İNSAN HAKLARI GÜNÜNDE 5 DİN BİRLİKTE

İNSAN HAKLARI GÜNÜNDE 5 DİN BİRLİKTE

10 ARALIK İNSAN HAKLARI GÜNÜ…5 DİNİN TEMSİLCİLERİ ARA BÖLGEDEKİ ETKİNLİKTE BİRARAYA GELDİ

“KIBRIS SORUNU DİNSEL BİR SORUN DEĞİL FAKAT İBADET ÖZGÜRLÜĞÜ SÜREÇ İÇİNDE KURBAN EDİLDİ”
“İKİ LİDER DE BUGÜNE KADAR TEMEL İNSAN HAKLARI KONULARINDAKİ YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMEDE SINIFTA KALDI”

İsveç Büyükelçiliği bünyesinde faaliyet gösteren “Kıbrıs Barış Sürecinde Dini Yol Ofisi”, İnsan Hakları Günü ve ofisin kuruluşunun 10. yılı nedeniyle ara bölgede etkinlik düzenledi.
Etkinliğe Kıbrıs’taki beş dinin temsilcileri Din İşleri Başkanı Prof. Dr. Talip Atalay, Rum Ortodoks Kilisesi Başpiskoposu 2. Hrisostomos, Maronit Kilisesi Başpiskoposu Yusuf  Soueif, Kıbrıs Ermeni Kilisesi Başpiskoposu Khoren Doğramadjian ve Latin Piskopos yardımcısı papaz JerzyKraj’ınyanı sıra, İsveç’in Güney Kıbrıs’a akredite büyükelçisi AnnaOlson ve İsveç Dışişleri Bakanlığı’nın dini konulardaki özel temsilcisi Peter Weiderud katıldı.
İsveçli Büyükelçi AnnaOlson etkinliğin açılışında İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin önemini ve Dini Yol Ofisi’nin bugüne dek gerçekleştirdiği faaliyetleri anlattı.
Peter Weiderud da konuşmasında dini özgürlüklerin önemine işaret ederek, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’ndeki ibadet özgürlüğü prensiplerine değindi.
Etkinlikte, dünya genelinde sanatçıları biraraya getiren ağ olan ARTHUB’dan İbrahim Latif ve Elli Hadjimarkou’nun çizdiği, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 18. maddesindeki inanç ve ibadet özgürlüklerine atıfta bulunan tablosu 5 dini temsilciye hediye edildi. 
Daha sonra Kıbrıs’taki beş dinin temsilcileri, gün hakkındaki görüşlerini belirttikleri konuşmaları yaptılar.


ORTAK AÇIKLAMADAN…
Dini temsilciler İnsan Hakları Günü dolayısıyla yayımladıkları ortak açıklamada, ibadet özgürlüğü, dinden kendini soyutlama özgürlüğü ve seçme özgürlüğü olarak üç temel özgürlüğe dikkati çekti ve devletlerin azınlık veya çoğunluk olsun tüm dinlere eşit mesafede ve tarafsız davranmasının gerekliliğine işaret etti.
Ortak açıklamada Kıbrıs sorununun dinsel bir sorun olmadığını fakat ibadet özgürlüğünün süreç içinde kurban edildiği ve her iki taraftaki liderlerin bugüne kadar temel insan hakları konularındaki yükümlülüklerini yerine getirmede sınıfta kaldıkları kaydedildi.
Açıklamada, 10 yıldan bu yana Dini Yol Ofisi’nin çalışmaları sonucu 1974’ten bu yana kapalı bulunan 35 kilisenin açıldığı, Rum kesiminden Türk kesimine ibadet için geçenlerin sayısında artış gözlendiği, St. Barnabas’ın ibadete açıldığı, Din İşleri Başkanı Atalay’ın Güney’deki camileri serbestçe ziyarete edebildiği, bin Türk vatandaşının Güney’e geçerek ibadet edebildiği, birçok ören yeni ve anıtın ortak çaba ve uluslararası yardımlar sayesinde kurtarılarak onarıldığı, dini temsilcilerin ilk kez kadına yönelik şiddet, barış görüşmeleri, kayıp şahıslar gibi kritik konularda ortak açıklamalar yaptığı da kaydedildi.


İMAMLAR İÇİN RUMCA, PAPAZLAR İÇİN TÜRKÇE DERSLERİ…
Dini Yol Ofisi’nin ayrıca imamlar için Rumca, papazlar için Türkçe derslerine öncülük ettiği de kaydedilen açıklamada, dini temsilciler ve Dini Yol Ofisi’nin Cenevre’deki İnsan Hakları Konseyi’yle New York’taki BM Güvenlik Konseyi’nde ortak çalışmaların sunumunu yaptıkları da ifade edildi.
Tüm bunlara karşın, ibadet özgürlüğü haklarının ihlali ve şiddete uğraması karşısında Dini Yol Ofisi’nin üzgün olduğu belirtilen açıklamada, kutsal kabul edilen dini yapılar ve mezarlıkların saldırılara uğramasının kabul edilemez olduğu da vurgulandı.
Açıklamada, “Dini temsilciler olarak bizler gurur duymakla birlikte, memnun değiliz. Tüm temel haklar, Adadaki herkes için ibadet özgürlüğü, eski eser, anıt ve kalıntıların gerçek hak sahiplerine verilmesi ve Ada üzerindeki tüm dini inançlara saygı duyulması için gerekli şartlar yerine getirilene kadar çalışmaya devam edeceğiz…” ifadelerine de yer verildi.
 

Zorlu Cezaroğlu

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER