banner29
18 Kasım 2017 Cumartesi

Yaz ve kış mesaisi geri dönüyor

“Mevcut mesai sistemi hem özel sektör hem de dünya ile uyumsuzluğa neden olurken, Maliye üzerindeki ek mesai yükünü de artırıyor. Yapısal Dönüşüm Programı ile yeniden, iki ayrı mesai sistemi olacak ve çalışma düzeni yaz ve kış mesaisi olarak düzenlenecek. Yaz mesaisi 3 ya da 4 ay olacak. 35 saat yaz mesaisi ve 40 saat kış mesaisi öngörülüyor, Bakanlar Kurulu ara dinlenme saatini belirleyecek.”

25 Ocak 2016 Pazartesi 18:15
  Yaz ve kış mesaisi geri dönüyor

Maliye Bakanı Birikim Özgür, Yapısal Dönüşüm Reformu çalışmalarını YENiDÜZEN’e yorumladı, varolan sistemin sürdürülebilir olmadığına dikkat çekti

“Mevcut mesai sistemi hem özel sektör hem de dünya ile uyumsuzluğa neden olurken, Maliye üzerindeki ek mesai yükünü de artırıyor. Yapısal Dönüşüm Programı ile yeniden, iki ayrı mesai sistemi olacak ve çalışma düzeni yaz ve kış mesaisi olarak düzenlenecek. Yaz mesaisi 3 ya da 4 ay olacak. 35 saat yaz mesaisi ve 40 saat kış mesaisi öngörülüyor, Bakanlar Kurulu ara dinlenme saatini belirleyecek.”

“Siz gelirleri artırmak için canınızı dişinize takacaksınız, üstelik bütçe açığınıza dışarıdan mali destek imkânlarının her yıl azaldığı koşullarda bunu yapacaksınız ama diğer yandan bütçeden kaynak ayırdığınız kurum ve kuruluşlar sürekli daha fazla kaynak talep eder bir pozisyonda olacak. Bu yükün altından kalkamayız.”

“Kamu bütçemizde giderlerin %80’inden fazlasını personel harcamaları için kullanır olduk. Batmış Yunanistan’da bile bu oran %55”

“Siyaseten değişimi engellemek için Türkiye ile ilişkileri topluma farklı şekillerde sunmayı deniyorlar. Reform yanlısı siyasetçileri Türkiye’nin adamı, AK Partili ve benzeri şekilde nitelendiriyorlar.”

“Maliye daha fazla kaynak ayırsın ve sağlıktaki tüm sorunlar çözülsün mantığı ile uzun yıllar içerisinde bir arpa boyu yol kat edemedik. Tam aksine sistemin sorunları daha da kronikleşti.”

“İlk ve orta öğretimde öğrencilerimizin ders saatleri OECD ortalamasının çok altındadır. Biz ders saatlerini OECD ortalamasına yaklaştırmayı hedefleyerek bir taşla pek çok kuş vurabiliriz.”

 

Fayka Arseven KİŞİ

Maliye Bakanı Birikim Özgür,  “Siz gelirleri artırmak için canınızı dişinize takacaksınız, üstelik bütçe açığınıza dışarıdan mali destek imkânlarının her yıl azaldığı koşullarda bunu yapacaksınız ama diğer yandan bütçeden kaynak ayırdığınız kurum ve kuruluşlar sürekli daha fazla kaynak talep eder bir pozisyonda olacak” diyerek, “Bu yükün altından kalkamayız” vurgusunda bulundu.

“Hükümetlerin başarısını maaş artışları veya maaşların ödenip ödenmediğiyle ölçen anlayış bize mali yönden süründürülemez bir yapıyı miras bıraktı” şeklinde konuşan Özgür, “Acı ama gerçek bu. Dolayısı ile tüm sorunlarımızın çözümü elbette çok önemlidir ancak “önceliklendirme” yapmak zorundayız. Bu ideolojik bir tercih değil zorunluluktur” dedi.

Yapısal Dönüşüm Programı hakkında YENiDÜZEN’in sorularını yanıtlayan Özgür, reformlar hakkında ayrıntılı açıklamalarda bulundu.

Özgür, programla birlikte kamuda yeniden ‘yaz’ ve ‘kış’ mesaisine dönüş olacağını belirtti.

• Yapısal dönüşüm için acil hangi reformlara ihtiyaç var?

Birikim ÖZGÜR: En genel anlamıyla yapısal reform herhangi bir alandaki yapısal bozuklukları ortadan kaldırarak o alanın bugün ve gelecekteki beklentileri karşılayabilecek yeni bir yapıya kavuşturulmasıdır. Polisin sivile bağlı olmayışı da yapısal bir bozukluktur, mahkemelerimizin hızlı karar üretememesi de. Siyaset kurumu doğru zamanda doğru siyasi kararları üretebiliyor mu? Son seçimde Meclis’teki milletvekillerinin %47’si değiştiği halde nitelik tartışmaları son buldu mu? Bu gibi sorunları yapısal boyutta ele almayı başaramazsak birileri çıkar ve yapısal sorunlar üzerinden popülizm yaparak toplumun dikkatini çekmeye çalışır. Böylece günün sonunda değişime değil statükonun devamına hizmet eder. Biz Meclis İçtüzüğünü değiştirdik, siyasal Partiler Yasası’nı değiştirdik. Sırada Seçim ve Halkoylaması Yasası var. Ancak Seçim ve Halkoylaması Yasası’nı geçirdikten sonra da siyasete dair homurdanmalar, hoşnutsuzluklar devam edebilir. Çünkü şunu artık bilmeliyiz ki bizdeki yapısal sorunların başında kamumuzun mali yapısındaki ve ekonomik yapımızdaki aksaklıklar geliyor. Hükümetlerin başarısını maaş artışları veya maaşların ödenip ödenmediğiyle ölçen anlayış bize mali yönden süründürülemez bir yapıyı miras bıraktı. Acı ama gerçek bu. Dolayısı ile tüm sorunlarımızın çözümü elbette çok önemlidir ancak öncelliklendirme yapmak zorundayız. Bu ideolojik bir tercih değil zorunluluktur.

Kamu maliyesini düzeltmeden, ülkede üretimi artırmadan, ekonomik dönüşüme odaklanmadan istihdam imkânlarını artıramazsınız. Sosyal alanlarda kamu kaynağına gereksinim duyulacak sosyal dönüşüm projelerini çok kısıtlı olanaklarla hayata geçirmek zorunda kalır ve patinaj yaparsınız.

Eğitimde ve sağlıkla mesafe kat edemezsiniz. Yani toplum olarak yerinizde sayarsınız.

Gençlerin ülkeden göç etmesini engellemek için istihdam olanaklarını artırmak zorundayız. Geçmişte uzun yıllar göçü engellemenin metodu olarak kamuda istihdama ağırlık verildi ama bu büyük bir felakete dönüştü, sistem kilitlendi. Kamu bütçemizde giderlerin %80’inden fazlasını personel harcamaları için kullanır olduk. Batmış Yunanistan’da bile bu oran %55.

Ekonomiyi büyütebilmek için kamu maliyesinin sürdürülebilirliğini sağlamalıyız ki bir yandan kamu maliyesinin mükellefiyetlerini yerine getirirken diğer yandan kamu kaynakları ile özel sektörün büyümesine de katkı yapabilelim.

Tüm bunları yaparken kamusal hizmetlerde kaliteyi artırmak, reel sektörümüzde yani bankacılıkta, turizmde, yükseköğretimde, ulaşım ve haberleşmede, tarımda ve sanayide standardizasyona, rekabet gücümüzü artırmaya, maliyetleri düşürmeye ve sürdürülebilirliği sağlamaya dönük hummalı çalışmalara da ihtiyacımız vardır.

‘Reformları yapmazsak bütçe açığımız büyür”

• Yapılan reformlar ile Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanacak protokolün ilişkisi nedir?

Birikim ÖZGÜR: Bu reformlar hükümet programımızda yer alıyor. Biz bunları zaten yapacağız. Ancak şu gerçeği görmek gerekiyor ki bütçemizin gelirler başlığında Türkiye Cumhuriyeti’nden sağlanan hibe ve krediler yer aldığı halde 375 milyon TL bütçe açığımız görünüyor. Türkiye kaynakları dâhil tüm gelirlerimiz, giderlerimizi karşılamaya yetmiyor. Bu nedenle bizim reformlara bağlı ekonomik büyümeyi ve kamu gelirlerinde artışı sağlamamız şarttır. Kaldı ki söz konusu Türkiye kaynaklı kredilerin yaklaşık 150 milyon TL’si koşullu reform destek ödeneğinde yer almaktadır. Yani reformlarımızı gerçekleştiremezsek bir nevi ödül olarak bize sunulan kaynaklara da ulaşamayacağımızdan bütçe açığımız daha da büyüyecektir. 2015 yılı sonunda bu tecrübeyi yaşadık. Reform destek ödeneğini kullanamadık ve ödeme güçlüğüne düştük. Ben aynı tecrübeyi 2016 sonunda da yaşamak istemiyorum. Bu bahsettiğim Türkiye Cumhuriyeti’nden elde ettiğimiz kredilerle ilgilidir. Diğer yandan savunmamız, reel sektörümüzde çarkların dönmesi ve altyapı yatırımlarımızın tümü Türkiye Cumhuriyeti’nin 625 milyon TL’lik hibesi ile finanse ediliyor. Biz diyoruz ki cari harcamalarımız için Türkiye Cumhuriyeti’ne bağımlılığı sıfırlayalım ve Türkiye’den elde ettiğimiz kaynakların tümünü ekonomimizi büyütmek ve reformlarımıza finansman sağlamak için kullanalım. Bu da yine yapısal dönüşümle gerçekleşebilecek bir hedeftir.

Biliyorsunuz mevcut sorunlarımızın başında kaynaklarımızı eşitlikçi ve adil biçimde kullanamıyor oluşumuz geliyor. Yapısal dönüşüm, kaynakların eşit dağılımını sağlayacak tek araçtır. Bugünkü kaynak dağılımından memnun olan kesimler de vardır ve bu kesimler yapısal dönüşüme doğal olarak karşıdır. Siyaseten değişimi engellemek için Türkiye ile ilişkileri de topluma farklı şekillerde sunmayı deniyorlar. Reform yanlısı siyasetçileri Türkiye’nin adamı, AK Partili ve benzeri şekilde nitelendiriyorlar. Bizim amacımız hükümet programımızı hayata geçirmektir. Türkiye Cumhuriyeti ile imzalanan protokolleri de bu amaca dönük manivela etkisine sahip bir araç şeklinde yorumluyoruz. Türkiye Cumhuriyeti’nin bize sağladığı teknik ve finansman desteğini önemsiyoruz.

Kamuda mesai saatleri değişiyor

• Mesai saatlerinde hedeflenen nedir? Ne zaman yasallaşacak?

Birikim ÖZGÜR: Kamudaki mesai saatleri, kamu sistemimizin hantal ve verimsiz yapısının sadece bir yönüdür. Hükümetimiz kamu yönetiminin etkinliğini ve verimliliğini artırmak için bütünlüklü bir yaklaşım içerisindedir. Hükümet programı ışığında Kamu Görevlileri Yasa Tasarısı, ülke şartları ve AB normları çerçevesinde değiştiriliyor. Bu değişikliğe kadar da programımızda taahhüt edildiği şekilde bugüne kadar yeni müşavir yaratacak biçimde üst düzey kamu görevlisi ataması yapılmadı. Yeni yasa kamu yönetimini siyasileştiren atama sistemini değiştiriyor. Yönetici kadrolarında sürekli değişimler yaşanamayacağından kurumsal hafıza güçlenecek ve verimlilik artacak. Kamuya istihdamlarda ise bu dönemde sadece nicelik açısından değil nitelik yönünden de bir ciddiyet getirildi. Bu çok önemliydi bizim için. Önceliği reform alanlarındaki istihdamlara veriyoruz. Mevcut personelin de hizmet-içi eğitim sistemini geliştirmek suretiyle daha üretken ve daha mutlu bir iş yaşamı süreceği koşullar oluşturulacak. Mevcut haliyle mesai saatleri öğle tatili içermiyor ve 15.30’a kadar devam ediyor. Bu durum hem belirli alanlarda maliye üzerindeki ek mesai yükünü artırıyor hem de sistemin bütününde özel sektör ve dünya ile uyum sorunlarına sebebiyet veriyor. Yapısal Dönüşüm Programı ile yeniden, iki ayrı mesai sistemi olacak ve çalışma düzeni yaz ve kış mesaisi olarak düzenlenecek. Yaz mesaisi 3 ya da 4 ay olacak. 35 saat yaz mesaisi ve 40 saat kış mesaisi öngörülüyor, Bakanlar Kurulu ara dinlenme saatini belirleyecek. Çok yakın bir zamanda bu önemli yasa değişikliği Meclis Genel Kurulu’nda ele alınacak. Bu yasanın ardından bakanlıkların kuruluş ilkeleri yasasını yeniden düzenleyeceğiz. Burada fonksiyonel bütünlüğü gözetip kamuda daha iyi bir planlama ve koordinasyon sağlayacağız.

• Sağlıkta ve eğitimde tam gün mesai hedefi var. Bunun mali karşılığı nedir? Devlet bütçesinde bunun mali karşılığı var mı?

Birikim ÖZGÜR: Sağlıkta hedefimiz bütünlüklü bir dönüşüm programını hayata geçirmektir. Sağlık hizmetlerinin herkesi kapsayıcı, erişilebilir, sürdürülebilir ve kaliteli olmasını istiyoruz. Mevcut sistem buna elvermediği gibi finansal olarak da sürdürülebilir değil. Genel sağlık sigortası, sağlık çalışanlarının tam gün hizmet vermesi, kamu hastanelerinin hizmet kalitesinin artırılması, özel hastanelerden alınacak hizmetlerin kurallara bağlanması gibi yönleri var bu dönüşüm programının. Sağlık Bakanlığı bunun için toplam beş yasa üzerinde yoğun bir çalışma yürütüyor. “Maliye daha fazla kaynak ayırsın ve sağlıktaki tüm sorunlar çözülsün” mantığı ile uzun yıllar içerisinde bir arpa boyu yol kat edemedik. Tam aksine gerçek bir dönüşüm sağlanamadığından sistemin sorunları daha da kronikleşti. Biz bütçe olanaklarımız ölçütünde tüm yurttaşlarımızın Genel Sağlık Sigortası kapsamında olacağı, Genel Sağlık Sigortası finansman dengesinin gözetileceği ve her şeyden önemlisi sağlık hizmetlerinden memnuniyet duyulacak bir yeni sisteme geçmeyi öngörüyoruz. Kamu hastanelerindeki sağlık çalışanlarının döner sermaye ile gelir imkânlarını artıracağız.

Bu anlayışla hareket edersek Türkiye Cumhuriyeti ile imzalayacağımız program kapsamında sağlıktaki geçiş döneminde koşullu reform destek ödeneği ile ilk başta ihtiyaç duyulabilecek ilave finansman ihtiyacımızı karşılama imkânımız olacak.

Aynı şey eğitim için de geçerli. “Tam gün” bir amaç değil araçtır. Bugünkü yapıyla tam güne geçmesek hatta öğrenci sayısı hiç artmasa bile her yıl en az 50-60 yeni öğretmen istihdamına ihtiyaç duyuyoruz. Bu alanda mali kaynaklar verimsizliğin de ötesinde çok vahim bir şekilde değerlendiriliyor. Bizim amacımız eğitimdeki standartlarımızı çağdaş düzeylere çekmektir. Örneğin ilk ve orta öğretimde öğrencilerimizin ders saatleri OECD ortalamasının çok altındadır. Biz ders saatlerini OECD ortalamasına yaklaştırmayı hedefleyerek bir taşla pek çok kuş vurabiliriz. Burada da nitelikli eğitim hizmetleri için performansa odaklanmalıyız.

Herhangi bir alanda reformlar konusunda niyet ve kararlılık varsa, mali destek konusunda cömert bir çözüm ortağımız var. Türkiye Cumhuriyeti artık geçmişte eleştirdiğimiz sübjektif siyasi yaklaşımlarını terk etti ve reformları destekleme yaklaşımını geliştirdi.

‘2018 seçimi öncesi belediye sayısı azalacak’

• Belediye sayılarının azaltılması nasıl olacak? Hangi belediyelerin birleştirileceği yönünde çalışma var mı?

Birikim ÖZGÜR: Belediyelerimizin birkaçı hariç neredeyse tümünün ciddi mali zorluklar yaşadığı ortadadır. Bir süre önce geçirdiğimiz yasa değişikliği ile belediyelerimize devlet katkısını 20 milyon TL artırarak güncel borçlarını ödeyecekleri bir düzenlemeye gittik ancak sadece devlete olan sosyal sigorta, ihtiyat sandığı ve vergi borçları toplamda 300 milyon TL’ye yaklaşmış durumda. 2018 itibariyle bu borçlarla ilgili de belediyelerimizin yasal çerçevede ödeme yapabilecek duruma gelmesini öngörüyoruz. Personel sayıları ile ilgili yasal sınırlar getirdik. Belediye bütçelerinde personel harcamaları %50-55’i aşamayacak.

Yine de gerçek şu ki KKTC kamu maliyesi cari harcamaları için dışarıdan (Türkiye’den) her yıl daha az kaynak alırken, belediyelere daha fazla kaynak ayırmak durumunda kalıyor. Bir Maliye Bakanı açısından tam bir kâbus senaryosundan söz ediyoruz. Siz gelirleri artırmak için canınızı dişinize takacaksınız, üstelik bütçe açığınıza dışarıdan mali destek imkânlarının her yıl azaldığı koşullarda bunu yapacaksınız ama diğer yandan bütçeden kaynak ayırdığınız kurum ve kuruluşlar sürekli daha fazla kaynak talep eder bir pozisyonda olacak. Bu yükün altından kalkamayız.

Son üç yılda KKTC bütçesindeki yerel gelirlerimizi %33,48 artırmakla övünüyoruz. Ancak aynı dönemde yerel yönetimlere devlet katkısı %50,29 artmış durumda. Bu koşullarda biz Maliye olarak toplumun geneline dönük açılımları nasıl sağlayacağız? Dolayısı ile sadece merkezi düzeyde değil yerel yönetimlerimizin de kendi ayakları üzerinde durmasını sağlamalıyız.

Bunun için biz yerel yönetimlerde yapısal anlamda yeni düzenlemelere gideceğiz. Hükümet programımız uyarınca Belediyeler Yasa Tasarısı’nı geçirip yerel yönetimlerin başta öz gelirleri olmak üzere finansman ve hizmet imkânlarının güçlendirilmesini ve idari anlamda yeniden yapılandırılmasını sağlayacağız. Paylaşımlı hizmet modelini yaygınlaştıracağız. 2018’de gerçekleştirilecek yerel seçimlerden önce coğrafi temelli yerel yönetimler oluşturulmuş ve belediyelerin sayısı azaltılmış olacak. Yerel yönetimlerden sorumlu bakanlığımız bu konuda yoğun bir çalışma içerisindedir. Bu çalışmanın yöntemi ve detayları uygun zamanda açıklanacak.

Burada su konusunda öngörülen modelin de belediyelerimize yeni olanaklar sunacağını göz ardı etmememiz gerekiyor. Belediyelerimiz kendi iradeleri ile başvurarak dâhil olacakları yeni sistemle hem tek kuruş harcamadan su gelirlerinden ciddi bir katkı elde edecekler hem de tüm tahsilatları etkinleşecek ve gelirleri ciddi şekilde artacak. Su alanındaki tüm personelleri de yeni sistemde öncelikli olarak değerlendirileceğinden personel harcamalarında da hatırı sayılır bir düşüş gerçekleşecek. Bir yıllık geçiş döneminde DSİ’nin kâr amacı gütmeden belediyelerin depolarına taşıyacağı suyun satışından oluşacak gelirler de belediyelerimizin mevcut borçlarının kapatılması amacıyla değerlendirilecek.

Yakın geçmişte yaptığımız yasal düzenlemeyi, su konusundaki çalışmalarımızı ve Belediyeler Yasa Tasarısı’nı bir bütün olarak değerlendirdiğimizde, bir süre sonra mali ve idari yönden sürdürülebilir yerel yönetimlere sahip olacağımızı söylemek mümkün. Bu yeni koşullarda yerinden yönetim ilkemizi daha gerçekçi bir zeminde yorumlama ve ileriye taşıma imkânına kavuşmuş olacağız.

YARIN…Ek mesailer ne olacak? Enerji Dairesi nedir? 3 yıllık program nasıl uygulanacak? Kamu-Özel ortaklığın anlamı ne?

 

 

Kaynak: Yeni Düzen

 

    Yorumlar

banner30
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner32
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV