GÜRCAFER: "ÖNCE KENDİMİZDEN BAŞLAMALI, ÖNCE KENDİMİZLE YÜZLEŞMELİYİZ”

GÜRCAFER: "ÖNCE KENDİMİZDEN BAŞLAMALI, ÖNCE KENDİMİZLE YÜZLEŞMELİYİZ”

KTİMB Başkanı Cafer Gürcafer, Gazimağusa, İskele, Yeniboğaziçi Geçiş Süreci Emirnamesi ile ilgili açıklama yaptı. Gürcafer, “herşeyden önce kendimizden başlamalı, aynaya bakıp kendimizle yüzleşmeli, özeleştirimizi yapmalıyız” dediği açıklamada, yaptıkları emirname çalışmasında tüm dere yataklarının, sit alanlarının, surlar içi ve sur çevresinin, göletin ve sulak alanların korunmasını öngördüklerini vurguladı. Açıklama şöyle:
“Gazimağusa, İskele, Yeniboğaziçi Geçiş Süreci Emirnamesi ile ilgili olarak geldiğimiz noktada, herşeyden önce kendimizden başlamalı, aynaya bakıp kendimizle yüzleşmeli, özeleştirimizi yapmalıyız. Gereken özeleştiriyi yapmadığımız sürece, kırk yıldır nasıl geldiysek bir kırk yıl daha öyle gideceğimizden kimsenin kuşkusu olmasın.
1974 yılından sonra bir anda kendimizi içerisinde bulduğumuz rant düzeni ve onun yarattığı rehavetin toplum olarak bizleri bencilleştirdiğini kabul etmemiz gerekir. Toplumda büyük çoğunluğun bu düzenin etkisi altına girdiği aşikardır.
O dönemlerde dar kesimleri mutlu eden bu davranışlar birilerinin seçilmesine, birilerinin zengin olmasına yardımcı olarak mutlu ettiyse de bugün onların çocukları ve torunları da toplumun bir bireyleri olarak bu düzenin yarattığı acıları yaşamaktadırlar.
Verilmemesi gereken dere yatakları verilmiş, dağıtılmaması gereken sahiller dağıtılmış, yol su kanalizasyon arıtma tesisleri, okul, hastahane, orman, yeşil alan ihtiyaçları kısaca gelecek kuşaklar düşünülmeden hareket edilmiştir.
Geçmişten günümüze yapılmış olan yanlışların ve suistimallerin bedelini her zaman bir şekilde ödenir. Düzelmezsek ödetmeye de devam edecektir.
Kimi zaman can kaybı, kimi zaman mal kaybı, kimi zaman ise siyaseten toplum olarak ağır bedeller ödedik. Yaşanan her acı olaydan sonra üzüldük, ağladık ama yanlışları düzeltmek yerine yaşanan olaydan nasıl populist rant elde edebilirizin peşine düştük, nasıl popüler olurumun hesabını yaptık.
Son yaşadığımız sel felaketinde de dört gencecik evladımızı yitirdik. Toplum olarak tarifi imkansız bir acı yaşadık.toplumun bu acılı halinde herzamanki gibi malum çevreler bir daha yaşanmaması için neler yapılması gerektiğine değil, ‘nasıl popüler olurum, nasıl bundan rant elde ederim’in peşine düşmüş durumda.
Filmi başa aldık yine seyirediyoruz. Film gereği yine bir günah keçisine ihtiyaç var. Bir günah keçisi bulmaları ve yollarına devam etmeleri lazım. Öyle de yaptılar. Mağusa, Yeniboğaziçi, İskele bölgesini kapsayan emirname tartışmaları, sel felaketine denk geldi ve işin en kolayı emirnameye karşı olan müteahhitleri sorumlu tutmaktı. Hatta daha ileri gidip müteahhitlerimizi katil ilan etmekti! Tüm hayatları boyunca toplum adına hiç bir proje üretmemiş olan bu kesimler hiç acımadan bunu yaptılar. Her zaman yaptıkları sosyal medya kahramanlığı aracılığı ile “kazandığınız paralarla getirin ölen çocuklarımızı geri” deyebilecek kadar ileri gittiler ve insanların yüreklerindeki acıya rağmen alkışlanmak istediler. Alkışı da aldılar herhalde. Onlar her zaman böyle davranmaya da devam edecekler.
Bize düşen görev ise onlara cevap vermek değil, halkın doğruları anlamasını sağlamaktır. Yapılması gerekenleri halka anlatmak ve olanların halk vicdanında yargılanmasına ışık tutmaktır.
Lapta’da sel baskını oldu mu, oldu. Alsancak’ta sel baskını oldu mu, oldu. Dikmen’de sel baskını oldu mu, oldu. Peki buralarda geçerli emirname var mı,var. Lefkoşa’da sel baskını oldu mu, oldu. Peki Lefkoşa’da imar planı var mı, var. Demek ki emirname veya imar planımızın olup olmamasıyla sel baskınlarının bir bağlantısı yoktur. Peki o zaman neyle bağlantısı var? Esas sorulması gereken soru budur.
Dere yatağının içerisine otel veya benzer inşaat yapıldığı için derenin akması engellenmiş ve sular yön değiştirerek yaşam alanlarının içerisine akmıştır. Peki soruyorum:
1)Dere yatağının içinde tapuyu kim ve neden verdi?
Cevap: İskan Bakanlığı ve Tapu Dairesi verdi.
2)Dere yatağına yapılan bu inşaatın ruhsatını kim verdi?
Cevap: Kaymakamlık ve Belediye verdi.
3)Dere yatağına otel inşaatına planlama onayını kim verdi.
Cevap: Şehir Planlama Dairesi verdi.
Peki hal böyleyken, bu kadar açıkken müteahhitleri suçlayan, timsah gözyaşları döken bu kesimler bunun hesabını sordu mu, hayır. Yapılması gereken tüm bu süreçte ihmali ve bilerek veya bilmeyerek yanlışı olanların tespit edilmesi ve yargıya havale edilmesidir.
4)Girne - Lefkoşa ve Girne dağ yolu projelerinin tarafımızdan trafik güvenliği için halk adına incelenmesi hususunda inşaat mühendisleri odası ve müteahhitler birliği tarafından 21 Mayıs 2018 ve 24 Mayıs 2018 tarihlerinde ekteki yazılar bayındırlık ulaştırma bakanlığı karayolları dairesine gönderilmiş ,söz konusu yazıda yerinde de inceleme yapılması için izin istenmiş ama devlet tarafından kayıtsız kalınmış cevap bile yazılmamıştır. Peki bunun hesabı soruldu mu, hayır sorulmadı!
5)Ülkesel fizik planı yapılması için Müteahhitler Birliği tarafından defalarca eylem yapılmıştır.
6)Tüm ülkede sosyo ekonomik kalkınma planları ve tüm ülkeyi kapsayacak imar planlarının yapılması için Müteahhitler Birliği tarafından defalarca eylemler yapılmıştır.
7)Bir yıllık bir çalışma neticesinde ülkesel kalkınma ve strateji planlaması yapılmıştır.
8)Mağusa, Yeniboğaziçi ve İskele imar planlaması çerçevesinde çalıştay yapılmıştır.
9)Daha bunun dışında toplumu ilgilendiren birçok konuda proje üretmiş birçok konuda da çalışmaları devam etmektedir. Peki soruyoruz bu kesimlere, aceba onlar ne yaptı? Facebook’un başında oturarak, bisikletle gezerek, entel görüntü vermenin dışında ne yaptılar? Sirtagi oynayarak, karşılıklı zivaniya içerek Kıbrıs sorununu çözecekleri hususunda toplumu kandırmanın dışında ne yaptılar? Kıbrıs Türk toplumunun toplumsal varlığını sürdürebilmesi hususunda, çocuklarımızın göç etmemesi için, bu toplumun ekonomik özgürlüğünü kazanması için doğru veya yanlış, hangi çalışmayı yaptılar? Bu ülkede toplumun kendi kendine yeterek huzur içerisinde özgürce yaşayabilmesi için hangi çalışmayı yaptılar? HiÇ!
“Rantçılar” diye suçlanan ve temsil ettiğim kesim on binlerce KKTC çalışanına ekmek sağlamakta ve yaşanan ekonomik krizde ay sonu çalışanlarını ödemekte zorlanmaktadır. Ama herşeye rağmen varlığını sürdürmek ve ülkedeki çarkın dönmeye devam etmesi için çalışmaktadır.
Öte yandan bazıları için haklı haksız baba tarafından bırakılan mirasın verdiği huzur ve gelecek kaygısı olmadan yaşamak kolay. Bunun verdiği rahatlıkla bir taraftan kaliteli şarabı yudumlayarak diğer taraftan da sosyal medyada birilerini karalayarak yaşamak çok kolaydır bu okumuş cahiller için. Eğer araştırırsanız belki de geçmişte dağıtılan ve bugün birçok sıkıntıya sebebiyet veren rant oyunlarının uzantılarının bunlara kadar dayandığını da görebilirsiniz. Bunları iyi tanımanız lazım.
KTİMB’nin ne yaptığı ortadadır. Yanlışı da olmuştur belki ama toplumsal varlığı için gece gündüz çalışmaktadır.Emirname olayına karşı çıkmamızın da bir temeli vardır. Hazırlamış olduğumuz çalışmada tüm dere yataklarının, sit alanlarının, surlar içi ve sur çevresinin, göletin ve sulak alanların korunmasını öngördük. Tarımsal alanların korunmasını, köy dokularının korunmasını ön gördük. Bunun yanında yatırımcıların ve halkın zarar görmemesi hususunda da birtakım görüşler ortaya koyduk. Bu çalışmayı yaparken de çalışmanın içerisine müteahhitleri değil uzman hocalarımızı koydu.
Hükümet ve tüm kesimlerce kabul görmüş olan bu çalışmamızın yüzde doksan dokuz oranında red edilmesinin sebebinin de popülizim olduğunu biliyoruz ve bu nedenle red ediyoruz.

Zorlu Cezaroğlu

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER