GÜNDEM

Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Kuzey Kıbrıs 82’nci sırada yer aldı, medyanın sahiplik yapısı raporda dikkat çekti!

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından yayımlanan 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne göre Kuzey Kıbrıs 180 ülke arasında 82’nci sırada yer aldı. Raporda, gazetecilere yönelik tehditler, davalar ve Türkiye’den artan baskının basın özgürlüğünü ciddi biçimde etkilediği ortaya kondu.

Kuzey Kıbrıs, RSF’nin 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde 82’nci sırada yer aldı. Bölge, 2025 yılında 91’inci sırada yer alırken, puanı 54.84’ten 56.57’ye yükselse de pratikteki görüntüde basın özgürlüğüne yönelik saldırılar devam etti.

Endekste siyasi göstergede 81, ekonomik göstergede 115, yasal göstergede 89, sosyal göstergede 110 ve güvenlik göstergesinde 59’uncu sırada yer aldı.

Raporda, yalnızca Türkiye tarafından devlet olarak tanınan bu bölgede ulusal mevzuatın basın özgürlüğünü koruduğu ancak bu korumanın kamu düzeni, ulusal güvenlik ve genel ahlak gerekçeleriyle sınırlandırılabildiği ifade edildi.

Gazetecilere yönelik tehditler, medya sahipliğiyle ilgili sorunlar, açılan davalar ve Türkiye’den gelen artan baskının basın özgürlüğünü ciddi şekilde etkilediği kaydedildi.

Medya yapısına ilişkin değerlendirmede, bölgede çok sayıda gazete, televizyon kanalı, radyo istasyonu ve dijital yayın organı bulunduğu belirtildi. Ancak medya sahiplerinin büyük bölümünün farklı ticari çıkarları olan iş insanlarından oluştuğu vurgulandı.

Siyasetçiler ile medya sahipleri arasındaki gayriresmî ve mali ilişkilerin, editoryal bağımsızlığı zedelediği ifade edilen raporda, davalar, tehditler ve sözlü saldırıların çoğulculuğu tehlikeye attığına dikkat çekildi. Türk iş insanlarının elinde artan medya yoğunlaşması ve yaygın oto sansür de öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.

Siyasi baskı ve yargı süreçleri

Raporda, Türkiye’den gelen baskının artmasının basın özgürlüğü üzerinde olumsuz etki yarattığı belirtildi. Türkiye veya Kıbrıslı Türk yetkilileri eleştiren gazetecilere yönelik yaptırımlar, davalar ve ceza süreçlerinin devreye sokulduğu ifade edildi.

Basın- Sen Başkanı Ali Kişmir’in Türk ordusunu eleştirdiği gerekçesiyle 10 yıl hapis cezası riskiyle karşı karşıya olduğu, dört gazetecinin ise Türkiye’ye girişinin yasaklı olduğu bilgisi paylaşıldı. Bazı gazetecilerin sansürlendiği, işten çıkarıldığı ya da istifaya zorlandığı da raporda yer aldı. Kamu yayın organlarının ise tamamen hükümet kontrolünde olduğu belirtildi.

Yasal çerçeve: Koruma ve kısıtlama birlikte

Mevzuatın basın özgürlüğünü koruduğu ancak aynı zamanda kamu düzeni, ulusal güvenlik ve genel ahlak gerekçeleriyle sınırlamalar getirdiği ifade edildi. Hakaretin suç sayıldığı, kaynak koruma yasalarının bulunmadığı ve medya kuruluşlarına yüksek tazminat talepli davalar açıldığı kaydedildi.

Yanıltıcı bilgiyle mücadele gerekçesiyle ifade özgürlüğünü daha da sınırlayabilecek yasal değişiklik girişimlerinin de gündeme geldiği aktarıldı. Ayrıca özel hayatın gizliliği hakkının gazetecilere karşı bir araç olarak kullanılabildiği ve Türkiye’de gıyaben yargılama riskinin bulunduğu belirtildi.

Ekonomik kriz medyayı zorluyor

Türk lirasındaki değer kaybının yarattığı ekonomik krizin medya sektörünü ciddi şekilde etkilediği ifade edildi. Reklam ve sponsorluk gelirlerine bağımlılığın artması, iş dünyasının editoryal içerik üzerindeki etkisini güçlendirdi.

Ekonomik zorluklar nedeniyle birçok medya kuruluşunun el değiştirdiği, bazı gazetecilerin halkla ilişkiler işleri yapmak zorunda kaldığı ve bunun da mesleki tarafsızlığı etkilediği vurgulandı.

Fiziksel saldırı yok, ancak baskı artıyor

Raporda ciddi fiziksel saldırıların yaşanmadığı, ancak gazetecilere yönelik sözlü saldırıların ve taciz kampanyalarının arttığı belirtildi. Gazetecilerin özellikle çevrim içi platformlarda sık sık hedef alındığı ifade edildi.