AKINCI: “HER ŞEY BİTTİ DEMEK İÇİN ERKEN”

AKINCI: “HER ŞEY BİTTİ DEMEK İÇİN ERKEN”

Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, BM’nin, Kıbrıs sorununa çözüm bulma konusunu kapatacağını açıklayacağı yönündeki yorumlara ilişkin “Her şey bitti demek için erken” dedi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, Rum Lider Anastasiadis’in özellikle Crans Montana’dan bu yana, daha önceden mutabakata varılan konularda bile geri adım atmış olması ve bu tavrını inatla sürdürmesinin herkeste bir karamsarlık yarattığını ifade etti. Cumhurbaşkanı, “Sayın Anastasidis bu noktadaki olumsuz tavrını kaldırırsa, bir açılım noktasına gelinebilir” dedi.

Cumhurbaşkanı Akıncı, katıldığı Kanal T, Kıbrıs Genç TV ve Kanal SİM’in ortak televizyon programında, Kıbrıs sorununda tıkanıklığın nedeninin, Rum lider Anastasiadis’in bir BM parametresi olan Kıbrıslı Türk halkının siyasi eşitliği ile federal organlarda kararlara etkin katılım hakkını çöpe atmaya çalışması olduğunu belirterek “BM parametresi diyor ki, siyasi eşitlik her federal organda eşit sayı anlamına gelmemekle birlikte, iki tarafın organlara ve kararlara etkin katılımını içerir” şeklinde konuştu.



“BÖYLE BİR ANLAYIŞI KABUL ETMEM”

Cumhurbaşkanı Akıncı, “Kıbrıs sorunu çözülmeden hiçbir şey olmaz’ veya ‘ne gerek var Kıbrıs sorununu çözmeye? Biz her şeyi kendimiz halledebiliriz’ anlayışlarından da uzak durmalıyız. ‘Kıbrıs sorunu çözülmeden hiçbir şey olmaz, oturduğumuz yerde oturup kalalım’ demek, ‘kaderimiz Anastasiadis’in iki dudağı arasındadır’ demektir. Böyle bir anlayışı kabul etmem” dedi.

Cumhurbaşkanı, “Çözüm yok diye oturup bekleyemeyiz. Oturup hep birlikte Anastasiadis’i mi bekleyeceğiz? Bu Kıbrıs Türküne yapacağımız en büyük haksızlıktır. 50 yıldır devam eden bu sorunun çözümü herkes için iyi olacak, çözümün kaybedeni olmayacak, Kıbrıs Türk halkına ve özellikle gençlerimize çok yeni ufuklar açılacak. Görev sürem boyunca bu imkân doğsun diye uğraşmaya devam edeceğim, eğer böyle bir olasılık çıkarsa da bunu sonuna kadar zorlayacağım. Ama bunu yaparken diğer konularda da yapabileceklerimiz var, onları da bıkmadan, usanmadan, zorluğunu bile bile, çözümsüzlüğün yarattığı ek sorunları da bile bile sorunların üstesinden gelmek için var gücümüzle çalışmalıyız” ifadelerini kullandı.

“SIFIRDAN BAŞLAMAK OLMAZ”

Cumhurbaşkanı Akıncı, “Terms of reference çalışması içerisindeki en önemli unsurlardan biri de siyasi eşitliğimiz ve etkin katılım hakkımızdır. Eğer yeni bir süreç başlayacaksa, bunun başlangıcı, en başta tüm tarafların varılan uzlaşılara bağlılığını deklare etmesidir. Çünkü çözüm hedefiniz varsa, her şeye sıfırdan başlamak olmaz. Ancak terms of reference konusunda bile anlaşılamazsa, nereden başlayıp nereye gidileceği en baştan kararlaştırılamazsa, kimse taraflara yardımcı olamaz” dedi.

Rum lider Anastasiadis’in siyasi eşitlik ve etkin katılım konusundaki attığı geri adımda ısrar etmesi durumunda, “Kıbrıs Türk toplumunda siyasi eşitliği ve etkin katılımı içermeyecek bir düzenlemeye evet diyecek bir Kıbrıslı Türk lider var mı?” diye soran Akıncı “Buna evet diyecek bir Kıbrıslı Türk düşünemiyorum” şeklinde konuştu.

LUTE İLE GÖRÜŞME

Yunanistan ile Türkiye arasında Antalya’da başlatılan görüşmelerin 12 Nisan’da Atina’da devam edeceğine işaret eden Akıncı, daha sonrasında gayrı resmi daha farklı gelişmelerin olup olmayacağının, BM Genel Sekreteri’nin geçici danışmanı Lute’un roller üstlenme ihtimalinin olup olmadığının henüz bilinmediğine dikkati çekerek “Sayın Lute ile büyük ihtimalle Pazartesi bir telefon görüşmesi yapacağız. Yeniden gelme ihtimali vardır, onunla görüşelim, durumu daha da netleştirelim” dedi.

Anastasiadis’in Crans Montana’daki konferansın açılışındaki konuşmasında siyasi eşitliği tanıdığını, kararlara etkin katılımı tanıdığını, bakanlar kurulunda bir olumlu oy ilkesini de bu çerçevede kabul ettiğini söylediğini anımsatan Cumhurbaşkanı Akıncı, şöyle devam etti:

“Bunlar onun sözleridir ve herkes bunu dinledi, biliyor. Ancak şimdi Kıbrıs Türk halkının siyasi eşitliği ve etkin katılım hakkının ‘devleti işlevsizleştirecek bir veto” olduğunu iddia etmeye başladı. Siyasi eşitlik ve etkin katılım hakkının sadece Kıbrıs Türk halkını ilgilendiren hayati konularla sınırlı kalmasından söz etmeye başladı. Ama diğer yandan da enerji politikaları ve bütçe konularını bile hayati konularımız olarak görmediğini söyleyebiliyor.”

GUTERRES ÇERÇEVESİ

“Guterres Çerçevesi 30 Haziran tarihlidir ve tektir” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı, “Sayın Lute’un elinde 30 Haziran tarihli çerçeve dışında başka bir doküman yoktur. Lute için de BM Genel Sekreteri için de, bizim için de böyledir. Hatta Genel Sekreter’e yazdığı mektupta Sayın Anastasiadis de 30 Haziran tarihli çerçeveden söz etti. Başka bir Guterres Çerçevesi yoktur, son zamanlarda iddia edildiği gibi 4 Temmuz tarihli bir belge yoktur. Ortada sadece 30 Haziran kâğıdı var. Sayın Anastasiadis bu konudaki olumsuz tutumunu da maalesef sürdürüyor” şeklinde konuştu.

MERKEZDE KALACAK YETKİLER KONUSU

Merkezi zayıf, kurucu devletleri güçlü bir federal ortaklık modelinin Kıbrıs Türk tarafının karşı olduğu bir şey olmadığını vurgulayan Akıncı, “Desantralizasyon bizim karşı olduğumuz bir şey değil. Kurucu devletlerin güçlü olması öteden beri bizim istediğimiz, Rum tarafının ise reddettiği bir şeydi. Bunu yapabiliriz, ama ne kadar yaparsak yapalım bir kısım yetki merkezi yönetimde kalacak. Örneğin merkezi federal devletin bütçesini kim yapacak? O da mı bizim hayati konumuz değil?” dedi.

Rum lider Anastasiadis’in gayrı resmi buluşmada kendisine genel bir sunum yaparak 3. Cumhurbaşkanı Eroğlu ile 2014’te imzaladığı belgede olan tek egemenlik, tek uluslararası kimlik, tek yurttaşlık yanında tek FIR hattı, tek münhasır ekonomik bölge, tek para, tek ekonomi, tek merkez bankası dışındaki konuların tümünün kurucu devletlere gidebileceğini söylediğini anımsatan Cumhurbaşkanı Akıncı şöyle devam etti:

“Bunlara karşı çıkmayız. Ama ne kadar daraltılırsa daraltılsın merkezde bazı yetkiler kalacak. Bunun üzerine bütçe konusunu gündeme getirdim. ‘Federal hükümetin bütçesini nasıl kararlaştıracağız’ diye sordum. ‘Bir olumlu oya ne gerek var’ dedi. Bu üniter bir devlettir, eğer bizim etkin katılımımız olmadan kararlar alınacaksa, bu tek toplumlu gibi üniter bir devlettir. Eğer merkezdeki yetkiler tamamen daraltılacak ve sıfıra yaklaştırılacaksa, böylelikle iki tarafın katılımına gerek duyulmayacaksa, o zaman da bu iki ayrı devlettir. Üniter bir devleti Kıbrıslı Türkler kabul etmez, iki ayrı bağımsız devleti Rumların içine sindireceğini henüz göremiyoruz. Bazı arkadaşlar ‘gidelim bunu masaya koyalım’ diyorlar ama koyarsanız BM parametrelerinin dışına çıkarsınız. Bunu yaparsanız Rum tarafındaki bazı çevreleri son derece rahatlatırsınız ancak iki ayrı devleti de elde edemezsiniz. Sonuçta mümkün görünen tek çözüm modeli iki bölgeli, iki kesimli federatif bu model ise, burada siyasi eşitlik ve etkin katılım olacak, bunun başka çaresi yok.”

“SORUNUN ULUSLARARASI BOYUTLARI DA VAR”

Akıncı, “Kıbrıs sorunu artık uluslararası bir sorun olmaktan çıkıp bir iç sorun haline mi geldi?” sorusuna karşılık ise, “Kıbrıs sorun bir iç sorun haline geldi demek yanlış bir tespit olur” diyerek şu cevabı verdi:

“Elbette Kıbrıs sorununun iç boyutları da var ama uluslararası boyutları da son derece önemli, onun için BM nezdinde bu konu ele alınıyor. Garantörler boyutu var, onun için Türkiye ve Yunanistan görüşüyor. Rumların yönetimindeki ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ de olsa AB üyesi oldu, soruna AB boyutu da eklendi. Tüm ilgili tarafların el ele vermesi gerekir. Bütün bu aktörler önemli olmakla birlikte, bulunacak çözümün şekli, adı ne olacaksa olsun, onun içinde yaşayacak olan da Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumlardır”.

“REFERANDUMA GİDİLMESİ ÜZERİNDE MUTABAKAT VAR”

2004 referandumundaki gibi, bundan sonraki herhangi bir çözümün de referanduma gideceği üzerinde mutabakat olduğunu dile getiren Akıncı, çözümü onaylaması, içine sindirmesi gerekenlerin Kıbrıs’ta yaşayan iki toplum olduğunu belirterek, çözümü sürdürülebilir kılacak olanın da yine Kıbrıs’ta yaşayan insanlar olacağını söyledi. Kıbrıs’ta çözüm için, özellikle Türkiye ve Yunanistan’ın yardımcı olması gerektiğini dile getiren Cumhurbaşkanı Akıncı, Türkiye ve Yunanistan’ın başlattığı görüşmeleri olumlu bulduğunu belirterek “Biz Kıbrıslılar kendi kendimize yardım etmeye karar verirsek, başkalarının da bizlere yardımı daha kolay olur” dedi

TIKANIKLIK NASIL AŞILIR?

Cumhurbaşkanı Akıncı, Rum lider Anastasidis’in siyasi eşitlik ve etkin katılım hakkı konularındaki olumsuz ısrarı ve geri adımlarından vazgeçerek “tamam ben varım” demesi durumunda Kıbrıs sorununun çözülmesinin mümkün olup olmayacağı sorusuna karşılık, şunları kaydetti:

“Bu tıkanma büyük oranda aşılır ve müzakere süreci bizim hep altını çizdiğimiz ve Genel Sekreterin de artık o noktaya geldiği şekilde ucu açık olmayan, sonuç odaklı bir stratejik anlaşma yönüne doğru evrilebilir. Bu yüzde yüz böyle olacak demiyorum ama şu anda benim gördüğüm, BM de artık bu işin incir ipi gibi uzamasından yana değil. Lute da her geldiğinde bu noktayı teyit ediyor, Genel Sekreter de bu yaklaşımı raporlarından teyit ediyor.”

“TIKANMA NOKTASI SAYIN ANASTASİADİS’İN YANLIŞ TAVIRLARI”

“BM’nin taraflarla çalışmalarını sürdürdüğünü ancak terms of reference konusunda bile anlaşmaya varılamaması, nereden başlayıp nereye gidileceğinde uzlaşılamaması durumunda, kimse bize yardımcı olmaz” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tıkanma noktası gerçekten de sayın Anastasiadis’in yanlış tavırlarıdır. Artık bunu gören sadece bir Kıbrıslı Türk lider olarak ben ya da siz gazeteciler değilsiniz. Rum tarafında da bu ciddi ciddi görülen, söylenen, yazılan eleştirilen bir konu haline geldi. Hatta kendi partisinin içinde bile… Rum gazetecilerden bazıları bana açık mektup yazmaya başladı, orada muhalefet partileri de Anastasiadis’i eleştiriyor. Anastasidis bu noktadaki olumsuz tavrını kaldırırsa mesele bir açılım noktasına gelebilir.”

“STATÜKO KİMSE İÇİN TEKİN DEĞİL”

Akıncı, “Kıbrıs sorunu bu kadar zaman çözümsüz kaldı da ne oldu? Çok şey oldu. Kıbrıs sorunu çözümsüz olarak ne kadar uzarsa, Kıbrıs için, Kıbrıs’ta yaşayanlar için iyi değil. Biz bu ülkenin geleceğinin belirsizlikten kurtulmasını istiyoruz” dedi. Eğer çıkmaz ilan edilirse Lute sürecinin de bitmiş olacağına işaret eden Cumhurbaşkanı Akıncı şöyle devam etti:

“Statüko da tekin değil, statükonun sürdürülebilir olmadığını da herkes söylüyor. AB üyeliği süreci bir fırsattı kaybedildi. Şimdi başka bir gerginlik alanı var. Doğal gaz konusu fırsata dönüştürülebilirdi, bana göre hala dönüştürülebilir. Ama gerginlik ve arzu etmediğimiz sıcak olaylara da neden olabilir.

Unutmayın bir de BM Barış Gücü olayı var. Temmuz’da yine gündeme gelecek. Kıbrıs’ta çözümsüzlük artık ilan edilirse orada durum ne olur, o konuda daha çok Rum tarafında kaygılar var.

Haliyle Kıbrıs’ta başarısızlığı bir daha ilan etmek, bu sorunu çözülemez noktaya vardırmak herkesin kolay kolay tercih edeceği bir şey değil. O nedenle ben henüz o noktaya gelmediğimiz kanaatindeyim ama eğer terms of reference konusunda anlaşma sağlanamazsa, Sayın Lute çıkmazı ilan edebilir. Biz bu ülkenin geleceğinin belirsizlikten kurtulmasını, daha iyiye, daha güzele gitmesini istiyoruz. Bunun için çözümü arzu ediyoruz, bununla siyasi eşitlik, güvenlik, özgürlük içinde herkes için bir çözüm olmasını arzu ediyoruz, onun için bunca yıldır çalışıyoruz. Dolayısıyla bunun 2004’te Annan Planı’nın ardından, bir de Crans Montana’da yaşandıktan sonra, yeniden bir çıkmaz ve bir olumsuzluk ilanı, hiç olumlu olmaz. Ben olaya böyle bakıyorum. Temkinli olmak akıl işidir.”

“ORTAK ZENGİNLİĞİMİZ OLDUĞUNU HERKES KABUL EDİYOR”

Türkiye’nin bazı bölge ülkeleriyle ilişkilerinde yaşadığı sorunların Anastasaidis’e Yunanistan’la birlikte bir takım üçlü iş birlikleri yaratma şansı tanıdığına işaret eden Cumhurbaşkanı Akıncı, bölgede Türkiye’nin boşluğunu bir şekilde doldurma gayretine girildiğini ancak Türkiye yöneticilerinin sıklıkla ifade ettiği şeyin, büyük devletler tarafından da görüldüğünü belirtti. Türkiye’nin de önemli bir bölge aktörü olduğunu anımsatan Akıncı, “Toplumlar, yönetimler, tavırlar, anlayışlar değişir ama Türkiye bu bölgededir, dolayısıyla Türkiye’yi her konuda dışlayarak bir yere varmak da kolay değil” dedi.

Akıncı, şunları dile getirdi:

“Rum tarafı eğer doğal zenginlikler konusunda tek başına ilerleyecekse gerginlik olacak. Bu konuda komite kuralım, bu işi beraber konuşalım, eğer bulunacaksa bu hepimizin ortak zenginliği değil mi dedik. Ortak zenginliğimiz olduğunu kabul ediyorlar ama ‘müzakere başkadır bu benim egemenlik alanımdır’ deyip doğalgaz konusunu konuşmak istemiyorlar. Eğer Doğu Akdeniz’de istikrar, huzur, barış istiyorsak Kıbrıslı Türklerin ve Türkiye’nin bu denklemin dışında tutulmaması gerekiyor, bu akıl işi değil. Karşılıklı bağımlılıkları yaratmadan ne uzlaşma ne huzur ne barış gelir”.

Kıbrıslı Türklerin doğal gaz gelirlerinden payının bir hesaba konulacağı yönündeki açıklamalar olduğunun hatırlatılması üzerine Akıncı, “Sayın Anastasiadis’in sadece lâfına güvenerek bu konuda yan gelip yatabilir miyiz?” diye sordu.

NÜFUS SAYIMI VE YENİ VATANDAŞLIK YASASI

“Nüfus rakamı üzerinde devlet organları kendi aralarında bir uzlaşı sağlayamaz mı?” sorusu üzerine Akıncı, bir ülkedeki nüfusun sayısının, yetkililerin bir rakam üstünde anlaşması, uzlaşması demek olmadığını belirterek, önemli olanın, o rakamın gerçekte ne olduğunun bulunarak bilinmesi olduğunu vurguladı.

Nüfusun tam olarak kaç olduğunu kendisinin de, hükümetin de bilmediğini, bu nedenle hükümetin kendi programına ‘sağlıklı bir nüfus sayımı gerekir’ yazdığını anımsatan Cumhurbaşkanı, hükümetin 2018 yılında nüfus sayımını bütçeye de koyduğunu ancak ekonomik kriz nedeniyle yapılamadığının açıklandığını, bunun hala bir ihtiyaç olduğunu ifade ederek, “Bu yıl yapamıyorsak seneye yapalım” dedi.

“Bazı haksız yakıştırmalar yapılıyor ‘Cumhurbaşkanı bu konulara seçim yaklaşıyor diye giriyor, gereksiz zıtlaşmalar yaratıyor, toplumu bölüyor’ gibi sözler okuyorum ve anlamakta zorlanıyorum” diyen Akıncı, “Ben vatandaşlık ve nüfus konularıyla öteden beri ilgilendim. Daha önceki hükümetle de konuştum, bu hükümetle de konuştum, ilgili bakanla da konuştum. Vatandaşlık yasası konusunda yapılan çalışmalarla ilgili bilgi istedim, daha tam bilgi alamadım. Herhalde yakın gelecekte alacağız. Netice itibarıyla beni ilgilendiren bir diğer yönü ise, vatandaşlık konusunun müzakerelerde de yer alan bir konu olmasıdır.” şeklinde konuştu.

Müzakerelerin devam ettiği dönemde KKTC İçişleri Bakanlığı’nın kendisine vatandaş sayısı ile ilgili verdiği resmi bilginin 220 bin olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı, “Bu rakam bize iletildiği zaman 30 bininin yurtdışında yaşadığı ayırımını da yaptılar. Biz de müzakerelerde hiçbir ayrım olmaksızın, köken farkı gözetilmeksizin, İçişleri Bakanlığımızın verdiği bütün vatandaşlarımız ileride federal cumhuriyetin de vatandaşı olacaklar sonucunu aldık. Sonra aradan 3 – 3 buçuk yıl geçti, aynı bakanlığın bugünkü verileri çok farklı bir noktaya geldi. 220 bin olan toplam vatandaş sayısı 350 bin oldu, arada 130 bin fark. O zamanki mi yanlış, bugünkü mü yanlış bilemiyorum. Ben bunu sorguladım. Ben herhangi bir rakam telaffuz etmedim. Sadece gerçeği bilmek istiyorum” dedi.

“EL BİRLİĞİYLE CİDDİ BİR NÜFUS SAYIMI YAPALIM”

“Meclis’te 252 bin rakamı açıklandı, bunun sadece Kıbrıs’ta yaşayanlar olduğu izah edildi, 350 bine yaklaşık 100 bin fark var, yani 3 – 3 buçuk yıl önce yurtdışında yaşayan KKTC kimlik kartına sahip kişilerin sayısı 30 bin iken, şimdi 100 bin mi oldu? Maliye Bakanı da 800 bin diyerek farklı bir rakam verdi. Telefon, araba, ekmek sayısına göre tahmine ne gerek var? Doğru düzgün bir sayım yapılır, herkes de neyin ne olduğunu bilir. Biz nüfusumuzu bilmek zorundayız. 800 bin varsa 400 binden fazla kaçak yaşayan mı var, bilmiyorum. Bunları Cumhurbaşkanının bilmemesi olamaz. Elbirliği ile ciddi, güvenilir bir nüfus sayımı yapalım.”

“BİLMEK HERKESİN HAKKI”

“Müzakere döneminde verilen 220 bin rakamının 2016 yılı sonuna kadar geçerli olduğuyla ilgili bir kaydımız vardır” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı, şöyle konuştu:

“Biz 2016’dan sonra o rakama bağlı değiliz ama bu ülke de nereye gidecek, ne kadar vatandaşı olacak, nasıl olacak, bunları da bilmek herkesin hakkı. Benim şahsi kanaatim öteden beri değişmemiştir. Orada yaşamı çevirecek makul sayıda bir nüfus her toprağa gereklidir ama sırf çoğalalım anlayışı hiçbir zaman tasvip ettiğim bir anlayış olamaz. Nüfusumuzun sayısı ne isterse olsun yaşatacağınız hayatın kalitesidir önemli olan. Eğer bir planlama yapacaksanız bilmek zorundasınız. Nüfus en önemli veridir.”

“VAR GÜCÜMÜZLE ÇALIŞMALIYIZ”

50 yıldır devam eden Kıbrıs sorununun çözümünün herkes için iyi olacağını belirten Akıncı, şöyle dedi:

“Çözümün kaybedeni olmayacak. Kıbrıs Türk halkına ve özellikle gençlerimize çok yeni ufuklar açacak. Benim görev sürem boyunca bu imkân doğsun diye uğraşmaya devam edeceğim, eğer böyle bir olasılık çıkarsa da bunu sonuna kadar zorlayacağım. Ama bunu yaparken diğer konularda da yapabileceklerimiz var, onları da bıkmadan, usanmadan, zorluğunu bile bile, çözümsüzlüğün yarattığı ek sorunları da bile bile üstesinden gelmek için var gücümüzle çalışmalıyız”.

2020 SEÇİMLERİ

2020’de Cumhurbaşkanlığı’na devam etmek için aday olmaya karar verip vermediği sorulan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, şu cevabı verdi:

“2015 seçimlerde adaydım, şimdi Cumhurbaşkanıyım. Şu an bu görevdeyim. Karar verdim mi? Hayır karar vermedim, seçime daha bir yıldan fazla zaman var. Günü gelince değerlendireceğim”.

Bir soruya karşılık, “Her parti kendi adayını gösterebilir. Her partiye saygım var. Partilerin aday gösterip göstermeyeceği, kimi aday gösterecekleri tümüyle kendilerini ilgilendirir. Ben seçime bağımsız girdim, yine aday olmaya karar verirsem, tarafsız ve bağımsız aday olurum” diyen Cumhurbaşkanı Akıncı, “Kıbrıs Türk halkı vicdanlı bir halktır. Elini vicdanına koyan kimse Akıncı çözüm için çaba harcamadı diyemez” ifadelerini kullandı.

Zorlu Cezaroğlu

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER