banner29
20 Ağustos 2018 Pazartesi

‘Ne o bensiz, ne ben onsuz yaşarım’

Güney göçmeni Mustafa Göçeri ve eşi Şerif hanım, Geçitkale’deki evlerinde hayatlarının ikinci baharını yaşıyor… 68 yaşındaki Mustafa Göçeri, akrabalarının tavsiyesiyle evlendiği eşi Şerif hanımla 45 yıldır ayni yastığa baş koyup, ayni rüyayı görenlerden…

05 Nisan 2018 Perşembe 22:44
‘Ne o bensiz, ne ben onsuz yaşarım’

   Güney göçmeni Mustafa Göçeri ve eşi Şerif hanım, Geçitkale’deki evlerinin kapılarını bizlere açtı. 

   Hayat boyu, ne olursa olsun birbirlerinin ellerini bırakmayan, sevgi dolu Göçer i çifti, ‘Ne o bensiz, ne ben onsuz yaşarım’ diyor.

   Göçeri çifti, hayatlarının ikinci baharını yaşadıkları evlerinde, birbirlerine destek oluyorlar.

   Köyde muhtar olan oğluna devrettiği markette halen çalışan 68 yaşındaki Mustafa Göçeri, akrabalarının tavsiyesiyle evlendiği eşi Şerif hanımla 45 yıldır ayni yastığa baş koyup, ayni rüyayı görenlerden…

   2’si kız 4 evlat yetiştirmişler sevgi, özveri ve özenle… Tümünü okutup teker teker evlendirmiş. Kızları öğretmen olmuş, oğulları da üniversite mezunu olan Göçeri çifti, 8 torunundan gözleri parlayarak gururla söz ediyor.

 

“Kısmetidi oldu”

   Birlikte ağlayıp, birlikte güldüğü Şerif hanımdan söz ederken, gözleri parlıyor Mustafa Göçeri’nin. Şerif hanım biraz utangaç, duygularını pek belli etmese de bakışlarından anlaşılıyor, eşine olan sevgisi.

   Söze Mustafa Göçeri başlıyor ilk ve geçmişe doğru yolculuk başlıyor:

   “1950 doğumluyum, Nisan’ın 14’ünde doğdum. Ben Güney’de Geçitkale’de, Şerif de Civisil’de yaşardı. Ailelerimizin durumu iyiydi. Babamın adı Ali Kasım, annemin de Mevhibeydi. Babam her işi yaptı. Hayvancılık, çiftçilik yaptı. 5 erkek evlat yetiştirdi. Kasım abim, 1967’de şehit oldu. 18 yaşındaydı. Kasım abimden sonra ben doğmuşum, ardımdan sırasıyla, Cemal, Seyhan ve Mehmet.

   Annem rahatsızdı, babamla doktor doktor gezerlerdi. Evde kadın yoktu. Evin en büyüğü de bendim. Evlenmem şarttı. Bir akrabamız, Şerif’i tavsiye etti.

   Şerif’in babasını tanırdım. Çalıştırdığım markete mal getirirdi. Toplantıcılık yapardı, kaynatam. Görücü usulü evlendik. Vermezler diye düşünürdüm, çünkü Şerif’ten büyük bekar ablaları vardı. Şerif ilk görüşte aşık oldu bana. Allahın emrine istedik, kısmetidi oldu. İyi ki de oldu.

    Önce nikah sonra düğün yaptık. 1971’de nişan olduk, 1972’de nikah, 1973’te düğün yaptık.  Nişanlı olduğum sürede evimi bitirdim. Çok güzel yıllarımız oldu.45 yıldır geçinip giderik. Allah onu başımdan eksik etmesin. 4 evladımız, 8 torunumuz var.”

  

“Ticarete ilkokulda başladım”

   Alış-veriş yapmayı çok sevdiğini anlatan Mustafa Güçeri, iş hayatına ilkokul yıllarında başladığından söz ederek, iş kuracaklara da sevdikleri işi yapmaları konusunda tavsiyede bulundu.

   Severek yapılan bir işin başarıyla sonuçlandığını kaydeden Mustafa Güçeri, şöyle devam etti:

   “Hem okula giderdim hem de ticaretle uğraşırdım. Halen daha da uğraşırım. Ticarete ilkokul yıllarında başladım. Severdim. Cebimde sürekli param olurdu. Masrafımı kendim çıkarırdım, aileme yük olmaz, her istediğimi de alırdım.

   Sinemada büfe çalıştırarak başladım ilk işe. 1963 olayları sırasında, Geçitkale’deki BM askerine, eşek üzerine koyduğum heybe içerisinde, meşrubat ve Kıbrıs’a özgü eşyalar satardım. Askerler, Kıbrıs eşyalarına çok meraklıydı. Bahçelerden sebze-meyve alır satardım. Askerlere soğuk kola, babutsa ve meşrubat çeşitleri götürürdüm. Onlar bana hem para hem de bisküvi hediye ederlerdi.

   1963 olayları başlayınca ortaokula giderdim. Okula bir süre ara vermek zorunda kaldık. Daha sonra liseyi bitirdim, yüksek tahsil yapamadım. Abim şehit olmuştu, evin en büyük evladı bendim.   

   1966’da, teyzemin çalıştırdığı sinemada, korkunç bir olay oldu ve teyzemin eşi vuruldu. Aile perişan oldu. 16 yaşındaydım. Tüm aile sarsılmıştı. Teyzemin bakkaliyesi vardı, üzüntüden kapattı. Bir süre kimse açmadı. Bakkal ihtiyacı vardı. Babamın evinin bir odasını bakkal dükkanı yaptım. Hem okula giderdim, hem çalışırdım. Liseyi bitirdim. Bir tarafta ailem, bir tarafta tahsilim vardı. Ailemi seçtim. Seçmek zorundaydım. Pişman değilim.”

 

“Kuzey’e geçerken, Şerif 8 aylık hamileydi”

    1974’te yaşanan olaylar sonrası, evlerinden 2 valiz eşyayla Kuzey’e geçtiklerini anlatan Mustafa Göçeri, eşimin ilk göz ağrısı Mevhibe’ye 8 aylık hamile olduğunu anlattı.

   Mustafa Göçeri, Kuzey’e geçişlerinde, kendilerine şoför olan rahmetlik Bilal dayının yardımcı olduğunu söyleyerek, acı dolu yıllardan bahsetti:

   “Evimizi yeni yapmıştık. Babama, komutan ‘bu iş bitti’ deyince, kuzeye geçiş için hazırlık yaptık. Yanımıza, yükü az olan değerli eşyalarımızı aldık. Albümlerimizi, altınlarımızı ve birkaç parça giyişi. Bilal dayı, SPA’da işleyen işçileri taşırdı. Bana ve Şerif’e iki geçiş kartı verdi. O kartlar sayesinde geçtik. Bir süre Pergamada kaldık, sonra Boğaziçi’ne geçtik. Şerif’in dayısı oDaha sonra Yıldırım’a geçtik. Burada da bir hafta kaldık. Ancak geceleyin, sokağa çıkma yasağı vardı. Şerif de hamileydi. Böyle olmaz dedik ve Şerif’in Köşklüçiftlik’te kalan amcasının yanına gittik. Özdemir amca bize evinin kapısını açtı. 30 Ekim 1974’te Mevhibe doğdu. Sonra Geçitkale’ye geldik.

   Rumların terk ettiği Geçitkale’de her ev harabeydi. Elektirikler olmadığı için pis bir koku hakimdi köyde. Oturduğumuz eve yerleştik. Kardeşim Cemal, ‘Oturma olmaz’ dedi ve köyde boş bir dükkan bulduk. Temizleyip, çalıştırmaya başladık. Güney’deki işimizi, Kuzeyde de devam ettirdik. Ardından, Şerif, 1976’da Kasım’ı, 1980’de Fetine’yi ve 1984’de de Oğuz’u dünyaya getirdi. Evlatlarımızı büyüttük, evlendirdik. 3’ü kız 8 torunum var.  Tüm evlatlarım düzenini kurdu. Tümü çalışır. Oğuz dükkanı idame ettirir, Kasım ve ben de ona yardım ederiz. Gücüm yettiğince de edecem.”

 

“Baba sözünden çıkmazdık”

   “Evlendiğimde 16 yaşındaydım. Annem küçüktür olmaz dediydi” diyen Şerif hanım, geçmişte baba sözünün üzerine söz söylenmediğini anımsattı.

   Şerif hanım, “ Baba sözünden çıkmazdık biz. 1963’de Aplan’dan Civisil’e göç ettim. 1974’te de Güneyden kuzeye. İki kez yaşadım göçü. İlk göçte, annem islimde ayrelli mantar yaptıydı. Ortalık karışınca, yemeğin üzerini peşkirle üzerini örtüp çıktık, aylar sonra eşyalarımızı toplamak için döneceğimizi bilmeden. Civisil ile Geçitkale arası 15 kilometreydi. Mustafalar istedi beni, “Annem olmaz çok küçük” dedi. Babam verme taraftarıydı, bana sordu ne den diye. Ben çocuktum, bildiğin gibi yap baba dedim. Evlendik. Gündüz Civisil’de, gece de Geçitkale’de düğün yaptık. Dünürcülük gecesi bizde adetti, badem macunu ikram ettik. Arife günleri de milli yemeğimiz dolmadır. Mutlaka fırına peksemet ve ekmek de salınırdı. Annem hep yapardı. Çok güzel yıllarımız oldu. O yıllarda eğlencemiz sinemaydı. Nişanlıyken, hafta sonu Mustafa gelirdi. Sinemaya giderdik. Mutlu bir beraberliğimiz vardı, halen de öyle.”

 

“Biz birbirimiz olmadan yaşayamayız"

   Birbirleriyle iyi anlaştıklarını anlatan Göçeri çifti, evliliğin her iki tarafında birbirine saygı duyduğu saygı çerçevesinde uzun yıllar sürdüğüne işaret etti ve “Biz birbirimiz olmadan yaşayamayız” dedi.

   Mustafa Göçeri, şunları ekledi:

   “Hayat müşterektir. Her konuda. Eşler birbirine yardım etmeli. Her konuda açık sözlü olmalı, birbirini aldatmamalı, saygı göstermeli. Sabırlı olmalı. Ama ne yazık ki şimdiki nesilde, sabır yok. En ufak bir tartışmadan ayrılıklar yaşanıyor. Olan çocuklara oluyor. Ufak şeylerden mutlu olmayı bilmeyen nesil, maalesef kanaatkar da değil… Bizim aramızda anlaşmazlık olmadı hiç... Çocuklarımızı büyütüp evlendirdik. Aramızda ayrıcalık  gayrıcalık da olmadı. Hep anlayışlı olduk birbirimize … ”

 

    Yorumlar

banner30
HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
banner32
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
SENDE YAZ
Ziyaretçi Defteri
Ziyaretçi Defteri

Siz de yazmak istemez misiniz?

Ziyaretçi Defteri
ARŞİV