“Müzik benim hayatım”

“Müzik benim hayatım”

Kuzey Kıbrıs’ın müzik eğitimcilerinden Rana Erozan Uluçay, birçok koro kurdu ve eğittiği öğrencileriyle insanlarımıza müziği daha çok sevdirdi

KIBRIS ŞARKILARINI DÜNYAYA TANITIYOR… Rana Erozan Uluçay, Othello Çok Sesli Korosu’yla yurt dışında konserler verdiklerini söyledi. Son 3 yıldır Türkiye dışındaki yabancı ülkelere gittiklerini belirten Uluçay, konserlerde Kıbrıs şarkılarını çok sesli olarak okuyup, kültürümüzü dünyaya tanıttıklarını vurguladı. Kıbrıs Şarkıları’ndan 10 şarkılık CD hazırlanması ayrıca şarkıların notalarının yer alacağı bir kitap yapmak için projeleri olduğunu ifade eden Uluçay, bu çalışmanın da kültürümüzün tanıtımına katkı sağlayacağını söyledi.


Ahmet İLKTAÇ
Kurduğu korolar ve müzik dalında yetiştirdiği öğrencilerle, ülkemizde müzik denince akla gelen ilk isimlerden olan müzik eğitimcisi Rana Erozan Uluçay, özellikle Mağusa’da birçok insanımıza müziği tanıtmayı ve daha çok sevdirmeyi başardı.
Küçük yaşlarda başladığı müziği “Hayatım” olarak niteleyen Uluçay, özellikle piyanoda birçok çocuğu geleceğe yetiştiriyor.
Şefliğini yaptığı korolarla hem yurt içinde hem de yurt dışında önemli başarılar elde eden Uluçay, hem Othello Çok Sesli Korusu hem de Mağusa Kadın Merkezi’nde (MAKAMER) tamamen kadınlardan oluşan “Seslerin Özgürlüğü” korosuyla Kıbrıs Halk Müziği’nin tüm dünyaya yayılması için uğraş veriyor.
Kıbrıs’ta barışı savunan Rana Erozan Uluçay, kadınların da idarecilik ve sorumluluk bilinci yönlerinin erkeklere göre çok daha güçlü olduğuna inanıyor. Uluçay, “Karar mekanizmalarında ve yönetim katmanlarında kadınlar korkmadan yer almalıdır” diyor.

 

Gençliğinde müzik ve spora ilgi duyuyordu
Gazetemiz NORTH CYPRUS UK’in sorularını yanıtlayan müzik eğitimcisi Rana Erozan Uluçay, 1966 yılında Mağusa’da doğdu. 3 yıl Larnaka’da, müzik eğitimi için de 4 yıl Ankara yaşayan Uluçay’ın hayatı bunların dışında hep Mağusa’da geçti.

Uluçay, eğitim hayatına 6 yaşında Larnaka’da Atatürk İlkokulu’nda başladığını, daha sonra Mağusa’da Gazi İlkokulu’na devam ettiğini kaydetti.
1970’li yıllarda Suriçi ve Baykal Bölgesi’nde yaşayan çocukların daha çok Gazi İlkokulu ile Canbulat İlkokulu’nda eğitim aldıklarını anlatan Uluçay, geçmişte ortaokul ve lise olarak eğitim veren Namık Kemal Lisesi’nde eğitime devam ettiğini söyledi.
Rana Erozan Uluçay, kendi penceresinden Namık Kemal Lisesi geçmişini şu sözlerle anlattı:
“Namık Kemal Lisesi’nde birçok faaliyete katıldı, spor faaliyeti olarak basketbol ve voleybol oynadım. Okul takımında oynuyordum. Okul bandomuzda Mi Bemol Klarnet çalıyordum. O dönemlerde kapsamlı bir bandomuz vardı. 1974 savaşından sonra Namık Kemal Lisesi’nin demirbaşına Maraş’tan epeyi müzik aleti kalmıştı. Bu aletler de dönemin idarecileri tarafından okulumuzda değerlendirilmişti.

Namık Kemal Lisesi’nde son yılım olan 1983’te orkestramızda piyano çaldım ve vokal yaptım. Hatta o dönem Türkiye’de Milliyet Gazetesi’nin Liseler Arası Müzik Yarışması’nda orkestra ve kız solist dalında Türkiye birinciliğini kazanmıştık. O dönem kız solistimiz Birsen Tezer idi”.
Namık Kemal Lisesi’ndeki eğitimini başarıyla tamamlamasının ardından Ankara’da Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesi Müzik Bölümü’nün Yetenek Sınavı’na giren ve başarılı olan Uluçay, 4 yıllık eğitiminde piyano ve koro çalıştığını dile getirdi.

 

“Müzik, benim hayatım”

Ankara’da eğitim gördüğü dönemde koro ve piyano eğitmeni olan Prof. Dr. Nevhiz Ercan ve Prof. Dr. Mustafa Apaydın’ın kendisine çok iyi bir eğitim verdiğini anlatan Rana Erozan Uluçay, Ercan ile hala görüştüklerini aktardı.
Üniversiteye gitmezden önce de piyano çaldığını anımsatan Uluçay, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Sümer Sungurtekin’den ders alıyordum. Associated Board Royal School’un sınavları vardı. Bu sınavlar hâlâ devam etmektedir. 1’inci dereceden 8’inci dereceye kadar sınavlar vardır. Ben piyano ile devam ettim. 8’inci derecenin üstü advancelar, bir de diploma sınavları vardır. Ben üniversiteye gidene kadar 6’ncı dereceye kadar yapabildim. Daha sonra 8’inci dereceye kadar yaptım. Tabi bu arada üniversiteye gidip müzik okudum. 9 yaşımdan itibaren müzikle uğraşıyorum. Müzik benim hayatımdır. Kendimde müziği tek kelimeyle böyle anlatabilirim”.
Üniversite eğitiminin ardından yeniden Kıbrıs’a döndüğünü ve mezun olduğu Namık Kemal Lisesi’nde öğretmenliğe başladığını ifade eden Rana Erozan Uluçay, “23 yaşında öğretmen oldum. O gün bugündür mesleğime devam ediyorum. Mesleğimin dışında piyanoda çok öğrenci yetiştirdim. Okulda korolarım oldu. Yaklaşık 10 yıl önce Erkan Dağlı ile Kıbrıs’ta Polifonik Koroları kurduk. O dernek bünyesinde Othello Çok Sesli Korosu’nu çalıştırıyoruz. Bu koronun şefliğini Erkan Dağlı ile birlikte yapıyorum. Yaklaşık 2 yıl önce de yine Erkan Dağlı ile birlikte Mağusa Kadın Merkezi’ne (MAKAMER) de “Seslerin Özgürlüğü” adındaki koronun temellerini birlikte attık. Onlarla da çeşitli konserler yapıyoruz” dedi.

 

“MAKAMER Kadın Korusu kadınların sesi oldu”
MAKAMER’in kadınlara yönelik bir koro olduğunu söyleyen Uluçay, MAKAMER Korosu ile amaçlarının kadınlarımızın evlerinden çıkmalarını ve sosyalleşmelerini, kendilerine değerli hissetmelerini, günümüze kadar yapamadıklarını yapabilme hissini hissetmelerini, şarkılarımızla halka mesaj vermelerini amaçladıklarını belirtti.
Uluçay, MAKAMER Kadın Korosu’nun repertuarıyla genellikle Kıbrıs Halk şarkıları ve kadınların toplumdaki yerleriyle ilgili mesajlar veren eserleri seslendirdiklerini dile getirdi.
Othello Çok Sesli Korosu’nun karma bir koro olduğuna işaret eden Uluçay, bu koroyu da şu sözlerle anlattı:
“Othello Çok Sesli Korosu’ndan önce Kuzey Kıbrıs’ta tek bir tane çok sesli koro vardı. O da Lefkoşa’daydı. Hepimiz ona destek verirdik. Fakat Mağusa’da, kendi kentimizde böyle bir oluşum yoktu. Hiç de olmadı. İnsanların çok sesliliği duymaya ihtiyaçları vardı. Bunu bilmiyorlardı. Polifonik denilen çok sesli korolar Dünya Koro Edebiyatı’ndan bütün eserleri halka sunmaktadır. Kıbrıs müziğimizi ve kendi müziğimiz dışında Türkiye ile dünyanın tüm halk şarkılarını da çok sesli olarak insanlarımıza duyurma imkânı sağladık.

Bu koromuz amatör arkadaşlarımızdan oluşuyor. Koromuz adını da Mağusa’nın simgelerinden olan Shakespeare’in Othello’sundan aldı. Amacımız insanlarımıza çok sesli müziği öğretmektir. Koromuz sadece müzisyenlerden oluşmamaktadır. Halkın içinden müziğe kulağı yatkın olan herkesi koromuza dahil ettik. Nota bilmesi gerekmez. Arkadaşlarımızın çoğu nota bilmeden başladı. Zamanla notaları kendileri öğrendi. Bu koro onlara bir nevi de eğitim de oldu”.
 

Silver Diploma ödülü kazandılar
Othello Çok Sesli Korosu’yla Kuzey Kıbrıs’ta yaptıkları konserlerin yanında, yurt dışında da konserler verdiklerini anlatan Uluçay, Türkiye’de Çanakkale Korolar Festivali ve Denizli Korolar Festivali’ne katıldıklarını, son 3 yıldır da Türkiye dışındaki yabancı ülkelere gittiklerini kaydetti.
Makedonya’da Ohrid’deki festivale katıldıklarına değinen Uluçay, şöyle devam etti:
“Bu festival yarışma ve konser olarak 2 kategoride yapılmaktadır. Biz sadece konser kısmına katıldık. Performansımız çok beğenildi. Geçen yıl Prag’a gittik. Festivale katıldık. Güzel bir katedralde konser yaptık. Budapeşte’de KKTC Temsilciği tarafından düzenlenen Kıbrıs Gecesi’nde de konser verdik. Yurt dışına giderken repertuarımızı Kıbrıs şarkılarından oluşturuyoruz. Bu konserlerde de Kıbrıs şarkılarını çok sesli olarak okuyup kültürümüzü dünyaya tanıtıyoruz. Bu konuda bize en çok katkı koyan Lefkoşa Belediye Orkestrası şefi Oskay Hoca’dır. Othello Çok Sesli Korosu olarak geçtiğimiz ay İspanya’nın Barselona’ya bağlı Lloret de Mar kasabasında 9 yıldır yapılan bir koro yarışmasına katıldık. Bu yarışmaya 170 farklı koro katıldı. Biz yine halk şarkıları kategorisinde katılarak Silver Diploma ödülünü kazandık. İlk yarışma tecrübemizde böylesi güzel bir ödülle dönmek bizi çok sevindirdi…”
Uluçay, Temmuz ayında kendisi ve Erkan Dağlı’nın girişimiyle Kıbrıs Polifonik Korolar Derneği bünyesinde ilk kez Kıbrıs’ta Gülsin Onay Piyano Festivali’ni gerçekleştirdiklerini, bu festivalin piyano eğitimi adına başlatılmış çok önemli bir etkinlik olduğunu anlattı.

 

CD ve kitap yaratarak

kültürümüzü tanıtacaklar
MAKAMER’deki kadınlarla yurt dışına sadece geçen yıl Türkiye Korolar Şenliği’ne gittiklerini belirten Rana Erozan Uluçay, bu şenlikte de repertuarlarının çok ilgi gördüğünü ve yurda oldukça mutlu bir şekilde dönüş yaptıklarını anlattı.
Kıbrıs Şarkıları’ndan 10 şarkılık CD yapılması ve yine CD’nin yanında şarkıların notalarının yer alacağı bir kitap yapmak için projeleri olduğundan söz eden Uluçay, bu kitap ve CD’yi gittikleri her ülkeye götürerek, hem kültürümüzün tanıtımını yapacaklarını hem de Kıbrıs şarkılarını tüm dünyaya yayacaklarını açıkladı.
Sorumuz üzerine kişisel hayatından da bahseden Rana Erozan Uluçay, günümüzde KKTC Cumhuriyet Meclisi Başkanı olan eşi Teberrüken Uluçay ile üniversite eğitimini tamamlamasının hemen ardından evlendiğini anlattı. Uluçay, eşini ilkokul yıllarından itibaren tanıdığını ve sınıf arkadaşı olduğunu anlatırken “Evliliğimizden biri kız diğeri erkek 2 evladımız oldu. İsimlerini Diva ve Erol koyduk. Kızım Diva, psikolog doktordur. Oğlum Erol ise işletme masteri yapmaktadır” dedi.

 

Barış ve istikrar
Rana Erozan Uluçay, “Genelde Kıbrıs, özelde Mağusa sizin için ne ifade eder?” sorumuza ise şu yanıtı verdi:
“Kıbrıs memleketim… Burada doğduk burada büyüdük… 1974’te savaşı gördük. Kıbrıs deyince artık istikrar ve barış diyorum. Benim için bu ikisi çok önemlidir. Çünkü doğduğumuzdan beri bu ülkede en büyük eksiklik barış olmamasından dolayı yaşanan istikrarsızlıktır. Adada anlaşmanın doğuracağı bir barış durumunda istikrarın da geleceğini düşünüyorum”.
Mağusa’nın kendisi için çok önemli olduğunu, Mağusa’nın çocukluğu, gençliği ve aşkı olduğunu ifade eden Uluçay, “Mağusa çok büyük tarihi barındırmaktadır. Othello, Namık Kemal bunlar çok önemlidir. Gizli tarihi… Sanatı ve denizi çok muhteşemdir…” diye konuştu.

 

“Kadınların idarecilik yönü daha güçlü”
Kadın haklarıyla ilgili sorumuzu da yanıtlayan Rana Erozan Uluçay, “pozitif ayrımcılık” söyleminin kadınları muhtaç varlık gibi gösterdiğine inandığını, bu nedenle bu söylemin içine sinmediğini ifade etti.
Kadınların eğitim durumları fark etmeksizin büyük sıkıntılar yaşadıklarına vurgu yapan Uluçay, “Bu çok hoş bir durum değil, bunu söylemek bile bana ağır geliyor ama maalesef realitede bunlar vardır. Kadınlar şiddet görüyor. Buna eğitim seviyeleri üniversite düzeyinde olan kadınlar da dâhildir. Üstüne üstün eğitimli kadınlar şiddet gördüklerini daha az söylemektedirler” şeklinde konuştu.
Karar mekanizmalarında ve yönetim katmanlarında kadınların korkmadan yer almaları gerektiğinin altını çizen Uluçay, kadınların maruz kaldıkları şiddetten başka türlü kurtulamayacaklarını vurguladı.
“Kadın buna önce kendi inanmalıdır. Sonra da yanındakini inandırması gerekmektedir. Kadınların karar mekanizmalarında hak ettikleri yeri bulmaları gerekir. Bazen görüyoruz kadının en büyük engeli yine kadın oluyor. Maalesef bizim ülkemizde bunlar yaşanıyor” diyen Rana Erozan Uluçay, kadınların idari ve yönetsel görevlerde de başarılarının kanıtlanmış olduğu gerçekliğinin ortada olduğunu sözlerine ekledi.

Zorlu Cezaroğlu

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER