hiç olmamıştır. Bu araştırmanın sonuçları 25 Temmuz 2016 tarihinde Current Biology isimli dergide yayımlanmıştır. 6 ay sonunda bu farelerin kaslarında yarı yarıya güç kaybı olduğu gözlemlenmiştir. Kasların yanısıra kemik yapısında da önemli değişimler olduğu kanıtlanmıştır. Kemiklerdeki süngerimsi kısmın hacminin üçte bir oranında kaybolduğu ve kemiklerin 10% oranında inceldiği görülmüştür. Bu bulguları osteoporozun başlangıç safhaları olarak adlandırmamız mümkündür. Bağışıklık sistemi de biyolojik saatin bozulmasından ciddi şekilde etkilenmiştir. Bu farelerde görülen nötrofil sayısındaki artış  enflamasyon miktarının arttığını göstermektedir.

Bu saatin veya bir başka deyişle gece-gündüz ritminin bozulması birçok zarara yol açarken, bunları geriye çevirmek mümkün olmaktadır. Bu fareler tekrardan düzenli bir şekilde aydınlık-karanlık ortamına geri konulduğunda biyolojik saatlerinin hızlı bir şekilde düzeldiği gözlemlenmiştir. Ayrıca bu farelerin sadece 2 hafta içerisinde kaslarındaki gücü geri kazandığı görülmüştür.

Gün ışığından faydalanmak ve gece karanlığında sağlıklı bir uyku uyumak vücut fonksiyonlarımız için çok önemlidir. Düzenli bir yaşam sürdürmeye özen gösterelim…

 

Kaynakça: Newscientist, Current Biology

 

Dr. Umut Çağın

umut_cagin@hotmail.com

 

YORUM EKLE