“Atatürk’ün dediği gibi her fabrika bir kaledir”

“Atatürk’ün dediği gibi her fabrika bir kaledir”

 Sanayi Odası Başkanı Candan Avunduk, Merkez Bankası kayıtlarına bakılırsa tahmin edilmeyen varlıklı insanların tahmin edilmeyecek borçları olduğunu belirterek, söz konusu borçların pandemi yanında birkaç yıldan beridir yaşanan döviz krizlerinden dolayı da oluştuğunu söyledi.

Özel sektörün çalıştırılmasına izin verilmediği için gelirlerin düştüğünü belirten Avunduk, “Yurt dışından turist ve yatırımcı gelmesine izin verilmediğini, otel, casino ve müteahhitlerin iş yapamadığını belirtti.

Avunduk, “Büyük müteahhitlerin elinde stoklar birikti, binaları satamıyor. Ülkedekiler ise satın alamıyor. Bırakın, müteahhit para kazansın, piyasaya ve devlete versin. Ev satılırsa gelen yerleşir ve alışveriş yapılır” dedi.

Candan Avunduk, Haber Kıbrıs Web TV’de yayınlanan “Markaj” programına katılarak, Ali Baturay’ın sorularını cevaplandırdı.

Ülkenin bir an evvel kurallara bağlı olarak açılması gerektiğini savunan Avunduk, “Dubai’ye, KKTC’deki PCR testi ile gittim. Restoranlar açık ve mesafeli oturuluyor. Fuarda kurallar var, denetleniyor. Maskeyi yemek yerken çıkardık. Dünya, denetim yapılırsa açık kalmanın sorun olmadığını anladı” ifadelerini kullandı.

Covid-19’un çaresinin belli olduğuna dikkat çeken Avunduk, “Aşı yanında uyulması gereken 3 kural var. Uyulursa ve denetlenirse, sağlık sistemi etkilenmez. İnsan akışı başlar, ekonomi düzelir. Ülkemizin yeraltı ve üstü kaynakları ile birikmiş parası yok. Dıştan da yardım gelmiyor. Devlet kendi yükümlülüklerini yerine getiriyor, memur maaşlarını ödüyor ancak özel sektörün de yükümlülüklerini yerine getirmesi isteniyor. Özel sektör kaderine bırakılıyor” şeklinde konuştu.

Salgın nedeniyle sanayide faaliyet gösteren bir işletmenin faaliyetlerine ara verdiğini anlatan Avunduk, “Merkez Bankası kayıtlarına bakılırsa tahmin edemeyeceğiniz insanların tahmin edemeyeceğiniz borçları var. Borçlar, pandemi yanında birkaç yıldan beridir yaşanan döviz krizlerinden dolayı oluştu” dedi.

Özel sektörün çalıştırılmasına izin verilmediği için gelirlerin düştüğünden bahseden Avunduk, “Yurt dışından turist ve yatırımcı gelmesine izin verilmiyor. Otel, casino ve müteahhitler iş yapamıyor. Büyük müteahhitlerin elinde stoklar birikti binaları satamıyor. Ülkedekiler ise satın alamıyor. Bırakın, Müteahhit para kazansın piyasaya ve devlete versin. Ev satılırsa gelen yerleşir ve alışveriş yapılır. Toplu taşıma ve apartman toplu yaşam olmaması avantajımız” ifadelerini kullandı.

 Elektriğe yapılması gündemde olan zam hakkında konuşan Avunduk, “Elektrikte sanayiciye teşvik, mart ayına kadar verildi. Şimdi zam yapılacağı söyleniyor. Yüzde 15 zam, büyük bir rakam. Girdilerde artış olduğunu düşünmüyorum. Elektrik fiyatları hesaplanırken, yatırım giderleri de yansıtılıyor. Yatırım ve cari işletme giderleri farklıdır. Konunun hesap uzamanı değilim, zam yapılacak kadar radikal değişiklik olacağını düşünmüyorum” şeklinde konuştu.

KIB-TEK’in, ülkede en yüksek bütçeye sahip kurumu olduğuna dikkat çeken Avunduk, “Yıllardır kurumda şaibeler konuşulur. Şeffaf bir şekilde gelir ve giderler ortaya konulsun. Tartışmalar yaşanmasın. Spekülasyonlara son verilsin. El yordamıyla zam yapılsın mı yapılmasın mı diye konuşuruz. Devlet tasarruf yapmalı ve elektriğe zam yapmamalı” dedi.

Süt ve süt ürünlerinin elde kalmasıyla ilgili şikayetlere değinen Avunduk, “Bu aylarda süt verimi artar. Salgından dolayı ortalama 200 bin insanın adada olmadığını tespit ettik. Sütten yoğurt, hellim, ayran yapılır, satış yapılamıyor. Sütte iyi bir kriz yönetimi yapıldı. Salgından önce de sütlerin yola döküldüğü günler vardı” şeklinde konuştu.

 Süt ve ürünlerinde iç piyasanın tüketimi yanında ihracatta da sıkıntı yaşandığını anlatan Avunduk, “Türkiye’de restoranlar ve kafeler kapandı. İhracat durdu ve siparişler geri gelmeye başladı. Ramazan ayında olduğumuzdan dolayı Arap ülkelerine, kapanma kararı alınmasından dolayı Türkiye’ye ve doyumdan dolayı iç piyasaya satılamıyor. Bayramdan sonra belki yurt dışına satış yapılır diye umut ediliyor. Otel, kafe ve restoranların kapalı olmasından dolayı patateste de sütteki gibi sorun yaşanıyor” ifadelerini kullandı.

Tedarikçiler ve üreticiler arasında yaşanan fon tartışmasıyla ilgili konuşan Avunduk, “Kavgaya değil birleşmeye ihtiyacımız var. Hükümet doğru veya yanlış kararlar alabilir. Bize farklı yansır. Ülkedeki her sektör ayakta kalmalı ve çalışmalı. Üretmeyen toplumlar yok olmaya mahkûmdur. Pandemide üretimin önemini gördük” dedi.

Kıbrıs Türk sanayisinin son yıllarda çok geliştiğini anlatan Avunduk, “Ülkede artık çok önemli ürünler var. Yüzde 95’inin kalitelerinden şüphemiz yok. Dayanıklı tüketim mallarından günlük tüketim mallarına kadar kalite yüksektir. Ülke şartlarına göre fiyatlar iyidir, pahalı değiliz” diye konuştu.

 Hayatı ucuzlatmak için gerekli adımların atılması gerektiğini savunan Avunduk, “Dünyada en ucuz ülke Çin. Her şeyi oradan ithal edin, ülkede sorun çözüldü mü? Üretim şattır… Ülkemizde pandemiden önce maske ve dezenfektan üretimi yoktu. Ülkeler arasında alkol ve solunum cihazlarıyla ilgili ticaret yasağı konulmuştu. İthalatta sıkıntılar yaşandı. Ülkede üretilmeyen bir ürün varsa gelsin” dedi.

 Yerli üretici korunsun, kaynaklar dışarı gitmesin diye tüm dünyada devletlerin yerli üreticileri koruduğunu aktaran Avunduk, “Vahşi korumacılık olmamalı. Rekabet ortamı oluşması ve yerli üreticinin kendisini geliştirebilmesi için fonlar konulmalı. Ülkede elektrik çok pahalı, ithal ürünlerle nasıl rekabet edilecek? Bu sorunlar çözülmeli” ifadelerini kullandı.

Yerli ürünlerin kullanılmasıyla ilgili yapılan kampanyadan memnun olduklarına dikkat çeken Avunduk, “Halkımız tarafından özellikle geleneksel ürünler tercih ediliyor. Az bir fiyat farkı olsa bile yerli destekleniyor. Atatürk’ün dediği gibi her fabrika bir kaledir. Üretimin artması ekonominin iyileşmesi, refahın ve mutluluğun artmasıdır” diye konuştu.

Hellim tescili ve Yeşil Hat Tüzüğü üzerinden hellim ticareti hakkında da konuşan Avunduk, “Hellim tescili için 2007 yılından beri çalışıyoruz. Son dönemde önemli kazanımlar var. Hellim tescili ile aynı zamanda Yeşil Hat Tüzüğü’nün düzenlenmesini istedik. Yaptığımız eylem ve girişimlerden dolayı AB yetkilileri bizi muhatap aldı ve cevap verdi. Hellimde ülkenin iki tarafında da küçükbaş hayvan süt oranı ve şekli konusunda şikayetler var. İlgili makamlarla hellim üretilme aşamaları üzerinde çalışıyoruz” dedi.

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER