KİTAP OKUNAN EVDE BÜYÜYEN ÇOCUKLAR OKUMAYI DAHA ÇABUK ÖĞRENİYOR

YAZAR FATİH ERDOĞAN:  "KENDİSİNE YÜKSEK SESLE KİTAP OKUNAN BİR EVDE, AİLE ARASINDA SÖZCÜK OYUNLARI VEYA TEKERLEMELERLE BÜYÜYEN ÇOCUKLAR OKUMAYI DAHA ÇABUK ÖĞRENİYOR. UYAKLI VE RİTMİK METİNLERLE OLUŞTURULMUŞ ÇOCUK KİTAPLARININ ÖNEMİ DE BURADA ORTAYA ÇIKIYOR"

KİTAP OKUNAN EVDE BÜYÜYEN ÇOCUKLAR OKUMAYI DAHA ÇABUK ÖĞRENİYOR

 "İLKOKUL YILLARIMDA HAYATIMDA İLK KEZ TEK BAŞIMA BİR KÜTÜPHANENİN KAPISINDAN İÇERİ GİRDİĞİMDE BENİ GÜLÜMSEYEREK KARŞILAYAN KÜTÜPHANECİ ABLANIN BİR İNSANIN HAYATINI NASIL DEĞİŞTİRDİĞİNDEN HİÇBİR ZAMAN HABERİ OLMADI"

Yazar Fatih Erdoğan, "Kendisine yüksek sesle kitap okunan bir evde, aile arasında sözcük oyunları veya tekerlemelerle büyüyen çocuklar okumayı daha çabuk öğreniyor. Uyaklı ve ritmik metinlerle oluşturulmuş çocuk kitaplarının önemi de burada ortaya çıkıyor." dedi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Türk Kütüphaneciler Derneği tarafından organize edilen "55. Kütüphane Haftası" kapsamında Taksim'deki İstanbul Büyükşehir Belediyesi Atatürk Kitaplığı'nda "Beynimdeki Kütüphane" başlıklı bir konferans gerçekleştirildi.

Konuşmasına, "Kütüphane haftası gerekçesiyle bir araya gelen ama aslında kendi küçük veya büyük mekanlarındaki rafların arasında dolaşırken arada binlerce kilometre mesafe olsa da taşıdıkları çok özel ruh nedeniyle bence hep birlikte olduklarını düşündüğüm siz kütüphanecileri, söylemekten hoşlandığım şekliyle siz kitap insanlarını sevgiyle selamlıyorum." diyerek başlayan Erdoğan, kütüphane ile ilk kez nasıl tanıştığını anlattı.

Kütüphaneciliğin de öğretmenlik gibi karşılığı hemen alınamayan bir meslek olduğunun altını çizen Erdoğan, "İlkokul yıllarımda hayatımda ilk kez tek başıma bir kütüphanenin kapısından içeri girdiğimde beni gülümseyerek karşılayan kütüphaneci ablanın bir insanın hayatını nasıl değiştirdiğinden hiçbir zaman haberi olmadı." şeklinde konuştu.

Erdoğan, kütüphanecinin kendisini güler yüz yerine asık bir suratla karşılaması durumunda belki de kütüphaneden kaçacağını ve kitapların hayatında bu kadar yer almayacağını ifade etti.

 "SES DE BEYNİN FARKLI BİR BÖLGESİNDE İŞLENİYOR"

İnsan beyninin okumayı öğrenmesini bilgisayarın çalışma sisteminden de örnekler vererek açıklayan usta yazar, şunları kaydetti:

"Araştırmalar, beynin okurken sözcüklerin fiziksel özellikleri yanında sesini ve anlamını da sürekli olarak test ettiğini ve nihai kararını öyle verdiğini ortaya koyuyor. Ses de tıpkı anlam gibi beynin farklı bir bölgesinde işleniyor. Ayrıca sesten yararlanmak çocukların okumayı öğrenme aşamasında da önemli bir fark oluşturuyor. Kendisine yüksek sesle kitap okunan bir evde, aile arasında sözcük oyunları veya tekerlemelerle büyüyen çocuklar okumayı daha çabuk öğreniyor. Uyaklı ve ritmik metinlerle oluşturulmuş çocuk kitaplarının önemi de burada ortaya çıkıyor."

Kitapların ve kütüphanelerin hayatında önemli bir yeri olduğunu ifade eden Erdoğan, "Genetik mirasımın beynimde yüzleri ve nesneleri tanımak için ayırdığı bölgeyi 'beynimdeki bir kütüphaneye' çevirebileceğimi keşfetmiştim ama raflar boştu. Bu heyecan verici keşif, karşılığını ancak bir kütüphanede bulabilirdi." değerlendirmesini yaptı.

 "TELEVİZYON KİTABI BİTİREMEDİ"

Kütüphaneciliğin harika bir meslek olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Kitaba da tıpkı bir cerrahın kolesterol konusuna yaklaştığı gibi bilimle yaklaşmaktan, yani yaptığınız şeyi yapmaya devam etmekten başka yol yok." dedi.

Televizyonun günlük hayata yeni etki etmeye başladığı yıllarda ifade edilen 'Televizyon geldi artık kitap okumayı bırakacağız' düşüncesinin gülünç olduğunu dile getiren Erdoğan, "Televizyon kitabı bitiremediği gibi tersine merak güdüsünü kışkırttığı için kitaba ilgi de arttı." diye konuştu.

Erdoğan, televizyon gelmeden önce de herkesin harıl harıl kitap okumadığını, aynı durumun bugün de geçerli olduğunu belirterek, şunları ekledi:

"Tabletler, internet zaten kitap okumakta olan kitap düşkünü insanların kitapları bırakmasına sebep olmadı. Zaman zaman geçiş dönemleri olmuş olabilir ama aslında güncel medyalar veya iletişim araçları gençlerin yazıyla ilişkisini arttırdı. Tabii ki çocukların kitaptan ve edebiyattan uzaklaşması bütün dünyada da bir sorun ama bunun sorumlusunun gelişen teknolojiler ve internet gibi unsurlar olduğunu düşünmüyorum."

Konferansın ardından Erdoğan, kütüphane çalışanları ve okurlarla hatıra fotoğrafı çektirdi.

Kırk yıldan uzun süredir çocuk kitapları yazıp resimleyen, ayrıca AstridLindgren Ödülü'ne de birden çok kez aday gösterilen Fatih Erdoğan, çocuk edebiyatı öğretimi ve çocuk kitapları çeviri çalışmalarının yanı sıra çocuk edebiyatı yayıncılığı ve editörlüğüyle de tanınıyor.

Zorlu Cezaroğlu

YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER