Eskiden nergislerin dönümlerle ifade edildiği, eğitime büyük önem veren, çok sayıda bakanın çıktığı bir köyümüz;

Nergisli

Eskiden nergislerin dönümlerle ifade edildiği, eğitime büyük önem veren, çok sayıda bakanın çıktığı bir köyümüz;

Serhat İncirli

 

Nergisli köyündeyiz bugün... Eski adı Yenağra... Yenağra ya da Yenakra kelimesinin Yunanca’da “bol ürün veren, verimli” anlamına geldiği söyleniyor... “Türkçeleştirme” döneminde köye Nergisli adı verilmiş... O zamanlar nergis o kadar çokmuş ki; bu isim uygun görülmüş... Nergisli... Şimdi nergis yok mu? Hayır! Nergis hala var ama eskisi gibi değil... Çünkü bir kısmını kuraklık yok etmiş; büyük kısmını ise bilinçsiz hayvancılık... Çünkü traktörle sürmüşüz tarlaları ve çıkardığımız nergis soğanlarını dahi yedirmişiz hayvanlarımıza...

 

Kilse çok önemli

 

Nergisli köyünün Batı’sında, mezarlığa giden yol üzerinde Ayyorgi (Agios Georgios) Kilisesi var...

Bu kilise Venedikliler, hatta çok daha önceden kalmış. Ancak Venedikliler ve daha sonra ortodoks Rumlar kiliseye ekler yapmışlar. Ancak öyle bir izlenim veriyor bu kilise ki; sanki ülkemizdeki ilk kiliseymiş gibi. Neden mi?

Hatay’da benzeri bir kilise; dünyanın ilk kiliselerinden biri kabul ediliyor. Kayalar içerisine oyulmuş bir yapı... Burası da aynen öyle... Bir Allah kulu da çıkıp, “gelin be bu kiliseyi tamir ettirip, turistlerin ziyaretine açalım” dememiş. Eminim turizm bakanımız gidip bir bakacak eminim çok arkeoloğumuz da vardır, turizmcimiz de!

Kaldı ki size bir şey daha söyleyeyim; farzedin ki bu kilse bin 500 yıllık değil de bin yıllık; veya bilemediniz 800 yıllıktır; satamaz mısınız bunu? Yoksa kilisedir, gavurun yeridir, bırakın yıkılsın mı? Yazık... Neyse, haddimizi aşıp eleştiri makamına geldik ama olsun; yani bunları da yazmak lazım...

 

 

Mersin ve Karaman’dan Görneç’e, oradan da Nergisli’ye

 

Bugünkü Nergisli’lerin ataları Mersin ve Karaman bölgelerinden ilk önceleri Görneç köyüne gelmişler. Bir kısmı Görneç’te kalırken, sadece yedi aile buraya gelmiş... Köyün şu andaki yerine yedi çiftlik kurmuşlar. Ve çok ilginçtir, eskiden bu köy tamamen ormanla kaplıymış. Bugün köye yakın bir yerde İngiliz devrinde ekildiği bilinen okaliptüsler dışında tek ağaca rastlamak mümkün değil.

 

İtalyan doktorun kurtardığı köy

 

İddialara göre bir zamanlar köyde sıtma salgını çok yaygınmış. Okaliptüsler de İngiliz yönetimi tarafından sivrisinek üreten bataklıkları kurutmak amacıyla ekilmiş. Ayrıca 1922 yılında da kızamıktan 40 çocuk ölmüş... Kutlu Adalı’nın kaleme aldığı Köy Raporları’nda bu konudan bahsediliyor ve bir İtalyan doktorun köyü bu hastalıktan kurtardığı da anlatılıyor.

Bu köy “çocuk okutmaya meraklı” köylerden biriymiş bir zamanlar... Hoca Hüseyin Efendi isimli bir kişi 1850’lerden hemen sonra köyde hem öğretmenlik hem de hocalık yapmış...

Adalı’nın notlarına göre 1835 yılında köye cami yapılmış. Ama 1900’de bu cami yıktırılarak, imece usulüyle bir başka cami inşa edilmiş. Bu camiye sonradan minare eklenmiş.

 

Kasaplardan şikayet var

 

Nergisli’de önce hayvancılık yapan 70 yaşındaki Türker Kalebodur ile sohbet ediyoruz... “Kasap bizden hayvanı okkayla alır, kendisi kiloyla satar ve bundan ciddi kazanç elde eder” diyerek söze başlıyor... Son yağmurlarla ovalarda otların yeşerdiğini ve küçük baş hayvanların bu yıl kendilerini kurtardıklarını anlatan Kalebodur, şunları ekliyor:

“Büyük başta sıkıntı devam ediyor... Rençberlik köyümüzde ölmüştür. Bakın binlerce dönüm ovada tek ekili alan yoktur. Koskoca ova boş. Nergisli ovası daha geçenlerde biraz yağmur tuttu.”

 

 

Tam bir çevre felaketi

 

70 yaşındaki İbrahim Cengiz’le de sohbet eidyoruz... İbrahim Cengiz bize köyü gezdiriyor.

Önce geçmişte köylünün piknik alanı, ava alanı olarak kullandığı bugün ise ülkemizin en ciddi çevre katliamlarından birine sahne olan bölgeye gidiyoruz. Cengiz burasının tarihi bir yer olduğunu, geçmişte antikacılık – definecelik yapıldığını aktarıyor.

Ama şimdi toprak almak için kazmışlar. Bunu bırakın, koskocaman delikler, oyuklar açılmış ovada... Ve üstüne üstlük de şimdi Geçitkale, İnönü belediyeleri ve askerimiz çöpünü atıyormuş... Atıyormuş değil; atıyor. Çünkü gözümüzle de gördük bunu... “Kuşlar, tavşanlar burayı çok severdi” diye anlatıyor İbrahim Cengiz... Gerçek bir çevre felaketi...

 

“Eski mezarlıkta yatanlara günah değil mi?”

 

Ve eski mezarlığa gidiyoruz... Köyün geçmişi burada yatıyor. Ama mezarlık inanılmaz derecede bakımsız. Etrafında duvar yok.

İbrahim Cengiz, köyün eski mezarlığının şu andaki durumunu “utanç” olarak niteliyor ve “ölülerimize günah ve saygısızlık” olarak tanımlıyor...

Yenağra, bir bakanlar, siyasetçiler köyü...

Merhum bakanlardan Onay Fadıl Demirciler; kardeşi merhum Ergün Kaptan (Demirciler) bu köyden... Bir diğer eski bakanlarımızdan ve eğitimci Mustafa Adaoğlu da bu köyden. Ulusal Birlik Partisi (UBP) milletvekili Sağlık Bakanı Dr. Ahmet Kaşif de öyle...

Köyün 300 kadar nüfusu var... 250 civarında da seçmeni bulunuyor.

Ayyorgi Kilisesi’ne gelelim bir daha isterseniz... Başlı başına ayrı bir haber konusu olan bu kiliseye en küçük bir bakım yapmamışız... İbrahim Cengiz’in bu kilise ile ilgili yorumuyla hoşçakal diyelim Nergisli’ye:

“Biz sadece yıkmasını ve ikonları çalmasını bilirik, öyle de yaptık. Oysa burada geçmişte panayır düzenlenirdi, eşek koşuları yapılırdı. Bölgenin sporcuları gelir yarışırdı. Para ödülü vardı kazanana. Yazık, biz yıktık ve çaldık sadece.”

Güncelleme Tarihi: 04 Şubat 2012, 00:21
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER